Anayasa Mahkemesi Sözlü Sınavda 5 Defa Elenen Hakim Adayının Başvurusunda Karar Verdi

Anayasa Mahkemesi (AYM) sözlü sınavda 5 kez elenen hakim adayının başvurusuna yönelik kararı bugünkü resmi gazetede yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi Sözlü Sınavda 5 Defa Elenen Hakim Adayının Başvurusunda Karar Verdi

Anayasa Mahkemesi (AYM) sözlü sınavda 5 kez elenen hakim adayının başvurusuna yönelik kararı bugünkü  resmi gazetede yayımlandı.

2008-2012 yılları arasında 5 defa girdiği adli yargı hâkim adaylığı yazılı sınavlarında başarılı olan ve tüm sınavların sözlü aşamalarında elenen adayın Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuru sonuçlandı.

Hâkim adaylığı mülakat sınavında başarısız sayılma nedeniyle eşitlik ilkesi ile kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiği iddialarıyla Anayasa Mahkenesine başvuruda bulunulmuştu.

20/12/2008, 25/12/2010, 9/4/2011 ve 25/12/2011 tarihlerinde yapılan adli yargı hâkim adaylığı yazılı sınavlarını kazanan ancak tüm sınavların mülakatında elenen aday, en son 16/2/2012 tarihinde yapılan mülakatta da başarısız sayılması üzerine iptal davası açmıştır.

Davaya bakan İdare  Mahkemesi; başvurucu hakkındaki mülakat komisyonu değerlendirme tutanaklarında ilgilinin muhakeme gücü, bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneği, genel ve fiziki görünümü, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu ve liyakati, yetenek ve kültür ile çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı başlıkları altında her bir başlık için 20 puan üzerinden değerlendirmeler yapıldığı, her bir komisyon üyesinin adayı ayrı ayrı değerlendirdiği, bu değerlendirmelerin de birbiri ile paralellik arz ettiği, dolayısıyla değerlendirmede tereddüte mahal olacak ya da farklı yorumlanabilecek bir durum olmadığı ve başvurucunun başarısız sayılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek dvanın reddine karar vermiştir.

Temyiz aşamasında konuyu değerlendiren Danıştay Onikinci Dairesi de kararı onanmış ve karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından reddedilmiştir.

Sözlü sınavlarda başarısız olan aday tarafından yapılan bireysel başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi;

- Kamu hizmetine girme hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

-Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA ise OYÇOKLUĞUYLA, 

karar verdi.

Anayasa Mahkemesi Kararı

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

....... BAŞVURUSU

Başvuru Numarası: 2014/14474

 Karar Tarihi            : 5/7/2017          

 Başkan                    : ....

Üyeler                      : .....

Raportör                 : .....

Başvurucu              : ....

I.BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, hâkim adaylığı mülakat sınavında başarısız sayılma nedeniyle eşitlik ilkesi ile kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiği iddialaıına ilişkindir.

II.BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 4/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonda kabul edilebilirlik konusunda oybirliği sağlanamadığından başvuru, kabul edilebilirlik incelemesinin karara bağlanabilmesi için Bölüme gönderilmiştir.

5.Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III.OLAY VE OLGULAR

6.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7.Başvrucu 20/12/2008, 25/12/2010, 9/4/2011 ve 25/12/2011 tarihlerinde yapılan adli yargı hâkim adaylığı yazılı sınavlarını kazandığını ancak tüm sınavların mülakatında elendiğini belirtmiştir.

8.Başvurucu, en son 16/2/2012 tarihinde yapılan mülakatta da başarısız sayılması üzerine iptal davası açmıştır.

9.Ankara 11. İdare Mahkemesi 18/1/2013 tarihli ve E.2012/812, K.2013/61 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle başvurucu hakkmdaki mülakat komisyonu değerlendirme tutanaklarında ilgilinin muhakeme gücü, bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneği, genel ve fiziki görünümü, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu ve liyakati, yetenek ve kültür ile çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı başlıkları altında her bir başlık için 20 puan üzerinden değerlendirmeler yapıldığı, her bir komisyon üyesinin adayı ayrı ayrı değerlendirdiği, bu değerlendirmelerin de birbiri ile paralellik arz ettiği, dolayısıyla değerlendirmede tereddüte mahal olacak ya da farklı yorumlanabilecek bir durum olmadığı, bu durumda 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun belirlediği çerçeve içinde gerçekleştirilen mülakat sınavı sonucu yapılan değerlendirmelere göre başvurucunun başarısız sayılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

10.Karar, Danıştay Onikinci Dairesi tarafından 5/12/2013 tarihli kararla onanmış ve karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 16/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin karar 7/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11.Başvurucu 4/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV.İLGİLİ HUKUK

12.2802 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (ı) bendi şöyledir:

“Adaylığa atanabilmek için:

Yazılı yarışma sınavı ile mülakatta başarı göstermek, şarttır. ”

13.2802 sayılı Kanun'un 9/A maddesinin onuncu ve devamı fıkraları ise şöyledir:

“ Mülâkat, ilgilinin;

a)Muhakeme gücünün,

b)Bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneğinin,

c)Genel ve fizikî görünümünün, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğunun ve liyakatinin,

d)Yetenek ve kültürünün,

e)Çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,

puan vermek suretiyle değerlendirilmesi yöntemidir.

Miilâkat, yukarıdaki bentlerde yazılı özellikler herbiri yirmişer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Mülâkat Kurulunun her bir üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Başarılı sayılmak için, üyelerin yüz tam puan üzerinden verdikleri notların aritmetik ortalamasının en az yetmiş olması şarttır.

