MEB'in yıllardır çözemediği 5 acil sorun

Memur sendikalarının MEB'e zaman zaman önemli önerilerde bulunduğunu bu köşede belirtmiştik. Eğitim-Bir-Sen Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya SELÇUK'a öğretmenlerin yaşadığı sorunları içeren "Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Süreci Tespitler ve Bir Model Önerisi" başlıklı bir rapor sundu. Bu raporda yer alan ve MEB'in yıllardır bir türlü çözemediği önemli sorunları başlıklar halinde açıklamaya çalışacağız.

MEB'in yıllardır çözemediği 5 acil sorun

1- Öğretmen dağılımındaki dengesizlik acilen çözülmelidir

Raporda şu ifadelere yer verilmiştir; "Norm kadro verilerine göre en az 100 bin öğretmen ihtiyacının olduğu Milli Eğitim Sistemi'nde aynı anda 50 bine yakın norm fazlası öğretmen ve 80 binden fazla ücretli öğretmen görev yapmaktadır."

Benzer eleştirileri 2017 yılı Sayıştay Raporu'nda da görüyoruz. Sayıştay Raporu'ndan çarpıcı bir örnek vermek gerekirse; Ankara'nın Çankaya ilçesinin norm kadrosu 6.822 iken öğretmen mevcudu 8.105'tir. İlçe genelinde öğretmen ihtiyacı 325, öğretmen fazlası ise 1.608'dir. Sayıştay Raporu'nda ayrıca şu ifadelere yer verilmiştir; "Bakanlığın 'Resmi Eğitim Kurumlarında Görev Yapan Öğretmenlerin Mevcut İhtiyaç ve Norm Durumu'na ilişkin verileri incelendiğinde, il ve ilçeler bazında öğretmen ihtiyacı ile öğretmen fazlası sayılarının birçok bölgede yüksek olduğu görülmektedir. Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki ihtiyaç ve fazlaya ilişkin veriler aşağıdaki tabloda gösterilmiş olup, söz konusu illerde öğretmen ihtiyacı 107.109 iken, aynı zamanda 29.626 adet öğretmen fazlası bulunmaktadır. Türkiye genelinde ise 153.640 adet öğretmene ihtiyaç varken, aynı zamanda 41.654 öğretmen norm fazlası durumundadır. İhtiyaç duyulan sayının yüksekliği karşısında aynı zamanda ihtiyaç fazlası olması, kısmen öğretmenlere alanları dışında istekleri olmadan ders görevi verilememesinden kaynaklanıyor ise de, bu dengesizliğin en önemli nedeninin sağlıklı bir planlama yapılmaması ve özellikle bazı merkezlerde çeşitli saiklerle ihtiyacın çok üzerinde öğretmen görevlendirilmesi olduğu açıktır. Örneğin Ankara'da norm kadro 53.036 iken mevcut öğretmen sayısı 53.606'dır. Bir başka deyişle mevcut öğretmen sayısı ihtiyaç duyulan sayının üzerindedir. Ancak buna rağmen 5.169 öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır."

Ne hikmetse kangren hale gelmiş bu soruna bir türlü çözüm bulunamıyor ya da popülist politikalardan vazgeçip öğrenci-öğretmen dengesi merkeze alınamadığı için çözüm bulunmak istenmiyor. Acı reçete içeren bu soruna çare bulmak için bedel ödenmesi ve birilerinin kötü adam olması gerekiyor.

2- Eğitim ve öğretim devam ederken öğretmenlerin yer değiştirmesi

Yine raporda şu ifadelere yer verilmiştir; "Öğretmen istihdamı ve insan kaynakları politikalarında görülen problemlerin yanında her yıl tekrarlanan öğretmen atama ve yer değiştirme iş ve işlemlerinde de eğitim ve öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacak düzeyde tasarım eksiklikleri mevcuttur. Eğitim öğretim devam ederken öğretmenlerin ilk ataması yapılabilmekte, yer değişiklikleri gerçekleştirilmektedir. Eğitim öğretimi aksatacak şekilde öğretmen atama ve yer değiştirme işlemlerinin yapılmaması, okulların tatilde olduğu Temmuz ve Ağustos aylarında bu sürecin başlayıp tamamlanması önerilmektedir. Öğretmenlerin ilk atamaları; il içi, iller arası ve özür durumuna bağlı yer değiştirme işlemleri tamamlandıktan sonra Eylül ayının ilk iki haftasında yapılmalı ve atama işlemleri okulların açıldığı gün öğretmenlerin göreve başlayacakları şekilde planlanarak ve kararlılıkla pratiğe aktarılmalıdır. Günümüzün bilgi teknolojileri sayesinde tüm bu süreçlerin hızlı ve güvenilir bir şekilde yürütülmesi imkan dahilindedir."

