Öğretmen ve sağlık personeline şiddete ceza teklifi

Eğitim ve sağlık hizmetlerinde çalışanlara karşı şiddeti önlemeye yönelik olarak, CHP tarafından kanun teklifi verildi. Kanun teklifi ile öğretmen ve sağlı personeline şiddete ceza getirilerek bu türden fiillerin önlenmesi amaçlanıyor.

Öğretmen ve sağlık personeline şiddete ceza teklifi

Eğitim ve sağlık hizmetlerinde çalışanlara karşı şiddeti önlemeye yönelik olarak, CHP tarafından kanun teklifi verildi. Kanun teklifi ile öğretmen ve sağlı personeline şiddete ceza getirilerek bu türden fiillerin önlenmesi amaçlanıyor.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Eğitim ve Bilim çalışanlarına yönelik şiddeti önlemeye yönelik olarak, Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifimiz gerekçesi ile birlikte ekte sunulmuştur.
Gereğini saygılarımla arz ederim.20.03 2018  

Serkan Topal / Hatay Milletvekili

KANUN TEKLİFİNİN GENEL GEREKÇESİ

Sosyal değerler, toplumda, fertler arasında ortak duygu, düşünce, amaç ve davranış bütünlüğü meydana getiren birleştirici ve kaynaştırıcı faktörlerdir. Bu değerler, toplum tarafından desteklendiği, yaşatıldığı ve geliştirilerek yeni nesillere aktarıldığı sürece birleştirici özelliğini muhafaza eder. Toplumun ortak değer sisteminin zayıflaması, çözülmesi ya da bu değerlerin bozulması toplumu tahrip eder ve milli bütünlüğü zedeler. Öğretmenlerin toplumdaki değerini, başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Oğretmenler; Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakârlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet: fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir... Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır. sözleri açıkça göstermektedir.

Ülkemizde, ekonomik ve sosyal sorunların tetiklediği sosyal bozulmalar nedeniyle fiziksel ve psikolojik şiddet olaylarında önemli bir artış görülmektedir ve ne yazık ki geleceğimizin mimarı öğretmenler de bu şiddetten doğrudan ve dolaylı olarak etkilenmektedir. Öğretmenlere yönelik fiziksel, psikolojik ya da sözel saldırı olayları dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır. Okullarda, sınıflarda ve kimi zaman okul dışında öğretmenlere dönük saldırılar fiziksel şiddet, sözlü taciz ve psikolojik baskı gibi çeşitli şekillerde gerçekleşmektedir. Öğretmenlerin karşılaştıkları şiddet, psikolojik yıpranma mesleki heyecanlarını yitirmelerine ve mesleği uzun süre sürdürme idealini kaybetmelerine neden olmaktadır. Ortaya çıkan bu durum doğrudan ya da dolaylı yoldan eğitim öğretim faaliyetlerini etkilemektedir. Yaşanan şiddet olayları öğretmenlerde panik hali ve stres yaratmakta, öğretim kalitesinin düşmesi riskini doğurmaktadır. Şiddete uğrayan öğretmenlerin de giderek yalnızlaştığı, maruz kaldığı muameleden utanç duyarak gizleme eğilimine girdiği, benzer olayları yaşamama adına disiplinden ve akademik hedeflerden vaz geçebildiği gözlemlenmektedir.

Ülkemizde halen öğretmenlere duyulan güven, eğitim sistemine duyulan güvenin üzerindedir. Oğretmen çocuğun öğrenmesinde, kişiliğinin gelişiminde ve mutlu olmasında en önemli aktörlerden biridir. Öğretmen eğitim sisteminin ana ve vazgeçilmez unsurudur. Gelecek nesillerimizin istendik şekilde yetiştirilmesinde öğretmenin rolü büyüktür. Öğretmene yönelen şiddet olaylarının, cezasız kalması nedeniyle giderek artan şiddet; öğrencilerimi ur etmektedir. Caydırıcı cezadan muaf bu eylemler öğretmenin okul ortamı azaltmakta, eğitim kalitesini düşürmekte, akademik başarıyı geriletmektedir. BükGüiÇâklıTı yalnızca öğretmenlerin değil eğitim hizmeti alan öğrencilerin de güvenliğini a tır*ktH?•:

Öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenliğini sağlamaktan sorumlu olan siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın can güvenliğini sağlayamamaktadır. Öğretmenlere yönelik şiddet olayları basit adli olaylarla eş tutulmamalıdır. Öğretmenler ne kadar güvende olursa eğitim ortamları o kadar özgürleşecektir. Eğitim ve bilim çalışanlarına yönelik şiddet olayların önüne geçilebilmesi amacı ile TCK'ya ilgili maddenin eklenmesi amaçlanmaktadır.

TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE I- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa 196 ncı maddeden sonra gelmek üzere 196/A maddesi eklenmiştir.
"Eğitim Hizmetini Engelleme

MADDE 196/A- (I) Eğitim kuruluşlarında çalışan eğitim ve bilim çalışanlarına karşı, eğitim hizmeti sunumu esnasında veya verilen eğitim hizmetinden kaynaklanan nedenlerle cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.'
(2) Bu fiiller sonucu eğitim hizmeti kesintiye uğramış ise yukarıdaki fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır.'

