Türkiye Cumhuriyeti Devleti’miz; Osmanlı’nın üzerinde yükseldiği, kadim Türk Devlet geleneği, Büyük İskender’in kurumları üzerine konan Roma Devleti (zira tarihte başka bir örneği olmayan şekilde bir hanedan başka bir hanedan tarafından cebren sona erdirilmiş ve başkenti  artık halef devletin başkenti olmuş ve Osmanlı sultanları artık Roma hükümdarları gibi ‘’ Kayser‘’ unvanını kullanmaya başlamıştır) ve Selçuklu Devleti’nin bürokrasisinden, içtimai hayatına kadar her türlü mirasının, tecrübesinin avantajına sahiptir. Bin yılların yerinde duramayan köklü dinamik bir milleti ile; köklü, büyük, disiplinli bir bürokrasisi; yine bin yılların mücadelesinin getirdiği tecrübe, mücadele ve devlet-millet geleneği ile disiplinli, savaşma ve mücadele azmi ile dolu, bu özellikleri ile de dünyada örneği zor bulunan bir orduya sahiptir. Hatta bu tarih ve ‘ motivasyon’ ile; İslam medeniyetinin en sofistike hali, en ileri örneği Osmanlı’dan kalan bu bürokrasi ile ve hatta en önemli örneklerinden birisi olan yine Osmanlı’dan miras Halifelik kurumunun şu an kanunda yazan haliyle TBMM’nin kendisinde ‘’ ( bir şeyin içinde saklı bulunan var olan anlamında) mündemiç ‘’ olması ile de devlet tarihimizdeki Türkiye Cumhuriyeti sürecimiz sadece motivasyon olarak değil bu muhteşem geçmişle organik bağlar ile de bağlıdır. Bunun bilincinde olan dünya devletleri de hem zihniyet olarak hem de protokol olarak ülkemize ve devletimize bu muazzam organizasyona uygun tarafımız açısından kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz davranış biçimleri sergilemektedirler. Ülkemizdeki bu müthiş tarihi motivasyon, bürokratik gelenek, devlet mirası düşünüldüğünde; vatandaşların buna katkısı ve bundan faydalanması durumunda ‘’ sivil toplum’’ adı altındaki faaliyetler, tüm dünyada da hal zaten böyle iken, çok önemli olmaktadır. Bu devasa ciddi organizasyon halkı ile ne kadar çok ve verimli organik bağ tesis ederse o kadar çok verimli bir şekilde işleyerek gücüne güç katmış olacaktır. Tarihimizden net bir örnek verecek olursak istisnai kötü örneklerinin aksine mesela ordumuz da vatandaşlarımızın tarihten beri bir nevi ‘ sivil toplum’ zihniyetinde katkısıyla ‘’ Peygamber ocağı‘’ unvanıyla anılır olmuştur ve bu katkıya göre zamanla bu unvanı daha çok da hak edecektir.

Halkımızın kadim tarihten beri gelen devlet sürecimize katkısı ‘’ sivil toplum’’ ifadesiyle tanımlanan faaliyetlerin verimine göre de zaman zaman olumlu veya olumsuz vakalar şeklinde cereyan etmiştir. Hizipçi faaliyet peşinde koşan topluluklar veya terör veya devlet-millete faydadan ziyade sadece kendi çıkarı etrafında toplananlar-organize olanlar yüzünden zaman zaman insanımız acılara maruz kalmış ve ülkemiz büyük felaketler atlatmıştır. Kötü amaçları da olsa belli grupların organizasyon-birliktelik gücüyle etkili olmaları ve ülkemize büyük zararlar vermeye kalkışmaları dikkat çekicidir. Halkımız da buna karşı kendi ‘ devlet-millet-sivil toplum’ faaliyetini çeşitli hukuka-vicdana uygun araçlarla gerçekleştirmiştir. Daha fazla sivil toplum faaliyeti yukarıda bahsedilen devasa-ciddi-güçlü organizasyona, daha fazla faydalı katkıyı ve devlet faaliyetlerinde daha yararlı şerhler düşülmesini sağlayacaktır. Zira devletimizin sahip olduğu bürokrasi aygıtı önemli bir avantaj olduğu gibi gerekli devlet etme şerhleri ve devlet felsefesi eksikliğinde dezavantaja dönüşebileceği de tarihi örneklerden bahisle sabittir. Sivil toplum faaliyetlerinin devlet faaliyetlerinde olumlu yönde katalizör etki yapması ile ifade kanallarının verimli çalışarak devlet-milletin daha verimli şekilde kendini tamamlaması ile terör ve anarşi faaliyetleri bile daha aza inebilecektir.

Memur olmayan vatandaşlarımızın aksine siyasi partilere üyelik hakkı bulunmayan devlet memurlarının durumu düşünüldüğünde ise meslek derneklerinin faaliyetleri bu devlet-millet sürecinde daha fazla olumlu katkıyı sağlamaya yarayan en önemli araçlardandır. Ceza infaz kurumlarımız ve burada çalışan memurlarımız düşünüldüğünde ise, dernekler; sorunlarımızın hem tarafımızca hem de devlet ve milletimizce idraki, hem daha hızlı çözümü için toplanma, birliktelik-organizasyon ve müzakere açısından elzem gözükmektedir. Yanlışlıklara düşmeme ve tarafımıza da zarar vermeme açısından hukuk ve devlet ciddiyeti çevresinde ceza infaz kurumlarına hitap eden derneklere ve faaliyetlerine destek, katkı; hatta diğer memur guruplarına ve devlet faaliyetlerine ‘’ sivil toplum’’ babında olumlu katkı ve destek, hiç olmazsa sosyal medya platformları etrafında birleşerek devletimizi ileriye taşıma gayreti; hamiyetperver, fedakar ve birçok zorluklarla birlikte devletine hizmet etmeye çalışan ceza infaz kurumları personeline yakışandır.

Zira her bir Türk ferdinin ödevi: Cumhuriyet sürecinde ‘’ muasır medeniyetler seviyesi‘’ ifadesi ile bir şekilde ‘’ resmiyet’’ de kazanmış olan; kadim tarihimizden beri gelen kabına sığmama-daima ileriye gitme geleneğimize uygun olarak;  öncelikle namusumuz ve şerefimiz adına ve daha sonra da her şeyin hercümerç olduğu şu dünyada insanlığa hizmet adına, devletimizi, kurumlarımızı, memurlarımızı, insanımızı korumak ve onu daima ileriye taşımaya çalışmaktır.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.