Ekonomist Sayın Atilla Yeşilada Bey Youtube kanalı aracılığıyla kendisine ekonomi ile ilgili iletilen soruları içtenlikli bir sohbet havasında cevaplamaktadır. Bunu fırsat bilip ben de infaz ve koruma memurlarının özlük haklarını sayın Yeşilada’ya bir çalışma ekonomisi perspektifinden sormaya çalışmıştım; bunun sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu sınırlarında durmaya; derdimi ve mesleğimizin durumunu da mümkün olduğunca anlatmaya çalışarak ilgili videodaki diğer sorulara kıyasla uzun kalmak zorunda olan şu sorumu yöneltmiştim:  

‘’ Selamlar Atilla hocam, ben Mehmet DAĞLI, devlet memuruyum. Resmi adı infaz ve koruma memurluğu olan halk arasında '' gardiyanlık''  olarak bilinen mesleği yapıyorum. Öncelikle şunu belirteyim ve bu da videoda okunsun, şu an devletimizin sosyal medya mevzuatı yoktur ve Devlet Memurların Kanunu'na göre ise sadece mesleği yaparken öğrenilen durumlar, özel bilgiler açıklanamaz. Bu çerçevede bu sorumu sorarken şunu peşinen belirtmek gereklidir ki; mevzuata ya da memuriyet etiğine aykırı davranmıyorum çünkü dışarıdan da rahatlıkla gözlemlenebilen özlük haklarımız ile ilgili bir soru olacak bu. Siyasetle de hiç bir alakası yok çünkü teknik ve ekonomik bir durum sanırım. Türkiye cezaevi teşkilatı memurlarımızın özlük haklarını dünya standartlarında görev yapan meslektaşlarınınki ile karşılaştırılması yapıldığında, bizim haklarımız çok geridedir. Zaman zaman ülkemizdeki jandarma ve polis teşkilatına göre ise çok çok daha fazla infaz, ıslah, genel ve özel önleme hizmeti verdiğimiz halde onların 3’te 2’si kadar maaş alıyoruz. Meslek büyüklerimizden duyduğumuza göre de uzun yıllar önce Türkiye’de polis ile infaz ve koruma memuru maaşı denkmiş lakin makas yıllar boyunca açılmış. Başka dezavantajlarımız da şunlardır hocam: teşkilat yapımız da dünya standartlarından farklıdır, Türk cezaevi teşkilatında iç işleri bakanlığı ve adalet bakanlığı memurları birlikte hizmet verdiğinden çift başlılık vardır, özlük haklarımızı kazanmak açısından az da çaba harcamıyoruz lakin sendika haklarından mahrum olduğumuz için organize olmakta sıkıntı yaşıyoruz, bilindiği üzere kimi ülkelerde ise birçok güvenlik teşkilatının hatta ordu mensuplarının da sendikaları vardır. Yurt dışında sendikalı olmayan güvenlik teşkilatlarının ise bu dezavantajlarına rağmen özlük hakları çok iyidir. Bu durumlar da not olarak kenarda dursun. Sorum şu hocam: ülke ve dünya standartlarında özlük hakkı almamızın önündeki engel devletimizin bütçe disiplini midir, sendikal hakkımızın olmayışı mıdır(ki polis ve jandarmanın da yoktur ama durumları bizden gayet iyidir), toplum gözündeki imajımız mıdır, bildiğiniz yurt dışı örnekler nasıldır? Başka bir tamamlayıcı soru olarak nöbet tutan güvenlik memurlarının mesai hakkı alamaması devlet bütçesi ile mi doğrudan alakalıdır, güvenlik memurlarına özel sektör çalışanları gibi; bayram mesaisi, normal mesai, ‘’ yakacak parası’’, ‘’ izin parası’’ gibi çeşitli yan ödemeler ve ikramiyeler verilse bütçe disiplini çok mu bozulur hocam, yoksa mesele ekonomiden çok mevzuat ve hukukla mı alakalıdır? Bütün bunları çalışma ekonomisi bağlamında; özlük haklarını biz hukuk ve mevzuat çerçevesi içerisinde arama çabasında olan memurlara yol göstermesi açısından değerlendirip cevaplamanız, uzman bir ekonomistten görüş almamız bizim açımızdan önemli hocam. Ayrıca kamubiz.com ‘da da mesleki yazılar kaleme alıyorum, duyurursanız çok sevinirim hocam. Çok teşekkürler!…’’ 

