Eğitim Bir Sen'den okul müdürlerine kadro, meslek kanunu, 3600 ek gösterge, sözleşmeli memur, YHS personeli hakkında manifesto gibi açıklama

15. Türkiye Buluşması, şube başkanları, yönetim kurulları, üniversite ve ilçe temsilcilerinin katılımıyla yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Genel Başkan Ali Yalçın, “Özgürlükleri artırmanın, adaleti hâkim kılmanın mücadelesini verdik, veriyoruz. Biz, makamdan ve masadan değil, alın teri dökülen mekândan ve emekçilerin bulunduğu sahadan sendikacılık yapıyoruz. Bugünden geçmişe, zirveden yola çıktığımız ilk yere, yolculuğa başladığımız ilk güne bakıldığında, herkesin gördüğü emektir, erdemdir, halis niy

Yükümüz ağır, sorumluluğumuz büyüktür

“Bir milyonu aşkın eğitim camiasının cüssesi kadar sorunları, beklentileri, itirazları, umutları da büyüktür. Eğitim-Bir-Sen olarak, cüssemiz kadar yükümüz ve yükümlülüğümüz de büyüktür” diyen Yalçın, “Üyelerimizin, kamu görevlilerinin, eğitim çalışanlarının, eğitim sisteminin, öğrenci ve velilerinin, okuldaki hizmetlinin, ilçe millî eğitim müdürlüğündeki şefin, memurun, üniversitelerdeki akademisyenlerin, idari personelin bütün beklenti, itiraz, talep yükü bizdedir. Bu sorumluluğumuzun bilincinde olarak, dün olduğu gibi bugün de yarın da çözümleri önerme, talepleri dillendirme, kazanımları artırma, sorunları azaltma mücadelemiz devam edecek. Millî Eğitim Bakanlığı’nı ve eğitim politikasını, eğitim bürokrasisini, YÖK’ü ve kararlarını, rektörlerin yanlış icraatını tartışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Kanun değişmeli, haklar genişlemeli, eğitim çalışanlarının pazarlık gücü artırılmalıdır

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun değişmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, şöyle konuştu: “Bazıları için sendikacılık 100 metre koşusu olabilir. Bazılarının nefesi, bazılarınınsa hayali yetmeyebilir ama bizim için sendikacılık; ideallerimizle süslü uzun bir yol, ömrümüzü vakfettiğimiz bir yürüyüş, ancak soluğu yeteceklerin sürdürebileceği bir maratondur. Kazanım üretme gayretimiz, mücadelemiz sürüyor. 5. Dönem Toplu Sözleşme süreci geride kaldı ama çözüm bekleyen birçok sorun da önümüzde duruyor. Sendikal haklarımızın gelişmesi için artık kanun değişikliği şart. Kanun bu hâliyle bu yükü kaldıramıyor. Masa taleplere dar geliyor. Masada sandalye sayısını azaltmak, toplu sözleşmenin kapsamını artırmak, sendikal haklardaki kısıtları kaldırmak, hakem kurulunu hakemliğe uygun bir yapıya kavuşturmak gerekiyor. Biz, toplu sözleşmeden herkes yararlansın ama yetkili sendikaya üye olmayanlar bunun için dayanışma aidatı ödesin diyoruz. Toplu sözleşme ikramiyesi ise yetkili sendikaların üyelerine iki kat artırımlı ödensin istiyoruz. Yetkili sendikanın da yetkili sendikaya üye olmanın da farkı sağlansın. Memura grev ve siyaset hakkı verilsin istiyoruz. Örgütlenmede sınırlamalar kaldırılsın, Kurum İdari Kurulu ve Kamu Personeli Danışma Kurulu bağlayıcı kararlar alabilsin. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve yardımcılarıyla yaptığımız görüşmede beklentilerimizi ilettik. Türkiye, son 20 yıllık süreçte önemli reformlar gerçekleştirdi. Ülkemiz, örgütlenmedeki engelleri kaldıracak demokratik kültüre, toplu sözleşmenin kapsamını genişletecek öz güvene, evrensel ilke ve tecrübelerin gösterdiği doğruları hayata geçirecek fikrî birikime sahiptir.”

