Toplumumuzda en kolay eleştirilen kesim öğretmenlerdir. Öğretmeni eleştirmek sıradan bir iştir. Ülkemiz insanı her şeyden anlar, ancak eğitimden daha çok anlar. “Psikoloji” ve “ergen” kavramlarını öğrendikleri günden beri, daha bir anlar oldu insanımız eğitimden. Televizyon programlarında eğitim üzerine konuşanları dinleyerek, bir iki kişisel gelişim kitabı okuyarak eğitimci olunur bizim ülkemizde.

Öğretmen deyince, insanlarımızın aklına tatil gelir. Kar tatili, kış tatili, yaz tatili, hep tatil yaparız biz. Üç ay boyunca eve girmeden dolaşırız. Zaten mali sıkıntı hiç çekmez, eve hapsolmuş insanımıza inat bütün dünyayı dolaşırız. Boş zamanlarımızda okula uğrar, öğrencilerin psikolojisini bozar, yine tatile çıkarız. Öğrenci döveriz, okulun ihtiyaçları için para isteriz ve yine tatile çıkarız!

Hem tatil yapar hem de maaş alırız! Yetmez, ek ders ücreti, nöbet ücreti alırız. Ülkemizin ekonomik olarak geri kalmasına biz sebep oluruz. Hem başarısız bir meslek grubuyuzdur, hem de çok tatil yaparız.

Yıllardır bu tür haber ve yorumlarla uğraşır, gerçekleri anlatmaya çabalarız. Üç ay tatil yapan öğretmenler değil, öğrencilerdir. Öğretmenlik bir ihtisas mesleğidir, düz memurluk değildir. Öğretmenin mesaisi, ders saatidir, sekiz beş hesaplanmaz. Öğretmen eve iş götürür, hazırlık yapar, sınav hazırlar, sınav okur, not girer, nöbet tutar, rehberlik görevi vardır. Okuması, araştırması, kendini geliştirmesi gerekir. Öğretmen sokakta yürürken de öğreticidir. Her daim görev başındadır ve rol modeldir.

Öğretmenlere karşı, toplumun bütün kesimlerinde, bilinç altına gizlenmiş bir önyargı, bir alınganlık, bir kompleks var sanki. Bir şeylerin öcünü alır gibi davranıyor insanlar. Galiba öğrencilik yıllarından kalma bir sıkıntı var ve bu sıkıntı ilk fırsatta bu şekilde yansıyor. Bu konuda bilimsel bir araştırma yaparak, öğretmenlerin insanlar üzerinde bıraktığı kalıcı izler takip edilmeli ve gereken önlemler alınmalıdır.

Yaygın olarak dizilerde küçük düşürüldüğünü gördüğümüz öğretmenler en son bir yarışma programında hedef gösterildi. Televizyon kanalı özür dilemekte çok geç kaldı. Milli Eğitim Bakanının, göreve başladığı günden beri öğretmen vurgusu yapmasına rağmen, televizyon kanalının bu kadar sorumsuzca hareket edebilmesi, problemin derinlerde olduğunu göstermektedir. Açıklanacak üç yıllık programın, girişten sonraki ilk paragrafının, öğretmen saygınlığı ve toplumdaki yeri üzerine olmalıdır.

24 Kasım Öğretmenler gününde, bu televizyon kanalını takip ederek, yapacakları haberleri samimiyetsiz ve ikiyüzlü ilan edelim. Özür dileyerek kurtulamazsınız diyelim. O programın yayından kaldırılmasını isteyelim. Şehit öğretmenlerimizin resimlerini binalarına asalım. Asalım ki öğretmenlerle ilgili cümle kurarken akıllarına gelsin, sitemimiz rüyalarına girsin.

Öğretmeni yüceltmedikçe, eğitimde başarı hayaldir. Köy ilkokulunda çalışan öğretmeni baş tacı eden eskilerimizin büyüklüğü nereye gitti? Yarışmadaki soruyu; “Memleketimizin en ücra köşesine hizmet götüren, oralarda bayrağımızı dalgalandıran, memleketimizin kalkınmasında emeği olan, bir fedakârlık ve vicdan mesleği hangisidir?” diye sormak çok mu zordu?

Toplum olarak aklımızı başımıza alalım. Önce aydınlarımız, televizyon kanallarımız, kanaat önderlerimiz, topyekûn bir seferberlik başlatalım ve diyelim ki öğretmen baş tacıdır. Öğretmen, hak ettiği ücreti alamamaktadır. Ne zaman ki öğretmenler, hak ettiği saygıyı görür o zaman eğitimde başarı gelir. Bu problem, öğretmenlerden ziyade ülkemiz insanının problemidir. Karar milletimizindir, ya sahip çıkarsınız ya da bir yüzyıl daha beklersiniz. Tabi tarih size bu şansı verirse.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.