Pandemi sürecinde uzaktan öğretim mi? Yüz yüze eğitim mi? Daha iyi diye öğrencilere sorduğumda eğlenceli ve ilginç cevaplar aldım. Bu Süreçte öğrencilerin büyük çoğunla akranlarıyla birlikte eğitim-öğretim alma taraftarı. Teknolojiye büyük tutkuyla bağılı olan çocukların süreçten sıkılması bunu daha da netleştiriyor. Sosyalleşmenin, paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu fark ediyoruz. Öğrencilerin yapmış oldukları başarıları-başarısızlıkları, duyguları akranlarından aldıkları dönütlerle sağlamlaştırıp kişilik gelişimlerini tamamlamaları bu süreçteki en önemli etki bence. Bazı öğrencilerin öğretmen ve okul isimlerini unuttuklarını söylemeleri ilginçti. Bu sebeple yüz yüze eğitim kaçınılmaz.

Öğrencilerden en çok aldığım cevap ‘uzaktan öğretimin en büyük faydası evde olmamız ama diğer zamanlarda kesinlikle uzaktan öğretim olmamalı’ idi. Bunun gerekçelerini sorduğum da öğrencilerin birçoğu uzaktan öğretimde öğretmenlerin teknolojiyi verimli kullanmadığını, yetersiz kaldığı öğretmenlerin bu konuda yetersiz olduğu açıklamalarında bulundular. Online Öğretimlerde sürenin çok uzun olduğunu (bir saat) ve öğretmenlerin bu süre içinde sürekli düz anlatım yapmasından sıkıldıklarını. Yüz yüze eğitim, uzaktan öğretimin en büyük faydasının evde olmanın ve evde geçirilen zamanın daha iyi olduğu, okulda geçirilen süreden farklı bir şekilde değerlendirilebileceğini, aile ile birlikte daha fazla vakit geçirdikleri için mutlu olduklarını söylediler. Öğrencilerden en ilginç olan ise diğer öğrencilerin söylediğine ek olarak beni de hayli şaşırtan, alt üst eden tespitleriyle özel okul öğrencisi olan ismini de paylaşmamı istemeyen çok değerli bir öğrencimiz yaptı. Uzaktan öğretimin, teknolojinin ve teknoloji ile geçirilen zamanın vazgeçilmez olduğunu teknoloji kesinlikle eğitimde kullanılması gerektiğini ısrarla söyleyen öğrencimiz; Fakat Türkiye şartlarında bunun mümkün olmadığını ortaya koyduğu tespitlerde çok güzel bir şekilde açıkladı. Kendisinin Türkiye’nin çok iyi bir özel okulunda eğitim görmesine rağmen bu süreçte sorunlar yaşadığını belirtti. Öncelikle öğretmenlerin bu konuda yeterli olmadığını, öğretmenlerin bu konuda geliştirmesi gerektiğini söyledi. Öğretmenlerin teknoloji alanında çok iyi olsalar bile Türkiye'deki teknoloji, internet altyapısının bu konuda yetersiz olması. Öğrencilerin uzaktan öğretim sürecinde yaşanan aksaklıklardan dolayı sıkıldığını ve uzaktan öğretime uzak kaldıklarını söyledi. Örnek olarak uzaktan öğretimde yapılan konuşmalarda seslerin yetersiz, kesik kesik gelmesi. İnternet bağlantısının sürekli kopması. Türkiye'nin ortalama upload yani gönderme hızı 9.05 Mbps, ortalama indirme (download) hızının 26.30 Mbps olarak ölçüldüğünü. Tüm bu rakamlar ışığında Türkiye, en hızlı sabit internet hızı sıralamasında 101. sırada yer alırken teknoloji bilimindeki yetersizlik, gelişmemiş olan ülkelerin bile upload ve download hızlarının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu söyledi. Bu sebeple öğrencilerin uzaktan eğitimle ilgili görmüş oldukları eğitimin büyük bir sekteye uğradığını açıkladı. 7. Sınıf öğrencisi olan öğrencimizin tespitlerini çok doğru buluyorum. Aslında Milli Eğitim alacağı kararlarda öğrencilerinin fikirlerini alıp, onların ortaya koymuş olduğu sorunlarla değerlendirmeye çalışsa şu an olduğumuz seviyeden daha iyi olacağımızı düşünüyorum. Öğrencilerin yapmış oldukları tespitler teknoloji alanında öğretmen öğrenci arasındaki ilişkiyi güçlendirip, kuşak farkın ortadan kaldıracaktır.

           Bizim yapmamız gereken öğrencilerin fikirlerini düşüncelerini paylaşabilecekleri platformlar ortaya koymak. Bunların değerlendirilip daha sonra sorunların çözüm merkezine ulaşılması ve çözüm oluşturulması olmalı; Milli Eğitim'de yapılan çalışmaların, tabana ulaşamadığını ve çözüm üretemediğini görüyoruz. Buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya SELÇUK’a çağrım ilkokul, ortaokul lise seviyelerindeki öğrencilerin fikirlerini belirli platformlarda toplayıp sorunların çözüm merkezi haline getirilmesi gerekmektedir. Eğer bu sorunlar ortaya konulup öğretmenler ile koordineli bir şekilde yapılırsa eğitim, teknoloji ve bilim alanında muasır medeniyetler seviyesine çıkmış olacağız.

            Yüz yüze eğitim olacaksa Benim öncelikle önerilerim;

1.Okulların İş-Kur’a bağlı hizmetli, güvenlik personeli 15 Ağustos’ta göreve başlamalı.

2.İhiyaç duyulan temizlik, hijyen malzemeleri ve maske 31 Ağustostan önce okullara ulaştırılmalı

3.Taşımalı eğitim olan bölgelerde yeterli sayıda servis temin edilmeli.

4.Sınıf mevcutları 30 ve üzeri olan okulların tespit edilip derslik ayarlanmalı.

5.Okul mevcudu 500 üzerinde olan okulların öğrencileri için alternatif bulunmalı.

6.Okulların bulunduğu ilçe belediyeleri gerekli dezenfekte çalışmalarını belirli aralıklarla yapmalı. Gerekirse personel desteği sunmalı.

7.Kronik rahatsızlığı olan öğrenci ve öğretmenler tespit edilmeli.

 Uzaktan öğretim zorunluluğu olursa şayet;

1.Öcelikli olarak ilçe merkezlerinde Bilişim Teknoloji öğretmenlerinden oluşan kriz ekibi kurulmalı.

2.Teknoloji konusunda yetersiz olan öğretmenlere destek sağlanmalı gerekirse eğitim verilmeli.

3.İnternte ulaşamayan öğrenciler tespit edilmeli.

4.Eba TV uygulamalarında sorun yaşayan, ulaşamayan öğrenciler tespit edilip anında destek sağlanmalı.

5. İlçe merkezlerinde Rehberlik öğretmenlerinden oluşan destek birimi kurulup aile ve öğrencilere rehberlik yapmalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.