Gençlerimiz ne kadar da değişmiş. Kılık kıyafetleri gibi, saçları başları gibi, küpeleri kolyeleri gibi; konuşmaları, edaları, aşkları da büyük bir değişime uğramış.

Geç geber

            Geçenlerde kalabalık bir sokakta biraz da telaşlı telaşlı yürüyordum. Bir grup gençle karşılaştım. Kızlı erkekli, gülüşüyorlar, neşeleniyorlar, şakalaşıyorlardı. Derken biri şiddet dozu hafif yüksek bir frekansta hapşırdı.

            Nedir adet?

Hapşıran ya “Yarabbi şükür!” diyecek ya da “Ooohhhh!” çekecek...  

Ya o hapşırık sesini duyanlar, “Çok yaşa, iyi yaşa, sağlıklı yaşa!” diyecek değil mi?

Yok yok… Ne şükür, ne ohhhh, ne çok yaşa, ne sağlıklı, ne de iyi yaşa…

Hapşııııı!

Diğer gençler mi?

Hep bir ağızdan ve çok sesli koro gibi, “Geç geber!

Hapşırandan ise bilindik nida “Hep beraber!

Acayip sağ ol!

Gene bir gün bir grup öğretmen tiyatrodayız. İçeri tıklım tıklım dolu. Nefes alınmıyor. İğne atsan yere düşmeyecek bir doluluk.

Mutlu olduk.

Bir an, “Ooo emekler boşuna gitmemiş. Demek ki gençlere tiyatro aşkı aşılamayı başarmışız. Çok hoş çok!” diye düşünürken hepimiz, arkadan, tam da o gençlerin olduğu yerden bir konuşma, bir kaynaşma, bir gülüşme, bir dalgalanma…

Ve o dalgalanmaya, o tiyatro sever(!) gençlerden birinin verdiği “Acayip sağ ol!” cevabına yine o sanat ruhlu(!) gençlerin acayip acayip, dolu dolu, iç gıcıklatan gülüşleri…

Ne olacak canikom…

Çok âdetim değil amma bizim emektarın hasta olduğu bir gün otobüsteyim. 

Sabahın körü.

Herkes mahmur bir vaziyette.

Bir kısım insan geç kalmanın ezikliğini yaşıyor.

Bir bölüm yurttaş belli ki evine ekmek parası bırakamamış olmanın kahrını taşıyor.

Bir grup vatandaş doktorun, öğretmenin, işçinin, emeklinin, esnafın, belli ki biraz da kendi haline şaşıyor.   

Allah Allah bu ne hal derken arkada gençler tatlı tatlı sohbet ediyor.  

Hal hatır, ders, okul, sınav derken biri soruyor; “Ha sahi dünkü sınav nasıl geçti cancağzım…

Muhatabın cevabı bir o kadar ilginç; “Nasıl olacak canikom hocası gibi manyak güzel!

İşler nasıl Hasan usta?

Bu otobüs var ya bu otobüs…

Canlı, ayaklı gazete alimallah…

Hani emektarımın hasta olduğu o gün vardı ya…

Sesli sohbetin yoğun olduğu bir yolculuk.

Biri soruyor, “İşler nasıl Hasan Usta?

Nasıl olsun kurban patlak lastiğe hava basmaya devam.

Ve….

Öyle noktaya geldik ki, günümüz insanı kendisi on bir oyuncu ile maça çıkmak isterken senin kalecisiz kalmanı istiyor.

Yatak buz gibi yani, yastık sıcak mı sıcak.
            Allah sonumuzu hayır eyleye

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.