Sorunlarımız ivedilikle çözüme kavuşturulmalıdır

Ali Yalçın, Türkiye’nin, özüne dönme, kökleri üzerinde yeniyi inşa etme iradesini ortaya koyduğu bu dönemde, dün yapılanların üzerine bugünün yapılması gerekenlerini koymak gerektiğini belirterek, “Stratejik bir eşikteyiz. Bu eşiğin aşılabilmesi için katma değer üretmesi gereken alanlar; eğitim, kültür, kamu yönetimi, kamu hizmeti ve kamu personel sistemidir. Ücretli öğretmenlik garabeti, yer değişikliği sürecinde karşılanmayan talepler, öğretmene yönelik giderek artan şiddete karşı etkin ve caydırıcı düzenleme yapılmaması, öğretmen açığı, erkek kamu görevlilerine dayatılan darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği, ek ders esaslarındaki eşitsizlik, ders ücretlerindeki adaletsizlik, okulların bütçe sorunu, eğitimin denetim ve rehberlik ayağının ihmal edilmesi, akademik personelin iş güvencesi başta olmak üzere, özlük haklarında üniversite yönetimlerinin sergilediği keyfîlik, idari personelin görevde yükselme ve üniversitelerarası merkezî yer değiştirme taleplerinin karşılıksız bırakılması gibi konularda beklentileri karşılayan adımlar bir an önce atılmalıdır” dedi.

Kamu yönetiminde aslolan ehliyet ve liyakattir

Kamu personel sistemine adaletin gelmesinin, kariyer sisteminin güçlendirilmesi, liyakat ve ehliyetin ölçü olmasıyla mümkün olduğunun altını çizen Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çağrımızı yaptık, raporumuzu hazırladık. Buradan yineleyerek diyoruz ki, kamu görevlilerinin hak ettiği yere yükselmesinin, kariyer fırsat ve imkânlarının zenginleşmesinin zemini inşa edilmelidir. Kamu yönetiminde aslolan ehliyet ve liyakat, gerisi teferruattır.”

Sözleşmeli istihdam kaldırılmalı, iş güvencesi teminat altına alınmalıdır

Kamu görevlilerinin iş, maaş, kariyer ve liyakat güvencesinin kamu yönetiminin güçlenmesinin ön şartı, devletin bağımsızlığının teminatı olduğunu kaydeden Yalçın, “İş güvencesinin herkesi kapsadığı, insanı yaşatan devlet anlayışına dayanan bir kamu hizmeti, hepimizin ortak geleceği açısından elzemdir. İstihdamda ücretli, sözleşmeli gibi ayrımlar, devlet için kâr adı altındaki zarardır. Kamu personeli kadrolu olmalı, gelecek kaygısına değil, yaptığı hizmetin niteliğine odaklanmalıdır. Bu da ancak kadrolu istihdamla mümkündür. O hâlde, kadrolu istihdam dışındaki tüm uygulamalar ivedilikle kaldırılmalıdır. Bir yandan öğretmenliği, meslek kanunu çıkarılması gereken ihtisas ve kariyer mesleği olarak tanımlayacaksınız; diğer yandan öğretmeni, ücretli adıyla ucuz işçiliğe mahkûm, sözleşmeli adı altında haklarından ve kariyer sisteminden mahrum edeceksiniz. Hakların değil, mahrumiyetlerin konuşulduğu bir mesleğin itibarından da değerinden de bahsedilemez. Biz, buradan teklif ediyoruz: Sözleşmelilik kaldırılıncaya kadar ivedilikle bütün kamu görevlilerinde sözleşmeli görev yapma süresi kısaltılmalı, belirli süre görev yaptıktan sonra sözleşmelilerin kadroya geçişi bütün kamu kurumlarında geçerli olmalıdır. Sözleşmelilerin özre bağlı yer değiştirme hakkı olsun. Ailesinden ayrı öğretmenleri il ve ilçe emrine atamada maliyet hesabı yapılıyor ama eğitime ve aileye verdiği zarar, getirdiği maliyet de hesaplanmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Yardımcı hizmetler sınıfı personeli genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmelidir

Yardımcı hizmetler sınıfı kapsamındaki personelin genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmesi gerektiğini ifade eden Yalçın, şunları söyledi: “Bunun devlete hiçbir maliyeti yok. 657 sayılı Kanun’dan yardımcı hizmetler sınıfını kaldırın, mevcuttaki personeli de genel idare hizmetleri kapsamına alın diyoruz. Ek gösterge konusundaki adımlar sadece belirli meslek gruplarıyla sınırlı kalmamalı, bütün kamu görevlilerini kucaklayacak, beklentilerini karşılayacak şekilde atılmalıdır. Bu çerçevede yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları da ek gösterge kapsamına alınmalıdır.”

