EMNİYETTE BİR SENDİKALILAŞMA MACERASI

Vatan sınırları içerisindeki genel güvenlik ve asayişten, kamu düzeninin sağlanması ve korunmasından bildiğiniz dibi genel kolluk kuvvetleri sorumlu ve yetkilidir. Genel kolluğu ise Polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik oluşturmaktadır. Polis il ve ilçe merkezlerinde görevli iken, Jandarma ise polis yetki alanı dışındaki kırsal alanlarda görevlidir. Boğazlar, Limanlar ve ülkemiz karasularında ise Sahil Güvenlik görevli ve yetkilidir. Genel Kolluk, sürekli, kesintisiz, devlet adına zor kullanma yetkisine sahip silahlı ve üniformalıdır. 

Genel kolluklardan en çok bilineni ise ‘polis’tir. Emniyet Genel Müdürlüğü şeklinde İç İşleri Bakanlığına bağlı bir kamu kurumu olarak örgütlenen Emniyet Teşkilatı 3201 sayılı kanunla düzenlenmiştir. Emniyet Teşkilatı personelinin ana omurgasını oluşturan polisler ise 657 sayılı kanunda Emniyet Hizmetleri Sınıfı (EHS) olarak düzenlenmiştir. Ancak Emniyet Teşkilatı sadece Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelinden ibaret değildir. Pek bilinmemekle birlikte, Emniyet Teşkilatında ihtiyaca göre Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (GİH), Yardımcı Hizmetler, Sağlık, Teknik, Eğitim ve Öğretim, Avukatlık ve daha birçok hizmet sınıflarından değişik unvanda binlerce personel de görev yapmaktadır.

Gelişen demokratik sistemlerin bir getirisi olarak uluslararası insan hakları içerisinde örgütlenme hakkı ve çalışanların sendikalaşma haklarını beraberinde getirmiştir. Türkiye’nin de onayladığı Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 87, 98 ve 151 nolu sözleşmeleriyle örgütlenme ve sendika haklarını uluslararası güvence altına almıştır. Ulusal hukukumuzda ise kamu çalışanlarının sendika hakları 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Ve Toplu Sözleşme Kanunuyla düzenlenmiştir.

Ancak 4688 sayılı kanunla Emniyet Hizmetleri Sınıfı ve emniyet teşkilâtında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personele sendika hakkı yasaklanmıştı. Buna mukabil konu Anayasa Mahkemesi önüne geldiğinde yüksek mahkeme, Emniyet Hizmetleri Sınıfının disiplin mesleği olduğundan bahisle yasağın olağan olduğunu; lakin diğer hizmet sınıfındaki sivil personelin iç güvenliğin ana unsuru olmadığı, böylece aynı disiplin normları içerisinde bulunmasına gerek olmadığı ve böyle bir sınırlamanın demokratik toplum gerekleri açısından meşru ve ölçülü kabul edilemeyeceği gerekçesiyle iptal etmiştir.

Bu durumda Emniyet Teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıfındaki personele sendika kurma ve üye olma hakkı tanınmış oldu. Böylece Emniyet Teşkilatı içerisindeki sivil memurlar bizzat kendi kurumsal sendikaları olarak Emniyet Teşkilatı Sivil Personel Sendikasını (SİPER-SEN) kurdular.

Böylece bizlerin de sendika macerası işte böyle başladı. Emniyet Teşkilatı gibi katı disiplin kuralları içerisindeki, birazda değişime kapalı bir kurumda sendikacılık zorlu bir mecra olacak. Ancak kendi başına bir ekol olan ‘askeriye’ de bile sivil memurlara sendika hakkı tanındıktan sonra Emniyetteki sivil memurların bu haktan mahrum bırakılması düşünülemezdi.

Gelişmiş demokratik sistemlerde sınırlama ve yasaklamaların en aza indirilmesi, şeffaflaşma ve hak arama imkanlarının geliştirilmesi esastır. Bu çerçevede emniyetteki sivil memurların da sendikal haklara kavuşması, emniyet teşkilatının daha şeffaf, daha verimli kılacağı gibi, çalışanların motivasyonunu yükseltecek ve iş barışını arttıracaktır. Bu açılarından sendikalaşmayı çok önemsiyorum.

