Sözleşmeli öğretmenlere kadro için kanun teklifi verildi (Şubat 2020)

Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 7 Şubat 2020'de Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna havale edildi. Teklif ile, Millî Eğitim Bakanlığı'nın sözleşmeli öğretmen atamasına olanak tanıyan düzenlemenin yürürlükten kaldırılarak öğretmenlerin istihdam biçimleri arasındaki farklılığın giderilmesi amaçlanmaktadır.

Sözleşmeli öğretmenlere kadro için kanun teklifi verildi (Şubat 2020)

7 Şubat 2020'de Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna havale edilen kanun teklif ile, Millî Eğitim Bakanlığı'nın sözleşmeli öğretmen atamasına olanak tanıyan düzenlemenin yürürlükten kaldırılarak öğretmenlerin istihdam biçimleri arasındaki farklılığın giderilmesi amaçlanmaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 

“Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ekte sunulmuştur. Gereğini saygılarımla arz ederim. 
Özgür KARABAT/ İstanbul Milletvekili 

GENEL GEREKÇE 

Eğitim alanı bir devletin ilerlemesinin ve gelişmesinin temelini oluşturur. Bu nedenle gelişmiş ülkeler son yıllarda en büyük yatırımları gençliğe ve eğitime yapmaktadır. Eğitimde bilimsel ve çağdaş standartları yakalayabilmenin en temel yolu eğitim planlamalarında tüm paydaşları bu sürece aktif olarak dâhil etmektir. 

Gelişmiş ülkeler eğitimi bir devlet politikası olarak ele almaktadır. Hükümetler değişse de eğitim alanında köklü değişikliklere pek rastlanmamaktadır. Yapılan değişiklikler ise tüm paydaşların görüş ve beklentileri ekseninde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla toplumun tüm kesimlerini kucaklamayan, kimi kesimleri görmezden gelen, ötekileştiren değişiklik ve uygulamaların tüm topluma zarar vermesi muhtemeldir. 

Okullar, öğrencilerin özgür ve bağımsız birer birey olarak şekillendiği ortamlardır. Çocuklar bu ortamda mesleğe ve yaşama hazırlanır. Bu ortam ne denli demokratik ve özgürlükçü olursa yetişen bireyler de demokrasiyi ve özgürlüğü o denli içselleştirir. Eğitim hükümetler üstü bir anlayışla sürdürülmediğinde bu alanın giderek siyasallaştığına, birleştirici ve bütünleştirici özünü kaybettiğine dair örnekler çoktur. 

Ülkemizde 15 Temmuz darbe girişiminin ardından asker ve polis sayısından çok öğretmen ihraç edilmiş olması bu alanın ne denli siyasallaştırıldığının da bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. 

AKP iktidarı dönemi boyunca birçok meslek alanında olduğu gibi öğretmenlik mesleğinin saygınlığında ciddi bir erozyon yaşanmıştır. Öğretmenler aşağılanmış, haksız eleştirilere maruz kalmış, yaptıkları iş değersiz gösterilmiş ve son kertede öğretmenlerimiz mesleklerini icra ederken dahi ciddi saldırı ve baskılara maruz kalmışlardır. Özetle bu süreçte öğretmenlerimiz mesleki, ekonomik ve hukuki bir dizi sorunla karşı karşıya kalmıştır. Öte yandan atanmayan öğretmen sayısı katlanarak artmış, öğretmenler arasında iş barışını bozacak şekilde statü değişiklikleri yapılmış, atamalarda sınav ve liyakat kıstası göz ardı edilmiştir. 

AKP iktidarı özellikle 2014 yılında yaptığı değişiklik ile eğitimle idari anlamada Rokif Ali değişiklik yapmıştır. Bu değişiklikle ülkedeki tüm okulların idarecileri bir çırpıda değistiriiniş, 100 bine yakın yöneticinin görevine son verilerek atama yetkisi mülki amirlere Barketilmiştır. 
Böylece yönetici atamalarında sınav ve liyakat uygulamasına son vermiştir. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen ve 2 yıl süren olağanüstü hal (OHAL) ve KHK'lar eliyle eğitime dönük müdahaleler devam etmiştir. 

Darbeye ve darbecilere karşı ilan edildiği iddia edilen OHAL sürecinde darbeyle uzaktan yakından ilgisi olmayan birçok konuda değişiklik yapıldığı gibi eğitim alanında da köklü değişiklikler yapılmıştır. Muhalefet partilerinin tüm eleştirilerine rağmen toplumun geniş kesimlerini etkileyen bu değişiklikler bugün eğitimde önemli bir eşitsizlik kaynağı haline gelmiştir. 

AKP hükümetinin, OHAL yetkilerine dayandırdığı 25 Temmuz 2016 tarihinde çıkardığı 668 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile öğretmen atamalarında değişikliğe gidilmiştir. Sınavla doğrudan öğretmen atama uygulaması yerine Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın (KPSS) ikinci plana itildiği ve mülakatların belirleyici olduğu bir atama sistemine geçilmiştir. Mülakat uygulaması ile daha önce “kadrolaşma" eleştirileriyle gündeme gelen eğitim alanında özellikle Kanun Hükmünde Kararnameler eliyle siyasi kadrolaşmanın önünün alabildiğine açıldığı iddia edilmiştir. Ayrıca daha önce yine AKP tarafından son verilen sözleşmeli öğretmen uygulaması tekrar geri getirilmiştir. Bu uygulama öğretmenlerin iş güvencesini sarstığı gibi aynı işi yaptığı halde öğretmenlerin farklı statülerde yaşanması iş barışını da ciddi anlamda olumsuz etkilemektedir. 

