“Yurttaşlık” terimi, soyut düzeyde fazla tartışmalı olmayan bir kavramdır. Siyasal bir topluluğun parçası olunduğunu ifade eder; topluluk içinde belirli etkin davranış biçimleri içinde olunacağına işaret etmenin yanı sıra tüm yurttaşları, eşitlik statüsünün beraberinde getirdiği hak ve görevler bakımından eşit kılar. Oysa pratikte yurttaşlık, özellikle Avrupa’da, çok tartışmalı bir kavram olmaya devam etmektedir. Bunun nedeni, yurttaşlığın salt yasal değil, aynı zamanda ülkenin siyasal kültürüne kök salan bir kavram olmasıdır.[i]

Ülkemizde de yurttaşlık kavramı, yapılan tartışmalarda çoğu zaman yasal statüsünden çok siyasal içeriğiyle ele alınır, değerlendirilir. Bu ele alış da yurttaşların eğitim-kültür seviyesi, siyasal değerlendirme ve tercihlerinin optimalitesi, bir arada yaşama anlayışları ve gelecek tahayyülleri noktasında düğümlenir.

Oysa yurttaşlık, demokrasi ve demokratik yaşamla birlikte anılması gereken bir kavramdır. Demokrasi ve demokratik toplum da demokratik bir eğitim sürecini yaşamadan gerçekleşecek kavramlar değildir.

Avrupa ülkelerinde, demokratik yurttaşlık eğitiminin içeriği ve yöntemi üzerine yapılan tartışmalarda ve düşünme süreçlerinde, demokratik ilkelerin toplumda en iyi nasıl geliştirileceğine ve güçlü demokrasinin nasıl inşa edileceğine ilişkin, birbiri ile bağlantılı üç aşama önem kazanmış görünmektedir:

-Siyasal ve toplumsal kurumların demokratikleştirilmesi;

İlk olarak, siyasal ve toplumsal kurumlarda, özellikle okullarda, demokratik yapılar ve yöntemler oluşturulmalı ve bunlar geliştirmelidir. Dinamik ve sürekli değişen bir ortamda okulların hem öğrencilerinin hem de içinde yer aldıkları çevrenin gereksinimlerini karşılayabilmesi için yaşlı ve genç tüm paydaşlarına katılım olanakları sağlayabilmesi gerekir.

-Demokratik tutum ve eğilimlerin teşvik edilmesi;

İkinci olarak, yurttaşlarda demokratik tutum ve eğilimler oluşturmanın ve bunları geliştirmenin yeni yolları bulunmalıdır. İşbirliğine açık, hoşgörülü ve sorumlu yurttaşların giderek gelişeceği çerçeve ve koşulların yaratılmasında özellikle okullar çok belirleyici rol oynayabilir.

-Bir “yaşam tarzı” olarak demokrasinin geliştirilmesi;

Üçüncüsü, demokrasiyi sadece resmi bir süreç olarak değil, bir ilişkilenme biçimi, bir “yaşam tarzı” olarak geliştirmek ve büyütmek gerekiyor. Bu, sivil toplum kuruluşlarına önemli bir rol biçmenin yanı sıra, işe en küçük çocuklardan başlamak, okulöncesi eğitim kurumlarında ve okullarda demokratik bir kültür yaratıp, yetişkinler kadar çocuk ve gençlerin de seslerinin duyulmasını sağlamak gerektiğine işaret ediyor.

Avrupa’da, demokratik yurttaşlık eğitimi ile ilgili olarak tartışılan bu süreçler ne yazık ki ülkemizde ya hiç işlememekte, ya da kâğıt üzerinde kalmaya devam etmektedir. Siyasal ve toplumsal kurumlarda, özellikle de okullarda demokratik yapı, yöntem ve süreçlerden söz etmek mümkün değildir. Okulların idari olarak merkezden yönetimi yetmezmiş gibi, eğitim yöneticilerinin de, okulları yönetirken demokratik eğitim liderliğini sergilediğini söyleyemeyiz. Bunun sonucu olarak da, okullar, eğitim yöneticileri tarafından yönetilen; öğretmen, öğrenci, veli ve okul çevresindeki yurttaşların katılımının olmadığı birer anti-demokratik yapıya dönüşmüş durumdadır. Böylesi yapılardan da demokratik tutum ve davranışları benimsemiş yurttaşların yetişeceğini beklemek zordur. Okullarda, demokrasiyi yaşatacak ve geliştirecek yapıların olmayışı tam bir handikaptır. Geçmişte, öğrenci kulüpleri ve okul meclisleri yoluyla az da olsa öğrenci ve veli katılımını hayata geçiren demokratik uygulamaların hiçbir gerekçe gösterilmeden yürürlükten kaldırılması, okullardaki demokrasi uygulamalarına en büyük darbe olmuştur.

Siyasal ve toplumsal kurumların demokratikleştirilmesi, demokratik tutum ve eğilimlerin teşvik edilmesi ve bir yaşam tarzı olarak demokrasinin geliştirilmesi çerçevesinde geliştirilecek bir  yaklaşım, yurttaşların kendi çevreleri olan okul, mahalle, şehir, ülke, Avrupa, hatta dünya  için sorumluluk üstlenme yetenek ve isteği üzerine oturan katılımcı ve çok boyutlu bir demokrasi anlamına gelir. Yurttaşların resmi siyasal süreçlere olduğu kadar sivil topluma da aktif biçimde katılımını vurgular. Bu tür aktif yurttaşlık, demokratik toplumların canlılığına ve hayatiyetine katkıda bulunur. Resmi siyasal süreçleri güçlendiren ve canlandıran, yurttaşların daha geniş kamusal alana katılımıdır. Okullar kamusal alanın parçası olduğuna göre, demokrasi ile eğitim arasında daha güçlü bağlar kurulmasına ve okulların hem gençler hem de yaşlılar için demokrasiyi öğrenme yerleri olarak geliştirilmesine yoğunlaşılması gerekir.

 

[i] Sühan Muratlı, Ayşe Berktay Hacımirzaoğlu. (2011). Toplum Yararına Okullar. ERG.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.