Çin orjinli bir virüs yaklaşık iki,üç aydan beri yerküreyi  abluka altına aldı.İnsanların özgürlüklerini kısıtlayarak onları adeta evlerine hapsetti.Bu dönemde insan sahip olduklarının değerini sanki daha bir anlamakta.Öğrenci ise okulunun ,sınıfının,öğretmeninin; aile ise gezmenin,beraberce bir yerlere gitmenin, eş dost  ile doyasıya sohbet etmenin kıymetini daha bir anladık sanki.Zaten hayatta öyle değil midir?. İnsan elindekilerin,sahip olduklarının değerini kaybedince anlamaz mı?. Acı tatlı anıların kıymetini yaşarken değil de zaman geçip gidince anlamaz mı?. İnşallah bu dönemi  en az hasarla millet olarak atlatırız.Her sıkıntı elbet bir kolaylığa gebedir ama haml müddetine sabretmek gerekir.Bilim ve edebiyat tarihine baktığımızda karantina yıllarının büyük fırsatlara çevrildiğine dair örneklerde vardır. Veba salgınının karantina günlerinde Newton, yer çekimi kavramını kaçtığı çiftlik evindeki elma ağacını gözlemleyerek bulmuş,Shakespeare ise Kral Lear, Makbet ve Kleopatra'yı karantina zamanlarında yazmış.

      Okulların tatil olduğu bu dönemde çeşitli dijital araçlar ile öğrenciler uzaktan eğitim ile eğitimsel ihtiyaçları giderilmeye çalışılıyor lakin uzaktan eğitim öğretmenin göz teması,beden dili,duygusal sıcaklığı olmadan ister istemez yavan kalmakta.Öğretmenin etkisini Doğan Cüceloğlu Hoca bir kitabında şöyle anlatmaktadır.''Hangi eğitim sistemi olursa olsun teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin.Öğretmenin öğrenciyle göz göze geldiği bir an vardır ki o an öğretmen öğrencinin gönül kapısından girerek zihnine ulaşır.O an başlayan öğretmenin gücü binlerce yaşam inşa eder.'' İşte bu güçten öğrencilerimiz bir süre uzak kalacaklar.Bu süreç atlatıldıktan sonra bir çok alanda mutlaka dönüşümler olacaktır.Herhalde en çok da eğitimde öğretmenin yeri ve uzaktan programlanmış eğitimin verimliliği tartışılacaktır.Uzaktan da eğitimde bazı hedeflerin ulaşılabilir olduğunu görüp  bu alanda daha çok yenilikçi çalışmalar geliştirilecektir.Zaten bu ikisi birbirinin alternatifi değildir bakmayın siz öyle görenlere.Bakanlığımızın bu süreyi öğrencilerimiz açısından bir fırsata çevireceğinden eminim.

    İnsan ömrü ortalama 70-80 yıl olduğunu varsayarsak yerküre olarak kötü bir tarihi ana şahitlik ediyoruz.Pandeminin tehlikeli etkisinden korunmak için evimizde kalarak zamanımızı geçiriyoruz. Adeta kendimizi karantinaya aldık.Bu dönemde evde ailecek yapılacak en iyi etkinlik inanın kitap okumaktır.Sanki Cicero insanoğlunun eve hapsolduğu bu anlara atıfta bulunmuş, yüzyıllar öncesinden şöyle seslenmektedir.''Bir bahçen ve bir kitaplığın varsa hiç bir eksikliğin yok demektir.''Kitap okuma alışkanlığı öğrencinin yaratıcılığını besleyen en önemli değişkendir.Yaratıcı öğrencilerin ise en önemli özellikleri yerleşik varsayımlara meydan okumalarıdır.Ne yaparsak yapalım, nasıl edersek edelim çocuğumuza kitap okuma alışkanlığı kazandırmamız lazımdır.İnanın kişinin okuma alışkanlığı kazanması üniversiteyi kazanmasından daha önemlidir.Çünkü okuyan kişi zaten hiç kaybetmeyecektir.Başarılı insanların çoğu başarılarını kitap okuma alışkanlıklarına borçludur.Cennet mekan Yavuz Sultan Selim Han Mısır seferine çıktığında 52 gün sürecek olan yolculuğu esnasında okumak için yanında katırlarla kitap götürmüş.Düşünebiliyor musunuz? savaşırken bile kitap okumak.Okuyan insan sürekli sorgular,araştırır,üretir,daha fazlasını ister,sancılanır ,huzursuz olur.Ne diyordu Cemal Süreyya '' 1944 yılında Dostoyevski'yi okudum o gün bugündür huzurum yok'' okursanız huzursuz olursunuz ama mutlu olursunuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erdal Efe 2 ay önce

Emeklerinize sağlık,güzel bir yazı olmuş