Atama ve yer değiştirme yönetmeliği düzenlenmeli, sorunlar çözülmelidir

Yalçın, öğretmelerin, atama ve yer değiştirme yönetmeliğine ilişkin sorunlarının, beklentilerinin, taleplerinin olduğunu dile getirerek, “Yayınladığımız Odak Analiz’de sorunu da çözümü de ortaya koyduk. Bakanlık, gecikmeden atama ve yer değiştirme yönetmeliğini düzenlemeli, sorunları çözmelidir. Sistemsizliğin sistem hâline geldiği duruma son verilmelidir” şeklinde konuştu.

MEB ve üniversite idari personelinin talepleri görmezden gelinmemelidir

Millî Eğitim Bakanlığı ve üniversite idari personelinin sorunlarına değinen Yalçın, şeflerin, memurların, hizmetlilerin, üniversitelerdeki idari personelin, mutfaktaki tüm görünmez kahramanların alın terinin karşılığının verilmesi, haklarında iyileştirme yapılması çağrısında bulundu.

Üniversitelerarası merkezî yer değişikliği ve merkezî sınavla görevde yükselme sistemi hayata geçirilmelidir

Yükseköğretim sisteminde, aynı kamu hizmetini yürüten kurumlar arasında işlem ve usul farklılığına, aynı statüye sahip kamu görevlileri arasında farklı işlem tesisine, liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde kurum içi ve kurumlar arası yükselmenin pratiğe dökülememesine, yetişmiş insan gücünün ve edinilmiş tecrübenin paylaşılamamasına neden olan görevde yükselme ve yer değişikliği süreçlerindeki aksaklıkların giderilmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, “Bu amaçla, üniversitelerarası merkezî yer değişikliği ve YÖK bünyesinde tüm üniversiteleri sağlayacak merkezî görevde yükselme ve atama sistemi kurulmalıdır. Bu kapsamda Eğitim-Bir-Sen olarak başlattığımız imza kampanyasına güçlü bir destek veriliyor. Üniversite şubelerimizin aldığı sorumluluğu ve diğer şubelerimizin verdiği desteği görüyor ve takdir ediyoruz” diye konuştu.

Akademik teşvik ödeneğinde yapılan değişikliğin ortaya çıkardığı adaletsizlik düzeltilmelidir

Genel Başkan Ali Yalçın, maç devam ederken kural değiştirme gafleti yüzünden akademik personelin geçmiş çalışmalarını ve kariyer planlamaları doğrultusundaki akademik faaliyetlerini hiçe sayan teşvik ödeneği yönetmeliğindeki değişikliğin yürürlük tarihi ile mağduriyete sebep olan hükümlerin düzeltilmesi gerektiğini söyledi.

Akademisyenlerimiz ek ders mecburiyetinden kurtarılmalıdır

Üniversitelerde fikir, patent ve bilimsel bilginin üretilebilmesinin yolunun akademisyenlerin ek ders mecburiyetinden kurtarılmasından geçtiğini kaydeden Yalçın, “İş güvencesini esas alan, mevcut 33/a, 50/d gibi geçici çalışma biçimlerini ortadan kaldıran, özlük haklarını geliştiren, akademik gelişme ve akademik kariyer hedeflerine ulaşmalarını sağlayacak yeni bir akademik istihdam modeli hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı.

Yükseköğretim sisteminde yeni bir bakış açısına ihtiyaç var

Eğitim-öğretim ve bilimsel çalışmalarda yeni ufuklar açacak, üretilen bilgilerin hayata geçmesini sağlayacak, katılımcı bir yönetim anlayışını esas alan üniversal normlar ışığında akademik özgürlüğü, akademik kariyerde liyakati esas alacak yeni bir yükseköğretim kanununa ihtiyaç olduğuna işaret eden Yalçın, şöyle devam etti: “Mevcut yükseköğretim sisteminin işleyişi ve yapısı, ülkemizdeki demokratik gelişimlere, toplumsal özgürlük alanlarının genişlemesine aykırı bir görüntü oluşturmaktadır. Üniversitelerde keyfî tutumlar sergilenmekte, haksız tasarruflar, hukuksuz işlemler tesis edilmektedir. Üniversite yönetimlerinin keyfî tutumlarını ortadan kaldıracak, yetkilerini sınırlayacak, tasarruflarını denetim altına alacak bir mekanizma şarttır.”

