Bu yazımda gündemde olandan, günü daha önemli kılan, güne anlam veren, karanlığa meşale yakan, eser bırakan, sayamayacağımız fedakârlıklarda bulunan, doğru bilgiye, doğru zamanda ulaşmayı, geleceği şekillendirmeyi kendine vazife edinen attığı silinmez imza ile geleceğimize yön veren öğretmenlerden bahsedeceğim. Geçmişin bilgi ve deneyimleri ile geleceği yoğuran eli öpülesi öğretmenlerimizden bahsederken onları anlatmanın bu satırlara sığmayacağı bilinciyle, kısaca özetlemek istiyorum.   

Öğretmen, öğrencisinin geleceğini şekillendiren adeta bir heykeltıraş gibidir. Sanatını eserinde görürsünüz. Öğrencilerinin kalbine dokunarak; onlarda, sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet kavramlarının daha da iyi gün yüzüne çıkmasını sağlar. Öğretmen rol ve davranışıyla topluma örnek olan, topluma yön veren kişinin ta kendisidir. Öğretmen toplumda yaşanan her olaya duyarlı olup; üzüntülü anlarda, bu olaya nasıl bir çözüm üretebilirdik, ne yapmalıyız gibi söylemlerle dertlenirken; mutlu bir olayda da sevincini çok iyi yansıtan toplum mühendisleridir.  Öğretmenlik bu yönüyle bir yaşam biçimi, bir hayat felsefesidir.

Öğretmen denilince gelin maziye kısa bir yolculuk yapalım; “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyerek öğretmene verilmesi gereken değeri açıklayan Hz Ali’yi; İstanbul’un Fatihi Fatih Sultan Mehmet’i ve onu yetiştiren Akşemseddin’i hatırlayalım. “Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.” sözü ve öğretmeni “Geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusu” olarak tanımlayan Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü asla unutmayalım.

Okulun ara duvarının çökmesi sonucu ağır yaralanan, okul odasında hasta yatarken sürekli öğrencilerini sayıklayan ve “Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin” diyerek hayata gözlerini yuman Şefik Sınığ’ı hatırlayalım. Daha yakın tarihlere ve günümüze baktığınızda da; karlı yollardan her türlü engeli aşarak o minik kalplere dokunan tatilinde bile onlara ders veren, kardelenleri yetiştiren öğretmenleri hatırlayalım. Ortopedik engelli öğrencisini yıllarca sırtında sınıfına çıkarıp indiren öğretmenimizi de unutmayalım.

Öğretmen iz bırakandır. İz bırakılanlardan biri olarak anlatmak istiyorum. İlkokul üçüncü sınıfta okuyorken; bir gün öğretmenimiz bizlerin eline birer Türk bayrağı verdi marşlar ve şarkılar eşliğinde kır gezisi yaptık. Konakladığımız yerde; her öğrenci evlerinden getirdikleri yiyecekleri çıkardı, öğretmenimiz bunları gruplar halinde herkesle paylaştırdı. Bizimle top oynayıp, bizimle güldü. Unutulmaz bir gündü.  Öğretmenimizin bizlere olan ilgisi, bizleri mutlu etmişti. Ben o gün karar verdim ilerde öğretmen olacağım diye. Yıllar geçse de bu fikrim hiç değişmedi. Bugün öğretmenim ve mesleğim hep iyi kilerimin başında gelir.

Okul öğretmen için çok özel bir mekandır. Orda geleceği şekillendirdiğini asla unutmazlar. Bu yüzden hiçbir öğretmen sabah kalktığında ben işe gidiyorum demez, okula gidiyorum der. Öğretmenliğin bir sevgi mesleği bir adanmışlık mesleği olduğunu asla ve asla akıllarından çıkarmazlar.  Bizler; toplumun her bir bireyi olarak; Eğer daha iyi bir gelecek, daha iyi yetişmiş bir toplum, daha fazla saygı ve sevginin olduğu bir toplum istiyorsak; bu mesleğe ve bu mesleği icra edenlere değer vermeliyiz.

Öğretmenler gününüz kutlu olsun. İz bırakan, fedakar insanlar. Dünyanın bütün çiçekleri sizler için. Hatırlamak ve hatırlanmak dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.