Belki de en basit çözülmesi gereken bu konunun niçin çözülemediğinin masaya yatırılması gerekmektedir. Eğitimle hiç alakası olmayan sıradan insanların dahi bilebileceği bu tür bir sorunun niçin çözülmediğinin de üzerinde durulması gerekiyor. Acaba sorun sistemsel mi yoksa bireylerden mi kaynaklı?

Raporda Milli Eğitim Bakanlığı'nın normal zamanlarda bir yılda ortalama 8 bin öğretmenin emekliliğini, 40 bin öğretmenin ilk atamasını ve 100 bine yakın öğretmenin de yer değişikliğini gerçekleştirdiğinden bahsedilerek öğrencilerin ve eğitim öğretim faaliyetlerinin olumsuz etkilenmeyeceği en uygun öğretmen atama ve yer değiştirme takvimi önerilmektedir.

Önerilen bu takvimde okulların kapanmasıyla birlikte Temmuz ayında başlayacak yer değiştirmeler Ağustos ayının son haftasında bitecektir. Öğretmenlerin ilk atamaları da mülakatsız bir şekilde Eylül ayının bir ve ikinci haftasında yapılıp okullar açılmadan önce öğretmenlerin görevlerine başlamaları sağlanabilecektir. Eylül ayının bir ve ikinci haftasında öğretmenlerin ilk atamasının yapılması için ÖSYM'nin KPSS Öğretmenlik Genel Yetenek-Genel Kültür, Eğitim Bilimleri ile ÖABT sınav sonuçlarını en geç Ağustos ayının ilk haftasında ilan ederek Milli Eğitim Bakanlığı ile paylaşması gerekmektedir.

3- Yıl ortasında öğretmen ataması ciddi sorunlar oluşturuyor

Yine raporda şu ifadelere yer verilmiştir; "2019 yılının Şubat ayında atamaları tamamlanan 20 bin sözleşmeli öğretmen için ilan edilen ilk atama takvimine göre atama işlemleri Kasım 2018'de başlayıp Şubat 2019'da sona ermiştir. Yaklaşık üç ay süren maratonun sonunda yeni atanan öğretmenler okulların ikinci döneminde ve eğitim öğretim sürerken ancak öğrencileriyle buluşabilmişlerdir. Mülakat/sözlü sınav uygulaması, atanacak öğretmen adaylarına yaşattığı olumsuzluklar yanında eğitim sisteminin işleyişini de bozmaya başlamıştır. Halbuki yılda ortalama 40 bin öğretmenin ilk atamasını yapan Milli Eğitim Bakanlığı, iyi tasarlanmış bir atama sürecini ortalama iki haftada tamamlayabilecek kapasiteye ve birikime sahiptir."

4- Öğretmenler için dezavantajlı bölgelerde kalmayı teşvik edici yöntemler getirilmelidir

Bölgeler arasında gelişmişlik farkının yüksek olduğu Türkiye gibi ülkelerin dezavantajlı ve elverişsiz koşulların hüküm sürdüğü yerleşim yerlerinde görev yapan kamu personeline yönelik gönüllülüğü esas alacak tedbirlerin alınması ve rasyonel atama ve yer değiştirme sistemlerinin kurulması beklenmektedir. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler için teşvik edici yöntemler yerine zorlayıcı ve mecbur kılıcı yaklaşımları ısrarla tercih etmeye devam etmektedir. Sayıları 80 bini aşan sözleşmeli öğretmenler bunun dokunaklı ve acı bir delilidir.

Bu sorunun çözümü için Türk Silahlı Kuvvetleri personeline, yükseköğretim kurumlarındaki akademisyenlere ve polislere sağlanan mali imkanlar ile kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan Sağlık Hizmetleri Sınıfı ve Teknik Hizmetler Sınıfı için öngörülen ilave tazminat uygulamasının aynısının öğretmenlere de tanınması gerekmektedir.

