Eğitim, bir neslin inşası sürecinde; toplumsal ideallere dönük, tespit edilen hedeflere ulaşma gayretlerinin bütünü de denebilir…

Bu hedeflerin merkezinde, çocuklarımızın yaratılanların en şereflisi olan “İNSAN” olmaları sürecinde, fıtratlarında bahşedilen erdemlerin kazandırılması yer almalı…

Verdiğimiz eğitim süreci sonunda; eğittiğimiz çocuklarımızın, bir başkasına zararı dokunmayan, güvenilen insan olmalarını sağlamalıyız…

Çocuklarımıza verdiğiniz eğitim, bir başkasına zararı dokunmayan, herkes için, “o emin bir kişidir” sözünü hak eden, özü sözü bir olan, olduğu gibi görünen birey olmasını sağlamadır.

Yine, bu süreçte eğitimin ana ekseninde, insan olmanın evrensel bir değeri olan; “AHLAK” kriterlerine sahip olan bireyler yetiştirme yer almalıdır...

Eğitim sürecinde, günümüzde yaşadığımız en temel sorunun bu noktada başladığını düşünüyoruz.

Çocuklarımızı sınava hazırlama gayretinde, insan olma erdemini ıskalamak yerine, ötelediğimiz bir süreci yaşıyoruz…

Ebeveynler, “bizim çocuk önce sınav kazansın, sonra insan olabilir.” Gibi anlaşılmaz bir sonuca yönelirken;

Çocuklarımızı

Hayata hazırlamak yerine,

İnsan olmanın erdemlerini kazandırma hedefine yönelmek yerine,

Oldukları gibi görünmenin mana derinliğine kazandırmak yerine,

Çevresinde; “O emin bir kişidir”, sözünün mana derinliğinde insan olmalarını sağlamaya dönük, emek vermek yerine,

Çevresinde; o olduğu gibi görünür, onda “RİYA” yoktur. Sözünün mana derinliği farkındalığında yetiştirmek yerine,

Sınavda bir soru fazla çözsün, bize yeter diyen,

Sınav sonucunda; nitelikli lise kazansın, oğlu/kızı  “…Fen Lisesini veya Proje Lisesini” kazandı gibi….….

Bizim çocuk; girdiği sınavda, “Tıp-Mühendislik-Kamu Yönetimi vb.” fakülte kazansın, …. Sınav sonrasında da; “… beyin/hanımın oğlu/kızı,  …… fakültesini kazandı” sözünü duyma amaçlı yaşama odaklanırken, çocuklarımızı ahlaktan, edepten, insan olmanın temel kriterlerinden kopuşlarını arzular gibiyiz…

Çocuklarımızın ezberledikleri sorular sayesinde nitelikli liseler veya seçkin fakülteler kazanırken, insan olmaktan koptuklarını, bu kopuşa sürecinde büyürlerken, ebeveynlerine, aile büyüklerine yönelen, davranışlarındaki sapmalarından yakınmalar ise tartışılmayan sorunlarımız…

Farkında mıyız? Çocuklarımız hızla büyürken, çıkar odaklı, olduklarından farklı görünmeye yönelen bir şahsiyet kazanıyorlar…

Yaptıkları bazı iyi halleri, iyi davranışları dahi, birilerinin beklentisine dönük, gönül dünyasının inanmışlığından kaynaklanmak yerine,   "Hakikatte olmadığı halde iyi görünmek" şeklinde garip bir hale dönüşüyor…

Bu dönüşümün en yalın açıklamasının da; gösteriş olduğunu düşünüyor muyuz?

İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma şeklinde yaygın davranış kalıbına giren bu hal, eğitimde çözümlenmesi gereken en temel sorunumuz olduğunu düşünüyoruz.

Çünkü, “İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma” davranışı, en yalın açıklamasıyla “RİYA” değil mi?.

Riya, insanlar arasında manevî nüfûz, şan ve şöhret, maddî çıkar sağlamak için yapılır.

Dünyaya ait bu tür maddî ve manevî çıkarları elde etmek için, dinin insanlar tarafından kutsal değerlere karşı beslenen bağlılık ve hürmet duygularının âlet edilmesi, riyanın en kötü şeklidir.

Bu tür davranışlar, hilekârlık ve yalancılıktır.

İnsan şeref ve haysiyetine hakarettir.

Riyakâr kişinin söz ve davranışlarındaki samimiyetsizlik, diğer insanlar tarafından kısa zamanda anlaşılır. Bunlara kimse güvenmez.

Riya, dînî bir tabir olarak ibâdetlerde ve diğer amellerde samimiyetten uzaklığı ve samimiyetsizliği ifade eder.

Bir Müslüman amellerini/ibâdetlerini Allah rızası için yapmakla mükelleftir. Sadaka, zekat, yardım, güler yüz, tatlı söz gibi her çeşit hayırlı amelleri de Allah rızası için yapmalıdır.

Peki, hayırlı ameller Allah için yapılacakken dünyevî bir menfaat için yapılınca, o menfaat Allah yerine konmuş olmuyor mu?

Resûlullah (a.s) şirkin bu çeşidine şirk-i hafî demiştir, yani gizli şirk. Hadiste:

"Riyanın en azı da şirktir" buyurulmuştur.

Rasûlüllah Efendimiz;

Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk, yani riyadır, " (Tirmizi, Hudut, 24) buyurmuştur.

Rasûlüllah Efendimizin hadislerindeki bu uyarıları ekseninde, çocuklarımızın eğitimleri sürecinde önceliklerimizi yeniden gözden geçirmenin anlamlı olacağını,  “RİYA” konusunun imani açıdan bir başka yazıda ele almanın önem taşıdığını düşünüyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.