EMNİYETTE SİVİLLEŞME

Emniyet Teşkilatı sivil memurlarına sendika hakkı tanıyan Anayasa Mahkemesi kararından sonra Emniyette sendika macerası başlamıştır. Ancak bundan önce aklımıza ‘Emniyette sivil memurun ne işi var?’ gibi bir soru gelebilir.

Öncelikle “sivilleşme” kavramını ele alalım. Sivilleşmenin günümüzde iki anlamından bahsedilebilir. Dar anlamda sivilleşme, devlet yönetiminin her kademesinde ve özellikle siyasal sistem üzerindeki askeri etkinin sona erdirilerek, yerine adil bir seçimle göreve gelmiş demokratik ve meşru bir sivil yönetimin etkin olması olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle sivilleşme, askeri vesayetin yokluğu anlamına gelir. Bunun için de her türlü silahlı kuvvetlerin yani askeriyenin yanında emniyet de dahil tüm genel ve özel kolluk kuvvetlerinin sivil denetim altına alınması ve askeri bürokrasinin demokratik siyaset alanına her türlü müdahalesinin engellenmesi anlamına gelmektedir.

Geniş anlamıyla da “sivilleşme” dendiğinde akla “sivil toplum” gelmelidir. Sivil toplumun güçlen(diril)mesi, demokrasinin korunması ve gelişmesi için zaruri olduğu gibi özgürlük ve insan haklarının da en büyük güvencesidir. Devlet için insanı yaşat anlayışı ortaçağ için kabul edilebilirdi; ancak günümüz modern çağında ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ felsefesi esastır. Devlete bağlı olmadan kendi ayakları üzerinde duran bir sivil toplum daha demokratik, daha özgürlükçü, her yönüyle gelişmiş ve çok daha şeffaf bir toplumsal yapının önünü açacaktır.

Ülkemiz tarihinde yaşanan bu kadar çok darbe, muhtıra ve darbe girişimleri yanında daha geçen yıl yaşadığımız hain darbe girişimine baktığımızda sivilleştirmenin önemi daha açık anlaşılacaktır. Terör örgütlerinin devleti ele geçirmek için öncelikle silahlı kuvvetlerin içerisinde yapılandıkları, buralarda ise ilk etapta personel birimlerinde örgütlendikleri, bu birimleri ele geçirerek yeni personel alımlarında kendi gizli elemanlarını aldıkları, hali hazırdaki personellerini ise yine personel birimleri vasıtası ile kritik yerde görevlendirdikleri gözlemlenmiştir. Bu yaşadığımız acı tecrübeler de bize göstermiştir ki milli güvenliğimiz için en önemli ve acil önlem sivilleşmedir.

Bu çerçevede sivilleşme çalışmaları hız kazanmış, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli Güvenlik Kurulundan çıkartılmış, Genel Kurmay yerine Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kolluk kuvveti olarak İç İşleri Bakanlığına bağlanmış ve bir dizi sivilleşme adımları atılmıştır.

Emniyet teşkilatı dendiğinde ise aklımıza doğal olarak silahlı polis gelse de, artık Emniyet Teşkilatının her işini silahlı polisler eliyle yürüten bir asker zihniyetinden çıkarılması gerekmektedir.

Sivilleşmenin karşısındaki en büyük engelse, alışılagelmiş bürokrasi ve askeri vesayet sisteminin uzantılarıdır. Bu engellemede öne sürülen en büyük argüman ise sivilleşmenin güvenlik zayiatı meydana getireceği varsayımıdır. Oysa ki, Emniyet Teşkilatına alınan sivil memurların güvenlik tahkikatı ve istihbarat soruşturmaları polislerle aynı standartlara göre yapılmaktadır. Yani güvenlik zayiatı meydana getirecek bir durum bulunmamaktadır.

Asker ve polis kültürüne bakıldığında emir komuta zinciri içerisinde, verilen emirleri sorgulamadan emir demiri keser teamülleriyle sorgusuz sualsiz uygulaması esastır. Ancak sivilleşmeyle birlikte demokratik sistemin getirdiği analitik düşünce sonucunda sorgulayıcı, araştıran, çözüm odaklı ve şeffaf bir yapılaşmaya gidilerek bu handigapların yıkılması kaçınılmaz olacaktır.