OHAL süreci kamu istihdamında iş güvencesini fiilen ortadan kaldırırken, neredeyse tüm atamaların sözleşmeli ya da resen yapılması uygulaması rutin hale getirilmiştir. Mülakat (sözlü sınav) uygulaması eğitimde hakkaniyeti ve liyakati ortadan kaldıran bir uygulama olarak, tüm eleştirilere rağmen, yıllardır sürdürülmektedir. 

Her yıl Milli Eğitim Bakanlığının açıkladığı atama kontenjanları tüm bölümlere eşit ve dengeli olarak yapılmamaktadır. MEB tarafından açıklanan kontenjanların alanlar itibariyle dengesiz, adaletsiz ve gerçek öğretmen ihtiyacının çok altında olduğu açıktır. 

Öte yandan öğretmenlerin kadrolu yerine sözleşmeli olarak atanması da önemli bir sorun ve hak kaybına neden olmaktadır. Bu durum yıllardır atama bekleyen binlerce işsiz ogretmeni hayal kırıklığına uğrattığı gibi, birçok öğretmen adayının sistemden umudu kesmesine ve öğretmenlerimizin intiharlara sürüklenmesine neden olmuştur. Bunların çoğu da medyaya yansımadığı için kamuoyunun bilgisi dâhilinde değildir. 
Aydın'da 25 yaşındaki Merve Çavdar, İstanbul'da öğretmen Ersin Turhan ve Çorum'da ataması yapılmayan 33 yaşındaki İngilizce öğretmeni Halil Mustafa Bozkurtun intiharı bunlardan sadece bazılarıdır. 2018 yılında, ataması yapılmadığı için 50'ye yakın öğretmenin intihar ettiği iddia edilse de Bakanlıktan konuyla ilgili bir açıklama yapılmadığı görülmüştür. 2019 yılında da aynı sessizlik devam etmiştir. 

Öğretmen atamaları yıllardır ülkemizin kanayan bir yarası durumundayken sözlü sınav uygulamasıyla bu süreç daha da tartışmalı ve hakkaniyetten uzak hale gelmiştir. Öyle ki medyaya da yansıyan mülakat sorularının içeriği, bu uygulamanın hükümet tarafından hangi amaçla hayata geçirildiğine ilişkin yeterince ipucu vermektedir. 

Öğretmen atamalarının sözlü sınavla' ve liyakatsiz bir biçimde sürdürülmesi, öğretmen istihdamında şaibelerin artmasına ve siyasal kadrolaşmaya neden olacağı gibi, çeşitli güvencelere ve kazanılmış haklara sahip bu meslek alanının “güvencesiz bir istihdam alanına dönüşmesine ve gençlerimizin gelecekten umudu kesmelerine neden olacaktır. Değişen iktidarlarla birlikte atamaların yapışı değişebileceği için, devletin temel taşlarından biri olan eğitimin bu şekilde siyasetin içine çekilmesi ciddi bir risk oluşmaktadır. Bugün mevcut iktidara eleştirel ve muhalif yaklaşanların, farklı kimlik ve mezheplerden olanların kolaylıkla elenebildiği, öğretmenlerin meslek ilkelerine göre değil, büyük ölçüde hükümetin siyasal çizgisine uygun olarak çalışmaya zorlanabileceği bu sistemin, iktidar değişikliği ile farklı kesimleri de mağdur edebileceği unutulmamalıdır. 

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Bu madde ile; öğretmen atamalarında objektif bir kriter olan yazılı sınavın esas alınması ve aynı mesleği icra eden öğretmenler arasındaki statü farklılıklarının giderilmesi amaçlanmıştır. 15 Temmuz darbe girişimine kadar öğretmen atamaları kadrolu ve yazılı sınav esas alınarak gerçekleştirilirken OHAL sürecinde çıkarılmış kanun ile bu durum değişmiş, sözleşmeli öğretmenlik yaygın hale getirilmiştir. Ayrıca atama usulü de değişerek tartışmaya açık ve sübjektif bir yöntem olan mülakat uygulaması getirilmiştir. Bu değişiklikle Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapılan öğretmen atamalarında eşitlik ve hakkaniyetin sağlanması ve eğitim alanınında iş barışının güçlendirilmesi amaçlanmıştır. 
MADDE 2- Yürürlük maddesidir. 
MADDE 3- Yürütme maddesidir. 

ÖZEL BARINMA HİZMETİ VEREN KURUMLAR VE BAZI DÜZENLEMELER HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME'DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ 

Madde : 1- "Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükinünde Kararnamenin Ek 4'üncü Maddesi Kanun Hükmünde Kararnameden çıkarılmıştır. 
Madde : 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. 
Madde : 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkarı yürütür. 

Kamubiz.com ÖZEL/ ANKARA

FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.