Bu arada kendisini tanımayanlar için Ekonomist, Yazar Sayın Atilla Yeşilada'nın grift bir sorunu doğru ekonomiste sorduğumun kanıtını içeren biyografisi, ayrıca sohbet havasında ekonomi okur yazarlığına katkı sunmak için yayınladığı sosyal medya videolarını ise bilmeyen azdır, tavsiye ediyoruz: 

'' 1961 yılında Bahariye, İstanbul’da doğdum. ST Georg Avusturya lisesi 1980 mezunuyum. 1978 yılında AFS bursuyla ABD, Wisconsin Eyaleti’nde bir yıl liseye devam ettim. Ekonomi ve işletme dalında üniversite diplomamı yine ABD’nin Illinois Eyaleti’nde Eastern Illinois Üniversitesi’nden aldım. Ekonomi branşında Kaliforniya Üniversitesi Santa Barbara Kampüsü’nde üst lisans yaptıktan sonra, New York Eyaleti;Troy, Rensselaer Polytechnic Institute Üniversitesi’nde Finansal Ekonomi dalında doktora çalışmaları yaptım. 1989 yılında bir yıl The Jerome Levy Institute’da araştırma uzmanı olarak görev yaptım. Eş zamanlı olarak doktora sürecinde çeşitli Amerikan Üniversiteleri’nde ekonomi ve finans dersleri verdim...'' devamı için https://www.facebook.com/pg/atillayesilada/about/?ref=page_internal 

657 DMK’nın sınırlarını aşmamaya ve durumumuzu açıkça ortaya koymaya çalışırken biraz uzun kaçan bu sorum üzerine sayın Atilla bey soruların kısa olması gerektiğine dair bir sitemden sonra; özlük haklarımızla ilgili, şu kısa ama net anlatmak amacıyla anlaşılabilir keskin örnekler içeren cevabı vermişti: ‘’ Şimdi Mehmet bey  gardiyanlar sayı olarak az oldukları için daha az maaş alıyorlar; yani gücü olan hemşireler, öğretmenler daha iyi zam alabiliyorlar. Bunun bütçe disipliniyle fazla bir alakası yok. Devlet hak edene istediği kadar maaşı verir, başka yerlerden keser kardeşim; bir köprü de yaptırmayıversin. Bütçe disiplini de böyle sağlanmaz ayrıyeten; bir sene hiç kimseye zam yapmazsın, bütçe açığını kapatırsın, insanların canı yanar ama sonunda enflasyon düşer ve sonunda herkes rahat eder. Bir grubu ötekine tercih etmenin bütçe disipliniyle alakası yoktur. Sendikal haklarla alakası vardır. Türkiye’de sendikal haklar için mücadele etmeniz lazım çünkü sendikasız olan; devlet memuru da olsanız, gardiyan da olsanız, çöpçü de olsanız, uzay mühendisi de olsanız hiçbir zaman haklarınızı elde edemezsiniz. Türkiye’nin sendikasızlaştırılması sizin gibi mağdur edilmiş grupların bence bir numaralı sorunudur. Bunları çözmenin en basit yollarından birisi de bir an önce AB’ye katılmak ve AB çalışan hakları ve sendikal haklar faslını kapatıp o kuralları uygulamaya başlamaktır. Teşekkür ederim…‘’

Görüldüğü üzere sayın Atilla hocamız hak verilmez alınır mealinde konuşmuştur. Devlet bütçesinin tabana yayılması ile ilgili bu problem bizim mesleğimiz açısından dernekçilik, sendikacılık ve diğer  hukuk çerçevesindeki mücadeleler çerçevesinde anca çözüme kavuşabilir. Son zamanlarda memurlarımızın mücadele ederek elde ettiği kısmi kazanımlar sendikacılık mücadelesine evrilmediği müddetçe yukarıda sayın Atilla beyin de değindiği ve bu meslek merceğe alındığında ise on yılların ortaya koyduğu  üzere ilerleme sağlanamayacaktır. Zira mesleğimizde dernekçiliğin zorluğu hepinizin malumudur; bir kere idari mahkemeler ile memuru savunmak, memura hukuk hizmeti vermek birebir sendikacılık görevidir. Bu işi dernek aracılığıyla yapmaya çalışmak dernekçilik faaliyetinde bulunarak mesleğimize ve memurlarımıza yardım etmeye çalışan memurlarımızı savunmasız ve zor durumda bırakmaktadır!...

