Yıldız Teknik Üniversitesi hocalarından Prof.Dr.Yavuz ERİŞEN Hoca 13 yıldan beri derse girdiği üniversitesinde bir sosyal deney yapmakta.Hoca yürüttüğü bu deneyde,öğrencilerinden 13 yıldan beri eğitim öğretim yılının ilk günlerinde resim yapmalarını istiyor.Yapılan resimleri analiz ettiğinde şöyle çarpıcı bir sonuçla karşılaşıyor.Öğrencilerin % 90’ı, papatya % 6’sı lale,% 3’ü gül resmi çiziyor. Bir karenin üzerine üçgen çizip ev resmediyorlar. Öğrencilerden resimde biraz daha detay istendiğinde ise bir dere ,tüten bir baca ve dağ resmi yapıyorlar. Sonuçları görünce aklıma gelen ,acaba eğitim sistemimiz yaratıcılığı öldürerek tek  bir formda mı insan yetiştirmekte?

      Başka bir araştırmaya göre 4 yaşındaki bir çocuk çevresindekilere günde 427 soru sorarken,9 yaşındaki bir çocukta bu sayı 199’a düşüyor ,yaş ilerledikçe öğrenciler daha az soru soruyor. Okul öncesi eğitimi alan bir çocuğa tahtaya çizilmiş belirgin bir noktayı -Tahtada ne görüyorsun.  ? diye gösterdiğimizde hayal dünyası elverdiği şekilde bize çok şey anlatırken aynı soruyu 8.sınıf öğrencisine sorduğumuzda bize sadece bir nokta diyebilmektedir.Eğitim seviyesi arttıkça ,okullardan bir bir mezun oldukça acaba öğrencilerimizin hayal dünyası sınırlandırılmakta ve yaratıcı düşüncesi yok mu olmakta ? Ve bu yok oluş da eğitimin omurgası müfredatlar ne kadar sorumlu? Ya öğretmenler…

     2000’li yıllarda doğan ve Z kuşağı olarak da adlandırılan neslin ortak özelliklerinden biri teknolojiye olan düşkünlükleri. Kaliteli ve etkin bir eğitim, bu kuşağın önem verdiği önceliklerden bir tanesi. Yeni nesiller sınıfta oturup öğretmeni dinleyerek öğrenmek yerine daha çok akranlarıyla kurdukları fiziksel ve sanal gruplarda etkileşim halinde öğrenmeyi tercih ediyorlar. Z kuşağını yönetmek ise zor  öyle meslek hayatınızın ortalarındaysanız ve değişime kapalıysanız onları anlayamazsınız, kaynak kitaptan fotokobi ile,çalışma sayfası ile, dünün yöntemleri ile bu kuşağa hükmetmek zor. Bu kuşak sürekli meşgul olmak, konuşmak, tartışmak, hareket etmek,yaratıcı ve dijital etkinlikler yapmak istiyor.Bu noktada bu nesile esnek ve mödüler bir müfredat ile birlikte donanımlı ve yetkinliği arttırılmış öğretmenler sunulmalı.Müfredat ise öğrencinin yaratıcılığını ortaya çıkaracak esneklikte ve felsefede olmalıdır.Çünkü yaratıcı öğrencilerin en belirgin özelliği yerleşik varsayımlara meydan okumalarıdır.

     Hayal gücü derindir,kişiye özgüdür,sonsuz özgürlükler verir ve bilgiden daha önemlidir.Disiplin altına alınmaz,sınırı yoktur,bireyseldir doğru yada yanlış diye sınıflandırılamaz.Müfredatın keskin kalıpları içinde yok olmamalıdır.Bu sebeple bakanlığımızın 2023 vizyon belgesinde sözü edilen tasarım beceri atölyeleri eğitime yeni bir heyecan katacaktır.Tasarım ve beceri atölyelerini herhangi bir spesifik faaliyetin yapıldığı bir yer olarak değil öğrencilere kendilerini yaratıcı olarak ifade edebilecekleri fırsatların ve araçların sunulduğu öğrenme ortamları olarak düşünüyorum. Çocuklar neye ilgileri varsa o alanda kendilerini rahatça ifade edebilsinler ki yaratılışlarındaki yeteneklerin farkına varsınlar ve bunları geliştirsinler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.