Etiket ve Şikayet Sendikacılığı Türk Eğitim Sen’in Yeni İcadı mı?

Etiket ve Şikayet Sendikacılığı Türk Eğitim Sen’in Yeni İcadı mı?
Ben bu etiket ve şikayet dümenini,4688 Sayılı Sendikalar Kanunu’nu hiçe sayarak hakkımızda açılan soruşturmadan biliyorum. Genel Başkanlarını eleştirdiğim twet ve yorumlarım ne hikmetse hemencecik tetikçi haber(!) sitelerinde sürmanşet olmuştu. Ben de “meyvesi olan ağaç taşlanır” diye kendimi avuturken(!), hakkımda -henüz ülkede kimliği tespit edilemeyen bir kişi(!) tarafından- yapılan şikayet üzerine soruşturma açılmıştı.

Yenilgiyi kabul etmeyip oyunbozanlık edene mızıkçı denirdi çocukluğumuzda. Hele bazıları vardı ki evlere şenlik. Bir büyüğü geldiğinde hemen yanlarına koşar, oyunun kurallarına göre defalarca yenilmiş olmasına rağmen kendisine haksızlık yapıldığından dem vurarak yenilgisine kılıf arardı. Son dönemde dozajını artıran benzer mızıkçılığı görüyoruz sendikal zeminde. İşi gücü bırakıp küpür toplayarak manipülatif paylaşımlar yapan bu zevatın yapıp ettikleri, Samiha Ayverdi’nin “Kim bilir bundan sonra daha ne sıçramalar, ne atlamalar, ne mızıkçılıklar olacak” sözünü hatırlattı.

Sendikalı personel tespitinin yapılarak “yetkili sendika” nın belirleneceği günlere yakın bu arkadaşların tezviratlarına öteden beri alışığız. Üslupsuzluklarına da şahidiz on küsur yıllık sendikacılık geçmişimizde. Ancak -ne yalan söyleyeyim – bu kadarına hiç tanık olmamıştım. Çalışanın derdiyle dertlenen; sadece özlük sorunlarıyla ilgilenmekle yetinmeyerek insani talep ve ihtiyaçlarını da karşılamak için çaba sarf etmenin karşılığı olarak rağbet gören Eğitim Bir Sen’in temsilcilerini/şube başkanlarını takip ederek çamur atmaktan başka yol bulamayan TES’in genel merkez ve şubelerinin hızına yetişemez olduk.

Geçmişte istifa eden üyelerinin istifalarını çeşitli bahanelerle kabul etmeyerek kurumlarına resmi yazı göndermek suretiyle okul yöneticilerini tehdit eden, istifa edenleri ise türlü hakaret ve aşağılamalarla itibarlarına kasteden bu arkadaşlar son günlerde attıkları her twet’in altına bakanlık yetkililerini etiketleyerek sendikal literatürde yeni bir çığır(!) açarak “Etiket ve şikayet sendikacılığı” nı keşfettiler.

Hatay Kırıkhan EBS İlçe Temsilciliği’nde çekilen fotoğrafta üyelik formunu imzalayan öğretmeni, okul müdürünün odasında -baskıyla -yapılmış üye olarak lanse eden malum sendikanın genel başkan yardımcısı duvara toslayınca bir başka yalana sarılarak Şubemize bağlı Kağıthane ilçesinden bir fotoğraf paylaştı. Şikayetleri üzerine açılan soruşturmada iftiraları tescillenen arkadaş(lar), belli ki ne yalana ne de iftiraya doymayacak.

En son İstanbul’da bir şube başkanlarının eline hangi mahfil tarafından tutuşturulduğu meçhul(!) malumat üzerinden (Henüz itiraz süreci tamamlanmayan ve bu yüzden haklarında verilen idari cezanın uygulanmadığı) okul müdürleri ile ilgili yapılan haberde de bir kez daha müşahede ettiğimiz etiket ve şikayet aparatı ne işe yarıyor demeyin?

Ben bu etiket ve şikayet dümenini,4688 Sayılı Sendikalar Kanunu’nu hiçe sayarak hakkımızda açılan soruşturmadan biliyorum. Genel Başkanlarını eleştirdiğim twet ve yorumlarım ne hikmetse hemencecik tetikçi haber(!) sitelerinde sürmanşet olmuştu. Ben de “meyvesi olan ağaç taşlanır” diye kendimi avuturken(!), hakkımda -henüz ülkede kimliği tespit edilemeyen bir kişi(!) tarafından- yapılan şikayet üzerine soruşturma açılmıştı.

Bu soruşturmaya onay verenlere hukuki hakkımın saklı olması bir tarafa, “etiket ve şikayet sendikacılığı” na pirim veren bakanlık yetkililerine sözün sonunda şunu hatırlatmak isterim:
Bu dünya Sultan Süleyman’a da kalmadı!...

İdris ŞEKERCİ
EBS İstanbul 6 No.lu Şube Başkanı

FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.