Tabi burada sivilleşmeden kastettiğimiz asayiş, terör, adli yada operasyonel birimler değildir. Emniyet Teşkilatının yarısını oluşturan idari, mali, sosyal, teknik vb. birimlerinden bahsediyoruz.

Öyle ki; Emniyet Teşkilatı içerisinde Belge Yönetimi, Bilgi Teknolojileri, Dış İlişkiler, Haberleşme, Havacılık, İdari ve Mali İşler, İkmal ve Bakım, İnşaat-Emlak, Koordinasyon, Kriminal, Medya-Halkla İlişkiler, Pasaport, Personel, Sağlık, Sosyal Hizmetler, Strateji, Trafik Eğitim, Trafik Planlama ve Destek Daire Başkanlıkları olmak üzere toplam 17 daire başkanlığı ve bunların taşradaki şube müdürlükleri bizzat asayiş ve güvenlik birimleri değildir.

Ayrıca Polis Akademisi Başkanlığı, İç Denetim Birimi Başkanlığı, Trafik Araştırma Merkezi ve Özel Kalem Müdürlüğü gibi merkez birimleri ile Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Ayvalık, Bursa, Didim, İstanbul, İzmir Polis Moral Eğitim Merkezleri ve Karacabey Eğitim ve Dinlenme Tesisi olmak üzere toplam 9 sosyal tesislerin de emniyet hizmetlerinden sayılamayacağı ortadadır. Bu sayılan tüm birimlerin daire başkanlarından şube müdürlerine, şeflerinden memurlarına kadar tamamen sivilleşmesi hem mali yönden, hem verimlilik yönünden, hem de kamu yararı açısından daha faydalı olacağı ortadadır.

Diğer yandın daha radikal gelebilecek bir proje olarak, emniyet hizmetleri ile doğrudan alakalı olan Asayiş, Güvenlik, Terörle Mücadele, Özel Harekat, Siber Suçlarla Mücadele, Trafik Uygulama ve Denetleme, İnterpol-Europol, İstihbarat Daire Başkanlığı gibi birimlerin dahi bürolarındaki evrak işlemleri gibi operasyonel olmayan görevlerin sivil memurlar eliyle yürütülmesi değerlendirilmelidir. Örneğin Terör Şubesinin, idari bürosundaki bir bilgisayarda yapılacak yazışmanın silahsız sivil memur tarafından yazılması ile silahlı polis memuru eliyle yazılması arasında hukuki veya güvenlik açısından bir fark bulunmamaktadır.

Bu çerçevede 2015 yılında Emniyet Teşkilatında da sivilleşme adına önemli bir ilerleme kaydedilerek, 6638 sayılı kanun 23.maddesiyle, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunun ek 1 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Emniyet Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatındaki tıbbi, teknik ve mali hizmetler veren daire başkanlıkları ve şube müdürlüklerine ilişkin kadrolara, emniyet hizmetleri sınıfı dışından da atama yapılabilir. Bu şekilde atama yapılan kadroların hizmet sınıfı, atananların bu kadrolarda bulundukları süre boyunca genel idare hizmetleri sınıfı olarak kabul edilir.” denilerek sivilleşmenin yasal dayanağı da oluşturulmuştur.

Bu cümleden olmak üzere bu güne kadar görev yapmış 49 Emniyet Genel Müdüründen 47 tanesi Vali kökenli yani sivil olup, sadece iki tanesi Polis Akademisi mezunudur. Ayrıca 2014 yılında, son 50 yıl içinde ilk kez bir mülki idare amiri Emniyet Genel Müdür yardımcısı olarak görevlendirildi. Şimdi yapılması gereken bu sivilleşmeyi baştan sona doğru domino etkisi yaparak genele yaymaktır.

Bu yazımızda Sivilleşme kavramı temellerinde Emniyet Teşkilatının sivilleşmesinin güvenlik ve hukuki boyutları üzerinde durduk. Bir sonraki yazımızda Emniyet Teşkilatının Sivilleşmesinin mali, sosyal, verimlilik, çalışma hayatına etkileri gibi açılardan incelemeye çalışacağız.

Esen kalın…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazar Yazıları Haberleri