Bilindiği üzere eylül ayında açılması planlanan okullar pandemiden dolayı henüz açılamadı.Bir süre daha uzaktan eğitim yoluyla öğrencilerimizin eğitimsel ihtiyaçlarını gidermeye çalışacağız. Geçen hafta okullarımızda özellikle 1. sınıfa başlayacak öğrenciler ve veliler için ayrı bir heyecan,ayrı bir telaş vardı. 

Bazı okullarda başarılı öğretmen olarak gösterilen öğretmenlere veliler çocuklarını kayıt ettirmek için bir çaba içine girdiler ama okul idareleri bakanlığın talimatı gereği kura ile öğrencileri şubelere ayırdılar.Peki bu toplum nazarında başarılı etiketi ile ödüllendirilen ,rağbet edilen ,bu öğretmenlerin özellikleri nelerdir.? 

Gözlemlerime göre genel olarak bu öğretmenlerde hem veli hem öğrenci ile etkili bir iletişim becerisi var.Velileri ile sürekli iletişim halindeler. Öncelikle ‘’İnsan ancak sevdiğinden öğrenir.’’ ilkesini bildikleri için öğrencilerine kendilerini sevdiriyorlar. Öğrencilerinin hatalarına kızmıyorlar aksine hatanın doğal bir süreç olduğunu öğrenciye hissettiriyorlar. Yeniden denemeleri için onlara fırsat verip cesaretlendiriyorlar.Soru sormayı teşvik edip sabırla dinliyorlar.(Godvin’in ifadesi) İyi öğretmenliğin dörtte birinin iyi bir hazırlık,dörtte üçünün drama olduğunu bilerek derslerini oyunla işliyorlar her konuda drama yapabiliyorlar.Bazen sınıfa palyaço,bazen de Nasrettin Hoca kostümü ile girebiliyorlar.Bu onlara yük gelmiyor aksine  severek yapıyorlar.Mesleklerini çok sevdiklerinden yaşadıkları aidiyet duygusuyla tam bir adanmışlık örneği sergileyerek,tedrisatından geçen her öğrencide iz bırakıp unutulmaz oluyorlar.Ve kayıt dönemlerinde de tercih edilmenin hazzını yaşayarak kendi içsel motivasyonlarında zirve yapıyorlar. 

Çevremde heyecanına yakinen şahit olduğum,  izlediğim, her kayıt döneminde öğrenci velilerinin adeta öğrencisini kayıt ettirmek için çabaladığı bir ilkokul öğretmeninden bahsedeyim sizlere. Hani derler ya genç öğretmenler daha dinamik,daha donanımlı diye.Bahsettiğim öğretmen mesleğinin son demlerini yaşamakta fakat dinamizminden, heyecanından hiçbir şey kaybetmemiş, her eğitim yılına ayrı bir çoşku ve enerji ile başlıyor. Bu heyecanını hemen öğrencilerine verebiliyor.Velileriyle sağlıklı bir iletişim kurup veliyi ‘’Çocuğum ödevini yap’’ rolünün ötesine taşıyarak,eğitimin önemli bir paydaşı olarak sürecin içine katıyor.İşini seviyor ve saygı duyuyor,dersi bitse bile okuldan ayrılmıyor bir dahaki güne hazırlık yapıyor, mesai kavramı onun için asla bağlayıcı değil. Okulların kardan tatil olduğu bir günde okula ulaşabilen öğrenciler ile onu ders yaparken gördüğümde çok şaşırmıştım.Kitap okumaya önem veriyor biliyor ki kitap okuma alışkanlığı kazanmak üniversiteyi kazanmaktan daha önemlidir.Mezun ettiği öğrencilerini takip etmeye devam ediyor,onların deneme sınavı,yazılı sınav sonuçlarını,başarılarını okuduğu okula giderek öğreniyor,tam bir adanmışlık örneği sergiliyor.O öğretmenimizi gördüğüm zaman hep aklıma öğretmenlik aşkının sembol ismi Nurettin Topçu’nun şu ifadesi geliyor .‘’Kırk yıl öğretmenlik yaptım, mektebe giderken mabede gider gibi gittim”Okulu mabet, işini de ibadet gibi gördüğü için emeklilik yaşını da geçse hep tercih edilen oluyor. Peki bunu her öğretmen başarabilir mi?Kanaatimce başarabilir sadece biraz sevgi,biraz özveri ve heyecan gerekiyor. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.