Öğretmenlik meslek kanunu gecikmeden çıkarılmalıdır

Sosyal ve ekonomik statü açısından medeniyetimizin öğretmene yüklediği değeri gerçekleştirmeyi sağlayacak bir Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılmasının gerekli ve zorunlu olduğunu kaydeden Yalçın, “Eğitim-Bir-Sen olarak, hedefler ve gerçekler bağlamında her şeyi içinde barındıran bir kanun içeriğinin oluşmasının mümkün, öğretmenin itibarını hem yükseltmeye hem de korumaya garantör vasfı taşıyan hükümlerin elzem olduğuna inanıyoruz. Meslek kanununun yapılması için gereken talep de yazılması için gereken birikim de var. Geriye, kanunun yapımını hızlandıracak, yazımını sağlayacak idare ve irade kalıyor. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması hedefine, 11. Kalkınma Planı’nda da Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2023 Eğitim Vizyonu’nda da yer verilmesi, hem talebemizi doğruluyor hem tepkimizi haklı kılıyor. Bu doğrultuda yetkililer gerekli adımları atmalı; öğretmenlerimizin haklarını koruyacak, çalışma şartlarını iyileştirecek, şiddeti de önleyecek meslek kanunu artık çıkarılmalıdır” dedi.

Öğretmenlerimizi şiddetten koruyacak mekanizmalar geliştirilmelidir

“Katledilen, dövülen, onuruyla oynanan öğretmenlerimizi görmek, duymak canımızı acıtıyor, öfkemizi büyütüyor. Kaybedecek zaman yoktur” diyerek sözlerini sürdüren Yalçın, eğitim çalışanlarına şiddete müsamaha gösterilmeyeceği noktasındaki kararlılığın ortaya konulması, öğretmene sahip çıkacak, eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı caydırıcı mahiyette bir yasal düzenlemenin ivedilikle yapılması gerektiğini vurguladı.

Eğitim kurumu yöneticiliği kariyer mesleğine dönüştürülmelidir

Yalçın, eğitim kurumu yöneticiliğinin kariyer mesleğine dönüştürülmesi çağrısında bulunarak, şunları söyledi: “Halen ikinci görev statüsünde devam ettirilen eğitim kurumu yöneticiliği, “Eğitim Yönetiminde Liyakat ve Kariyer” raporumuzda tanımladığımız, Bakanlığın da 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde betimlediği şekliyle profesyonel meslek statüsüne kavuşturulmalı, kazanılmış haklar korunarak özlük hakları liyakat ve mesleki ilerleme ekseninde geliştirilmelidir.”

3600 ek gösterge vaadi artık yerine getirilmelidir

3600 ek gösterge vaadinin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen, üstelik 100 Günlük Eylem Planı’na yazılmışken hâlâ somut bir adım atılmamış olmasının kamu görevlilerini huzursuz ettiğine dikkat çeken Yalçın, 2023 Eğitim Vizyonu’nda da yer verilen 3600 ek gösterge sözünün, tüm eğitim çalışanlarını kapsayacak şekilde yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Darbecilerin izleri tamamen silinmeli, darbe ürünü kılık ve kıyafet yönetmeliği değiştirilmelidir

Kamusal alan yalanıyla yıllarca kadınlara ve kız öğrencilere yönelik uygulanan kılık ve kıyafet dayatmasının, verdikleri mücadele, yaptıkları eylem ve etkinlikler sonucunda kaldırıldığını, kamuda çalışan kadınlara yönelik ‘başı açık’ ibaresinin yönetmelikten çıkarılmasıyla kadının kamu hizmetine katılımında bir engelin aşıldığını; Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te de yapılan değişiklikle öğrencilere kılık ve kıyafet dayatmasının kaldırılmasının son derece önemli bir adım olduğunu ve bir yasağın daha tarihe karıştığını hatırlatan Yalçın, kamu görevlilerini ilgilendiren çerçeve yönetmelikte acilen değişiklik yapılması ve altı yıldır sürdürdükleri serbest kıyafet eylemi gerekçelerinden olan erkek kamu görevlilerine kılık ve kıyafet dayatmasından da vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

Aileye saldırılırken susup yerimizde oturamayız

Ali Yalçın, toplumsal şiddeti kadına müşahhas kılarak cinsiyet üzerinden feminist ve eş cinsel bir ideoloji üretmeye çalışan karanlık lobilerin dayattığı kavram ve söylemlerden, mevzuat ve projelerden uzak durulmasını isteyerek, “Küresel bir sorun olan şiddete karşı geleneği, örfü, dini olağan şüpheli ilan etme hatasından dönülmeli; kadına şiddet de dâhil, her türlü şiddete karşı istişareye dayalı, medeniyet değerlerimizle uyumlu çalışmalar yapılmalıdır” diye konuştu.

FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum Yap
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar (26)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

MEB Personel Haberleri