Tam bu noktada ise CTEMDER (Ceza ve Tevkifevleri Memurları Derneği) başkanı sayın Mustafa Balık’ın mücadelesine değinmemek olmaz! Antalya’da infaz ve koruma memuru olarak görev yapan Sayın Mustafa Balık; dernekçilik konusunda yılların tecrübesine sahip ve halen Çiftçiler Derneği, Özel Güvenlik Kurumu Derneği, Antalya Sanatçılar Derneği’nde de kritik görevlerini sürdüren bir meslek büyüğümüzdür. Sayın Mustafa Balık dört yıla yakın bir süredir sosyal medyada (Facebook’ta, ‘’ Cezaevi Sendikası’’ adlı kapalı grup) ‘’ Cezaevi Sendikası‘’ adıyla fenomen olan, rakiplerinin bile üye olmak ve takip  etmekten uzak kalamadığı bir grubu yönetmektedir. Bu sosyal medya grubu zamanla ilk kurulduğu günden beri amacı sendikaya mücadelesi olan ve bunu tüzüğünde barındıran bir derneğe evrilmiştir.  CTEMDER ise sendikacılık hakkı kazanma yolunda adım adım ilerlemektedir. Sayın Mustafa Balık Başkan’ın infaz ve koruma memurlarının sendika hakkı kazanması için verdiği mücadele şu an Anayasa Mahkemesinin son sözü söylemesi aşamasındadır. Sayın Mustafa Balık Başkan bu karar aracılığıyla kesinlikle sendika hakkı kazanacağımızı belirtmiştir. Çünkü sayın Balık’ın da değindiğine göre infaz ve koruma memurları her ne kadar da güvenlik işi ifa ediyor olsalar da kendi mesleklerine dair ve ifa ettikleri işe dair personel kanunlarına ya da özel kanunlara sahip değillerdir. Türkiye’deki idari hukukun gerektirdiği; infaz ve koruma memurluğu mesleğine; diğer güvenlik teşkilatlarıyla orantılı özlük hakları ile birlikte işleri ile ilgili özel mevzuatlar vermektir; ya da sendikal haklar vermektir.  Bu yüzden sayın Mustafa Balık’ın mücadelesini destekliyoruz. Bizler için katlanmak zorunda kaldığı zorlu durumlar, hukuk desteği verdiği yüzlerce memur arkadaşımız için şükranlarımızı sunuyoruz!...

Dernekçiliğe, sivil topluma destek vermek insanımıza ve devletimize destek vermektir; çünkü devlet ve sivil toplum olguları birbirine rakip değil birbirini tamamlayıcı unsurlardır. İnfaz ve koruma memurluğu mesleği özelinde ise dernekçilik ve elzem olan sendika hakkı özlük hakları mücadelesinde temel taşlardır. Sosyal medya aracılığıyla verilen mücadeleler elbette kıymetlidir lakin sosyal medya; en azından insanlığın henüz ulaşamadığı uçuk bir bilim kurgu dünyasında tahayyül edilebileceği gibisinden tek etkili faktör değil (ki iyi ki değil), şu an için gerçek sosyal etkileşime yardımcı bir faktördür. Yani anlaşılacağı üzere devletimizin; memurlarımızın sorunlarını yine onların oluşturduğu, tüzükleri olan; üyeleri, kural ve kaideleri olan amacı net ve belli topluluklar ile sosyal  etkileşimi sonuç verecek tek yoldur. Bu felsefeyle sivil toplum ve bütün memurluklarımız düşünüldüğünde; devletimiz ve memurumuz sosyal etkileşimlerle; birbirlerini tamamlayarak kazanımlar elde edecek ve birbirlerini ileriye taşıyabileceklerdir!...


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.