On iki yıl aradan sonra, aynı “kelime” ile ilgili ikinci kez şok oluyorum, üzülüyorum, daralıyorum ve umutsuzluğa kapılıyorum!

On iki yıl önce, ilkokul ikinci sınıf öğretmeniyken, Türkçe dersinde zıt anlamlı kelimelerle yaptığımız etkinlik sırasında ‘savaş’ kelimesinin zıt anlamını buldurmaya çalışmış, aldığım cevaplar karşısında önce dehşete düşmüş, üzülmüş, sonra umutsuzluğa kapılmıştım![i]

Çocuklarla birlikte, ‘savaş’ kelimesinin zıt anlamını bulmaya çalışma etkinliğinde ortaya atılan kelimeler dehşete düşmeme, üzülmeme ve umutsuzluğa kapılmama neden olmuştu!

İşte cevaplar; “Düşman, şehit, terörist, Kürt, silah sıkmak ve Apo!”

Bir süre sonra ‘barış’ kelimesini buldurmuş ve dersimize devam etmiştik. Bu yaşantıdan sonra uzun süre duygu durumum değişmemişti.

Aradan on iki yıl geçtikten sonra, zıt anlamlı kelimelerle çalışırken yaşadığım üzüntü ve umutsuzluğu, pandemi günlerinde gündeme gelen uzaktan eğitim webinarlarından biri olan “Montessori Eğitiminin Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu” adlı hizmet içi eğitim sırasında, Montessori sınıf etkinliklerinden biri olan ‘Barış masası’ uygulamasını okul sosyal medya ağında paylaştığım süreçte yaşadım.

Okul müdürü ve müdür yardımcılarının da dâhil olduğu okul Whatshap grubunda, ‘barış masası’ etkinliğinin okulumuzdaki sınıflarda da uygulanması önerime, sadece üç arkadaş olumlu, bir arkadaş, ‘Öğrenciler arasında kavgayı ve çatışmaları özendirir mi?’ yaklaşımıyla çekimser, diğer arkadaşlar da ‘sessizlik’ ile cevap verdi.

Ya da sessiz kalarak cevap vermedi!

Oysa ‘Barış masası’ etkinliğine kaynaklık eden Montessori eğitim felsefesinin temelini; insanların birbirleri ile anlaşmanın yollarını aramaları ve kendilerini ifade etmeleri, oluşturur. Felsefe; çocukları dünya barışı için tek umut olarak görerek, kendi duygu ve düşüncelerinin farkında olan ve bunları ifade edebileceği yolları bilen çocukların ancak barış içinde bir dünya yaratabileceğini ileri sürer. Çocuğun eğitiminde, dünya barışının görüntüsü çizilmeye çalışılır. Irksal, dilsel, dinsel ön yargılar sorununun çözümüne çocukla başlanması gerektiğine inanılır. Bu anlamda, mutlaka kişiye evrensel görevi öğretilmelidir. Evrensel görevlerin anlaşılması ise manevi bir gelişmedir ve iç barışı sağlar. İç barış ise dünya barışının oluşturulmasına yardım eder. Çocuk bir birey olarak kendini anlayınca, çevresindekilere yardımda bulunur. Evrendeki yerini anlayınca başkalarına hizmet verir.[ii]

Gelelim ‘Barış masası’ etkinliğinin sınıfta nasıl uygulanacağına;

“Sınıfın uygun bir yerine kurulacak barış masası; çocukların dokunarak algılamaları için, müzik kutuları, düz taşlar veya küçük çiçekler gibi, dünyayı temsil edip betimleyen güzel, ilginç ve sakinleştirici nesneler ile doludur. Masada bir ayna olabilir, bu sayede çocuklar farklı duygular hissettiğinde nasıl görüneceklerini görürler. Barış Masası’nda rehberler, çocukların iyi bir dinleyici olmaları ve çatışmalara karşılıklı olumlu çözümler oluşturmaları için yardımcı olurlar. Burası aynı zamanda çocukların yalnız huzurlu bir an geçirebilecekleri bir yerdir. Çocuklar, arkadaşlarıyla sorun yaşadığında öğretmen rehberliğinde bu köşeye giderek sorunlarını kendileri çözmeye çalışır.”

Barış Masası etkinliklerinin yanında Montessori sınıflarında barış eğitimini destekleyici olarak;

-Nasıl ve ne zaman “Affedersin” demeliyiz?

-Bir arkadaşımızdan ya da yetişkinden nasıl yardım istemeliyiz?

-Eğer yalnız kalmak istiyorsak bunu arkadaşımıza nasıl söylemeliyiz?

-Sinirlendiğimizde ne yapmalıyız?

-Bir arkadaşımız zor durumda kaldığında ne yapmalıyız?

-Başkasının çalışmasını nasıl izleyebiliriz?

-Arkadaşımıza nasıl yardım etmeliyiz?

-Bir ziyaretçiyi nasıl karşılamalıyız, sorularıyla başlatılan etkinlik ve çalışmalar yapılır.

Çocuklar, bu ve benzeri sorular çerçevesinde etkinlikler yapar, sorun yaşadıklarında Barış Masasına giderek, öğretmen rehberliğinde kendi sorunlarını kendileri çözmeye çalışır.

Bu etkinliklerin, çocukların birbirleri ile anlaşmanın yollarını aramaları ve kendilerini ifade etmeleri anlamında onlara çok önemli katkılar sağlayacağı tartışma götürmez bir gerçekliktir.

Sorun; on iki yıl önce ‘Barış’ kelimesinin, ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin o tertemiz dünyalarında çağrıştırdığı olumsuz anlamlar ve ‘Barış Masası’ kavramına, sınıf öğretmenlerinin on iki yıl aradan sonra ‘sessiz’ kalmasına neden olacak kadar demokrasisiz bir ortamın oluşmuş olmasıdır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.