Sözleşmeli veya kadrolu öğretmenlerin ilk atamalarının neredeyse %90'nının ülkenin dezavantajlı bölgelerine yapılması, deneyimli öğretmenlerin büyükşehirlerde ve gelişmiş yerlerde yoğunlaşmasına sebebiyet vermekte; bu durum okullar arasında başarı farkına dönüşecek şekilde mesleki tecrübe ve bilgi birikiminin eğitim kurumları arasındaki dengeli ve adil dağılımına olumsuz etki etmektedir. Gelişmişlik seviyesi düşük olan yerleşim yerlerinde tecrübeli öğretmenlerin çalışmasına yönelik teşviklerin sunulması, sosyal adaletin, fırsat ve imkan eşitliğinin bir gereğidir. Aksi takdirde Milli Eğitim Sistemi, bölgeler ve okullar arası başarı farklılığını gidermede başarısız olacağı gibi toplumsal eşitsizliği okullar eliyle tekrar tekrar üretmiş olacaktır.

5- Öğretmen alımındaki sözlü/mülakat sınavı kaldırılmalıdır

Raporda mülakat/sözlü sınav uygulamasının kaldırılması önerilmektedir. Raporda bu konuyla ilgili şu ifadelere yer verilmiştir; "Mülakat/sözlü sınav uygulaması, atanacak öğretmen adaylarına yaşattığı olumsuzluklar yanında atama ve yer değiştirme sürecinin işleyişini de bozmaktadır. Yeni atanan öğretmenler mülakat adı altında yaklaşık üç ay süren bir sürecin sonunda, ancak eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde ve eğitim öğretim sürerken öğrencileriyle buluşabilmektedirler. Halbuki yılda ortalama 40 bin öğretmenin ilk atamasını yapan Milli Eğitim Bakanlığı, iyi tasarlanmış bir atama sürecini ortalama iki haftada tamamlayabilecek kapasite ve birikime sahiptir. Bu itibarla amaca hizmet etmediği gibi bir taraftan sosyal maliyet üreten diğer taraftan eğitimi olumsuz etkileyecek şekilde atama ve yer değiştirme sürecini sekteye uğratan mülakatla öğretmen atama uygulamasına son verilmelidir."

Öğretmen alımındaki sözlü sınav uygulamasının kaldırılması teklifi oldukça önemlidir. Sözlü sınav uygulamasının şu anki durumu oldukça sıkıntılıdır ve öğretmenlik gibi ulvi bir mesleğe girişte etik dışı yollara tevessül edilmesine zemin oluşturulmaktadır. Bu nedenle bu konunun acilen masaya yatırılması gerekmektedir.
Ahmet Ünlü

FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
BAYRAKTAR 5 ay önce

MİLLİ EĞİTİM BAKANI DEĞİL FERİŞTAHIN GELSE BU VE BURAYA YANSITMADIĞINIZ KONULARI ÇÖZEMEZ PROJEYİ 300 YIL ÖNCE BOZMA ÜZERİNE KURMUŞLAR FITRAT EĞİTİMİNİ TERKETMİŞLER KENDİLERİ İYİ MGÜZEL OLANI ALMIŞ BİZE TERKETTİKLERİ ÇÖPLERİNİ DAYATMIŞLAR GELİŞİM YAŞANMASIN BEYİNLER AT GÖZLÜĞÜ İLE BAKSIN DİYE SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYONMU DİYE BAŞLAYAN CÜMLELER BİTMEDİLCE HAKLININ GÜÇLÜ OLDUĞU DİMAĞLARA KAZSINMADIKÇA GÜÇLÜYÜ HAKLI YAPMA ALIŞKANLIĞI TERKEDİLMEDİKÇE ADALET MEKANIZMASI MESELENİN TAM ORTASINA OTURTULMADIKÇA SORUN SORUN SORUN BİTMEZ BİTMEZ BİTMEZ

Avatar
BAYRAKTAR 5 ay önce

BAKAN VE EKİBİNE BIRAKILSA ÇÖZÜLÜR İŞBAŞINA EGİTİMİ BİLEN Kİ,ŞİLERİN GETİRİLMESİNİ İSTEMİYORLAR. YABANCI UYRUKLU DANIŞMANLARDAN Bİ KURTULUN GÜCÜNÜZ YETİYORSA YERLİ VE MİLLİ FİKİRLER VAR Bİ SORUN BAK NE DİYECEKLER