ÖĞRETMENİN YENİLENMESİ, ÖĞRETMENİN KENDİSİNİ YENİLEMESİ

Tanıdığım eğitim gönüllüsü ve günümüzün gönüllü eğitim çalışmalarının öncülerinden biri olan Gökhan Erenoğlu ve bir grup arkadaşının kurduğu Uluslararası Öncü Eğitimciler Derneğinin çalışmalarına bir eğitimci olarak destek olmaya ve ilgi göstermeye çalışıyorum. Bu yazımda Uluslararası Öncü Eğitimciler Derneğinin 2-3 Aralık 2017 tarihlerinde İstanbul’da Yeni(lenen) Öğretmen teması ile düzenlediği IX. Ulusal Öğretmenim Sempozyumu’ndan hareketle öğretmenin yenilenmesi öğretmenin kendisini yenilemesi konusuna değineceğim.

Bu yazıyı kaleme almadan bir süre önce yani 7 Kasım 2017 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü tarafından Yunus Emre Konferans Salonunda Düzenlenen tecrübe paylaşımı programında ‘Değerli Bir Öğretmen Olmak, Bir Meslekle Değer Kazanmak, Bir Mesleğe Değer Katmak’ başlıklı sunumda özetle öğretmenlik bir memurluk mesleği değildir dedim. Bununla birlikte öğretmenlerin eksik yönlerini dile getirirken onlara gereğinden fazla yüklenilmesini de yanlış olduğunu belirtmek isterim.

Okul idareciliği yaptığım sıralarda ağırlıkla ücretli ve genç olan öğretmenlerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak öğretmenler kurul toplantısının başlıca maddelerini görüşmeye geçmeden önce mesleki gelişim özellikli bir sunum yapardım. Bir iki kişi evine erken gitmek için toplantının uzamaması için bu uygulamaya soğuk bakmış olsa da öğretmenlerin eğitim ve eğitim sürecini yönetmeye dair yaptığım bu sunumlardan çok istifade ettiklerini gördüm. Çünkü okul müdürlerinin önemli bir görevi de eğitim kadrosunu ve eğitim sürecini en iyi şekilde yönetmektir. Tabi üst makamların da buna tam destek vermeleri gerekir.

IX. Ulusal Öğretmenim Sempozyumu’nun açılışında konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Doç.Dr. Semih Aktek’nin sunumunu yaptıktan sonra kendisine yöneltilen çeşitli sorulara cevap verirken sendikaların öğretmenlerin gelişimleri ile ilgili sorunlara yeterince ilgi göstermemesine yönelik sitemini yerinde bir sitem olarak görmekle beraber bakanlığın politika belirlerken ve karar alırken tüm sendikaların hatta eğitimle ilgili tüm sivil kuruluşların görüşlerinden yararlanmasının büyük önem taşıdığını belirtmek isterim.

Türkiye bir taraftan eğitimin kalitesini, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’nın da şikayetçi olduğu başarısızlığını tartışırken bir taraftan da öğretmenlerin ve okul idarecilerinin mülakat sonucu seçilmelerinin yanlışlığını tartışıyor. En çok üyesi olan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’nın katıldığı bir toplantıda öğretmenlerin liyakat ve adalet ilkesinin mağduru olmaktan kurtarılması gerektiğini gündeme getirmesi ve ‘Küskün ve mağdur kitlesi oluşturan mülakattan vazgeçilmelidir, yıllarca emek vererek okuyan ve birçok yazılı sınavdan geçen öğretmen adaylarının farklı komisyonlarca bir kaç dakikalık mülakatla elenmesinin adalet duygusunu zedelediğini ifade etmesi “Kamuya az sayıda personel alımında uygulanan mülakat ve üç katı kuralının, Millî Eğitim gibi, bir defada birkaç bin alım yapan bir kuruma uygulanması mümkün değildir. Nitekim bu yanlış uygulama, bugüne kadar, atanan öğretmen sayısının iki katı tutarında küskün ve toplumdan dışlanma tehlikesi yaşayan bir mağdur kitlesi oluşturmuştur. Mülakat uygulaması yerine adil bir istihdam modeline dönülmelidir” şeklindeki açıklamaları bence gecikmiş önemli bir açıklamadır. (http://www.turkiyeegitim.com/kuskun-ve-magdur-kitlesi-olusturan-mulakattan-vazgecilmelidir-91288h.htm)

Milli Eğitim Bakanlığının yaşanan birçok sorunun sebebi olarak öncelikle öğretmenleri görmesi ve onları bir günah keçisi ilan etmesi, çözümün dışarıda aranması birçok eğitimci tarafından da eleştirilmektedir. Eğitimci Yazar Muhammet Yılmaz sosyal medya hesabında bu eleştirisini şu şekilde ifade etmektedir:

 ‘Eğitimle ilgili sürekli Finlandiya hikayeleri anlatmaya değil kendi hikayemizi yazmaya ihtiyacımız vardır. Türkiye’nin kendi eğitim hikayesini yazacak birikimi, maddi kaynağı ve yetişmiş insan gücü vardır. Ancak bunları harekete geçirecek irade eksiktir. Peki neden kendi hikayemizi yazacak iradeyi ortaya koyamıyoruz?
Çünkü,

* Yarını değil bugünü kurtarmanın peşinde popülist davranıyoruz.
* Karar, yönetim ve uygulama mevkilerinde liyakat ve ehliyete önem vermiyoruz.
* Basit hesaplar ve kıskançlıklar nedeniyle yetişmiş insanımıza değer vermiyoruz.
* Alanın uzmanlarından çok politikacıların düşüncelerini önemsiyoruz.
* Eğitim felsefemiz yok ve sistem kuramıyoruz. Çünkü felsefeyi gerekli görmüyoruz ve sisteme inanmıyoruz.’

Eğitim sisteminde yaşanan sorunları çözmek için yapılması gerekenleri yapmadan sorunu öğretmenlerin niteliğine, öğretmenlerin başarısızlığına bağlamak büyük bir haksızlık ve öğretmenleri küstürmektir. Aslında eğitimdeki başarısızlığın sorumlusu kimdir veya eğitimde başarı elde etmek için ne yapmalı sorusunun cevabı birçok kişi tarafından merak ediliyor. Ancak karar vericilerin bu işlerde daha çok inisiyatif almalarına ise fırsat verilmiyor. Milli Eğitim Bakanlığının eğitimi olumsuz etkileyen diğer sorunları çözmek yerine sorunların kaynağı olarak öğretmenleri görmesi özverili çalışan öğretmenleri küstürmesi demektir. Buna dikkat edilmez ise yazılı talimat ile yapılması istenen çalışmalardan fazla bir sonuç elde edilemez. Hal böyle iken bazı yetkililerin eğitimin içeriği ile ilgilenmek yerine öğretmenlerin kıyafetleri ile ilgilenmeleri de meselenin özüne inememeyi göstermektedir.

Kısacası öğretmenlerimiz Peygamber mesleğini yaptıkları ve rehberlik yaptıkları için değer verilmeyi hak ediyorlar. Bize temel değerlerimizi öğrettikleri ve yaşadıkları için öğretmenlerimiz bizim için çok değerlidir. Böyle düşünen tüm öğretmenlerimize selam olsun. Ruhları şad olsun.

Çeşitli sunumların, örnek çalışmaların paylaşıldığı IX. Ulusal Öğretmenim Sempozyumunun Genel Notlarına Ulaşmak İçin: http://www.oncuegitimciler.org.tr/sayfa.php?id=674

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mahmut BALCI Arşivi