Mülâkat sonucu en yüksek puan alandan başlamak üzere sıraya konularak mülâkat başarı listesi hazırlanır ve bu listenin altı Mülâkat Kurulu tarafından imzalanarak Personel Genel Müdürlüğüne teslim edilir.

V.İNCELEME VE GEREKÇE

14.Mahkemenin 5/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucunun İddiaları

15.Başvurucu; yazılı sınavı dört defa başardığı hâlde mülakatta elendiğini, mülakatta objektif bir değerlendirme yapılmadığını, bu nedenle Anayasa'nm 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ile Anayasa'nm 70. maddesinde düzenlenen kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiğini, ayrıca mülakatta başarısız sayılma işlemine karşı açtığı davada idari yargı denetiminin etkili olmadığını, bu durumun ise Anayasa'nm 125. maddesine aykırı olduğunu iddia ederek ihlalin tespitiyle sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve lehine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

B.Değerlendirme

  1. Kamu Hizmetine Girme Hakkı ile Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16.Anayasa'nm 10. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. ” “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. ”

17.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesi şöyledir: “Bu Sözleşme'de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır. ”

18.Anayasa’nm 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme'nin ve Türkiye’nin taraf olduğu Ek Protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir 0Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

19.Başvurucunun Anayasa'nm 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasının -belirtilen maddelerdeki ifadeler dikkate almdığmda- soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için ihlal iddiasının kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz, § 33).

20.Somut olayda başvurucu kamu hizmetine ginne hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Kamu hizmetine ginne hakkı Anayasa’da güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme ve buna Ek Türkiye’nin taraf olduğu Protokoller kapsamında bulunmadığından bu hakka yönelik ihlal iddiasının bireysel başvuru konusu yapılabilmesi mümkün değildir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24).

21.Bu durumda eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın Anayasa ve Sözleşme kapsamındaki hak ve hüviyetlerden herhangi biri ile bağlantısı bulunmamaktadır.

22.Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

  1. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

23.Başvurucu; mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada idari yargı denetiminin etkili olmadığını, bu durumun ise Anayasa'nın 125. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüş olduğundan başvurucunun bu iddiası yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkindir.

24.Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir {Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351,18/9/2013, § 42).

25.Somut olayda mülakatta başarısız sayılma işlemine karşı açılan davada Ankara 11. İdare Mahkemesi, başvurucu hakkmdaki mülakat komisyonu değerlendirme tutanaklarında başvurucunun muhakeme gücü, bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneği, genel ve fiziki görünümü, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu ve liyakati, yetenek ve kültür ile çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı başlıkları altında her bir başlık için 20 puan üzerinden değerlendirmeler yapıldığını, her bir komisyon üyesinin adayı ayrı ayrı değerlendirdiğini, bu değerlendirmelerin de birbiri ile paralellik arz ettiğini, dolayısıyla değerlendirmede tereddüte mahal olacak ya da farklı yorumlanabilecek bir durum bulunmadığını belirterek mülakatın 2802 sayılı Kanun’un belirlediği çerçeve içinde gerçekleştirildiği ve buna göre başvurucunun başarısız sayılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar, Danıştay tarafından aynı gerekçeyle onanmıştır.

26.Yapılan yargılama sonunda başvurucunun mülakata ilişkin iddia ve savunmaları incelenerek karar verildiği ve başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

27.Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

VI.HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

1. Kamu hizmetine girme hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 

3.Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 5/7/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1.Başvurucu, hakim adaylığı mülakat sınavında başarısız sayılması nedeniyle idari yargıda açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı bireysel başvuruda, her ne kadar Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini öne sürmüş ise de; bu sonucun “davalı idarenin mülakatlarda başarılı sayılanların neden başarılı, başarısız sayılanların neden başarısız sayıldıklarını somut olarak ispat etmesi mümkün değildir. Bu durum idari yargı denetimini sınırlayan hukuka açıkça aykırı bir uygulama teşkil etmektedir” demek ve Anayasanın, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğuna ilişkin 125. maddesine vurgu yapmak suretiyle, esas itibariyle mülakatın içeriğinin yargı merciince değerlendirilmemiş olmasından yakındığı anlaşılmaktadır.

2.Buna göre, başvurunun, Anayasanın 36. ve AİHS’nin 6. maddelerinde yer alan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

3.Mahkemeye erişim hakkının sadece bir yargı merciine başvurabilmekten ibaret olmayıp, kişinin iddia ve savunmasını ispat için yasal her türlü kanıtı mahkemeye sunabilmesinin de mahkemeye erişim hakkının kapsamı içerisinde bulunduğunda tereddüt yoktur.

4.Başvuruya konu somut olayda başvurucu mülakat sınavında sadece bir tanesi meslekle ilgili olan dört soru sorulduğunu, bunların hepsini tam ve doğru olarak yanıtladığını, ancak başarısız sayıldığını belirtmektedir. Ancak başvurucu, mülakatta ses ve görüntü kaydı yapılmadığından, iddialarını yani sorulan soruları tam ve doğru olarak yanıtladığını kanıtlayamamıştır. Mahkeme de yalnızca mülakatın şekli şartlarının varlığına bakarak, olayda hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmiştir.

5.Kişilere, yargı mercii önünde iddialarını kanıtlama olanağı vermeyen ve böylece somut ve nesnel bir değerlendirme yapılması yolunu kapatan mülakat sisteminden kaynaklanan uyuşmazlığın, Anayasanın 125 ve 36. maddeleri, AİHS’nin de 6.maddesi anlamında mahkemeye erişim hakkına uygunluğundan söz edilemez. Bu nedenle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği düşüncesiyle, çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

memurunyeri

YENİ FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.