Hep Tarım Bakanlığı’ndaki sorunlardan, Stratejik Planların uygulanmamasından, tarımsal desteklerin belli bir amaç doğrultusunda verilmemesinden (ve bir amaca ulaşmamasından), çeşitli sıkıntılardan bahsediyoruz.

Bugün meselenin kökenine inmek istedim.

Tarım Bakanlığı’nda ağırlıklı olarak çalışan, kurumun toplam mevcut personelinde büyük bir yüzde orana sahip olan, dolaylı ve direk olarak Tarım Bakanlığı politikalarına etki eden Ziraat Mühendisleri…

Şimdi bu ziraat mühendisleri dün neydi? Bugün ne oldu? Konuya buradan girelim isterseniz.

Yaklaşık 30-35 sene önce… Ziraat meslek liseleri var… Yatılı okullar bunlar…

Okul bir nevi minik bir çiftliğin içinde… Bahçede yetiştirilen sebze, meyveler, kümeslerinde yetiştirilen etçi ve yumurtacı tavuklar… Ağılları, ahırları vs.

Öğrenciler belli bir çizelge ile dönüşümlü olarak bu yetiştirilen ürünlerden sorumlular…

Bu okulları bitiren ‘ziraat teknisyenleri’ sınavsız olarak Tarım Bakanlığı’na atanıyor. Okulların kurulma amacı bu çünkü.

            Bugün bu okulların son mezunları 40 yaşını çoktan aştı bile…

Hala ‘teknisyen’ olarak kalanı hemen hemen hiç olmamakla beraber zirai bilgilerinin ‘gücü’, her zeminde kendini hissettiriyor.

            Gelelim bugüne…

Sayıları her geçen gün artmakta olan, 30’un üzerinde ziraat fakültesi her yıl ortalama 5000 mezun veriyor.

            3-4 Ziraat Fakültesi hariç hiçbir ziraat fakültesinin “eğitim, araştırma ve uygulama” amaçlı çiftliği yok. Çiftlik olmayınca bu fakültelerde “mesleki uygulama” dersi de yok, yazın “çiftlik stajı” da yok.

            Kelimenin tam anlamıyla “ayağı toprağa basmayan” “ziraat mühendisi” yetiştiriyorlar.

Çiftliği olan Ziraat Fakülteleri de çok iyi zannedilmesin bu arada.

Örneğin Ankara Üniversitesi… Birden fazla “araştırma ve uygulama” çiftliği var. Mesleki uygulama dersi var, çiftlik stajı var.

Peki, sıkıntı nerede?

Sıkıntı şurada ki; fakültenin öğrencileri fakülte yönetimi tarafından “işgücü” olarak görülüyor.

Bunlara ilaveten, YÖK’ün mühendislik fakültelerine (kaliteyi artırmak için) sıralama şartı getirirken Ziraat Fakültelerini buna dahil etmemesini, halihazırda 200.000 (iki yüz bin) sıralama ile Ziraat Fakültelerine kayıt olunabildiğini belirtmeme gerek yok sanırım.

Sıralaması “düşük” öğrenciler ile verilen eğitimin kalitesinin de “ister istemez” düşeceği malum.

Mezunlarının büyük çoğunluğu “işsiz” kalan ziraat fakülteleri, günümüzde Tarım Bakanlığı’nın da ihtiyaç duyacağı “nitelikli” işgücü talebini karşılayabileceği “tek kaynak”.

İktisadi İdari Bilimler Fakülteleri mezunları da Maliye Bakanlığı’na giriyor ama ÖSYM “KPSS-A” adı altında bu mezunları yine kendi alanlarında olan hukuk, iktisat, muhasebe, maliye gibi derslerde “tekraren” sınava tabi tutuyor ve Maliye Bakanlığı bu KPSS-A sonucuna göre “nitelikli” işgücü ihtiyacını karşılıyor.

Ziraat Fakültesi mezunu ise KPSS P3 puanı ile yani genel yetenek genel kültür sorularını çözerek, kabaca matematik, Türkçe, sosyal bilgiler çözerek Tarım Bakanlığı’na atanıyor.

Böyle olmaktansa KPSS TARIM yapılıp, Ziraat mezunlarının Tarla Bitkileri, Bahçe Bitkileri, Tarım Ekonomisi, Tarım Politikası gibi kendi alanlarında sınava tabi tutulduktan sonra atanmalarının en mantıklısı olacağı kanaatindeyim.

En azından mevcut mezunlar içinden “en yetkinlerini” seçmiş ve kamu hizmetine almış oluruz.

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.