Fakat bizde durum biraz yanlış anlaşılmış durumda sanırım. Sendikalar ya belediyeler gibi hizmet alma kurumu olarak algılanıyor, ya da Kızılay gibi eşantiyon dağıtan hayır kurumu sanılıyor. Üyeler sendikaların hizmet bekleyen müşterileri değil; doğrudan sahibi, ferdi, çalışanı, kontrol edeni, denetleyenidir. Sendikalardaki amaç üye olup hizmet almak değil, birlikte hizmet ederek kazanım elde etmek, ortak çıkarlar için mücadele etmektir.

Bazı kesimlerce de sendikalar, sendika ağalarının üyelerin aidatlarıyla para yeme yeri olarak algılanmakta ve tepki çekmektedir. Ancak pire için yorgan yakmak yerine, bu haklı tepkinin çözüm yolu sendikalardan uzak durmak değil, sendika denetimini sağlamlaştırmak, sendikaların da daha şeffaf olmasını sağlamaktan geçmektedir.

Kamu çalışanlarının sendika aidatlarının da devlet tarafından ödendiği düşünüldüğünde, bizatihi devletin sendikalaşmayı teşvik ettiği ortadadır. Böyle bir durumda kamu çalışanları, sendikanın faydaları ve zararlarını kıyaslayarak karar vermeleri daha sağlıklı olacaktır.

Bir haksızlığa uğrayan kamu çalışanı itirazlarını idareye kabul ettiremediğinde, geriye tek yol olarak idari yargıya başvurmak kalıyor. Sendikalı olmadan önce çalışanlar, dava açmak için mahkeme harçlarının yanında avukat ücretleri de eklenince vazgeçiyor, boynunu büküp haksızlığa boyun eğmek zorunda kalıyordu. Ancak bu gün sendikalar avukatları vasıtasıyla her türlü hukuksuzluğa karşı üyelerine ücretsiz hukuki destek vermektedir. Böyle bir imkan bile tek başına sendika üyeliği için yeterli olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca çok klasik bir örnek verecek olursak, tek başına rahatça kırılabilen kibrit çöpleri, yüzlercesi bir araya geldiğinde bir insanın kıramayacağı güce ulaşmaktadır. Çalışanlar da tek başlarına korkup pasivize edilebilirken, bir araya geldiklerinde oluşturdukları sinerji ile mücadele azim ve ruhunu yakalayabilmekte, sorunların üstesinde ancak birlikte gelebilmektedirler. Aynı amaç ve çıkar ortaklığı için bir araya gelmiş topluluklar her zaman, dağınık, amaçsız, rüzgara göre savrulan bireylere göre zafere daha yakındırlar.

Diğer taraftan sendikaları sadece sorunların çözüm yeri olarak görmekte eksik bir bakış açısıdır. Sendikaların düzenleyeceği çalıştaylar ile büyük sorunlar masaya yatırılmakta, çözüm önerileri dile getirilmektedir. Hepsinden önemlisi sendikaların çıkaracağı broşür, dergi faaliyetleri ile basın açıklamaları yoluyla kamuoyunda farkındalık oluşmasına katkı sağlamaktadır.

Bir başka yön ise sendikalar üyeleri için sosyal ortam oluşturarak, çalışanların bir araya gelmesini, kaynaşmasına vesile olmaktadır. Sendikalar, düzenleyeceği eğitim ve kişisel gelişim organizasyonlarından tutunda, tatil kamplarına kadar üyelerine çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetler sunabilmektedir.

Diğer kurumların on yıllardır yürüttüğü sendikacılık faaliyetleriyle Emniyet daha tanışalı iki üç yıl olmuştur. Hem kurumun hem de çalışanların sendikayı farketmesi, tanıması ve kabullenmesi zaman alacaktır. Ancak demokratik bir hukuk devleti olmanın bir sonucu olarak sendikacılık emniyet teşkilatında da zaman içinde iyice kök salacak ve meyvelerini vermeye başlayacaktır. Emniyette çalışan tüm sivil memurlar için sendika maceramızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Esen kalın…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazar Yazıları Haberleri