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
 

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemeye yönelik Kanun Teklifinin gerekçesi:

Sağlık alanındaki şiddet, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında yaygın ve ciddi bir sorun haline dönüşmüştür. 17 Nisan 2012 tarihinde Gaziantep'te genç bir göğüs cerrahı olan Dr. Ersin Arslan'ın bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesinden sonra hekimler ve sağlık personeli tüm ülkede sağlıkta şiddete karşı acil önlemler alınması için iş bırakmış, toplantı ve gösterilerle sorunun yakıcılığını ilgililere ve topluma anlatmaya çalışmıştır.

Bu çabaların ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından "Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu” kurulmuştur. Komisyon Raporunda sağlıkta şiddetin önlenmesi için Türk Tabipleri Birliği'nin uzun yıllardır önerdiği gibi sağlık personeline yönelik şiddeti ayrı bir suç tipi olarak düzenleme önerisi de yer almıştır.

2 Ocak 2014 günü kabul edilen 6514 Sayılı "Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 3359 sayılı "Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu"na Ek 12. Madde eklenmiştir. Ek Madde ile, sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçunun, 5271 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu”nun 100. Maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklama nedeni varsayılan suçlardan olduğu düzenlenmiş, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev  yapan personel de, bu görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından kamu görevlisi sayılmıştır.
Bununla birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. Maddesi uyarınca, tutuklama tedbiri hâkimin takdirinde olup, kasten yaralama suçları dışında bırakılsa da, üst sınırı iki yılı geçmeyen yaralama suçlarında tutuklamaya karar verilememektedir. Öte yandan bu düzenleme sağlıkta şiddetin gelinen noktada toplum açısından  ciddi bir tehdit oluşturduğuna ve kesinlikle sona erdirilmesi gerektiğine ilişkin toplumsal bilincin oluşmasına ve dolayısıyla sağlıkta şiddetin azaltılmasına bir sağlayamamıştır.

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti artıran unsurlardan birisi de, şiddeti uygulayan kişilerin cezalandırılmayacakları ya da önemsenecek bir yaptırımla karşılaşmayacakları düşüncesidir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete asla hoşgörü gösterilmeyeceği, aksine şiddet suçlarının mutlaka cezalandırılacağı düşüncesinin yerleştirilmesi ve kamu sağlığını bozduğu için de ayrıca cezalandırılacağı düşüncesinin oluşturulması, önleyicilik açısından önemli bir adım olacaktır.

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin geldiği yer nedeniyle, Türk Ceza Kanunu'nun birinci maddesinde belirtilen önleyicilik ve koruyuculuk işlevinin sağlanabilmesi için yeni bir düzenleme yapılarak kamu sağlığının korunması amacı ile harekete geçirilmesine acil ihtiyaç bulunmaktadır.

Sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi ise, ancak güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarıyla mümkün olacaktır. Güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı; sağlık hizmetinin sunulabilmesinin, bireylerin tedaviye ulaşma haklarını kullanabilmesinin bir diğer deyişle hasta haklarının korunmasının da ön koşulunu oluşturmaktadır. Hazırlanan maddeyle, sağlık personelinin mesleki bağımsızlık ve güvenlik içinde çalışması hukuksal koruma altına alınmıştır.

Maddenin son fıkrasında ise ağırlaştırıcı nedene yer verilmiş, söz konusu fiillerin "sağlık hizmetinin kesintiye uğraması” sonucunu doğurması halinde uygulanacak cezanın yarısı oranında artırılacağı belirtilmiştir.

Sağlıkları, yaşamları, kısaca canları tehlike altında olan sağlık çalışanları; sağlık alanindaki şiddetin, sağlık çalışanlarının mesleklerini hasta yararına ve özerk bir biçimde sunmalarını engellemeye yöneldiğini, sağlık hizmetlerini kesintiye uğrattığını, diğer hastaların da sağlık hizmeti alma haklarını ihlal ettiğini ve böylece kamu sağlığını bozduğunu belirtmektedirler. Bu durumun önüne geçecek tedbirlerden biri olarak, Türk Ceza Kanunu'nda örneği de olan yeni bir yasa maddesinin kabul edilmesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün üyelerinden acilen talep etmekte ve beklenmektedir.

TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa 196 ncı maddeden sonra gelmek üzere 196/A maddesi eklenmiştir.
"Sağlık Hizmetini Engelleme
MADDE 196/A- (1) Sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeline karşı, sağlık hizmeti sunumu esnasında veya verilen sağlık hizmetinden kaynaklanan nedenlerle cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu fiiller sonucu sağlık hizmeti kesintiye uğramış ise yukarıdaki fıkraya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır.”
MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Kamubiz.com ÖZEL HABER / ANKARA

(Sitemizden Alıntılanan Haberlerde Kaynak Gösterilmeden Kullanılması Halinde Yasal İşlem Yapılacaktır)

YENİ FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.