Kültür bir milletin maddi ve manevi alanda ürettiklerinin bütünüdür. Bu bütünün yelpazesi, sınırların ötesindedir aslında… O toplumu diğerlerinden ayıran, farklılaştıran, kendi içerisinde bir ve beraber kılan değerlerine anlam kazandıran farklı bir derinliği vardır. Bu tarifsiz derinliğin, bu sınırsız ve geniş yapının yelpazesi, mana derinliğinin irdelenmesi ile daha iyi anlaşılır.

Her toplumun kendine has bir kültürü vardır. Her toplum, bu kültür çerçevesinde hayata bakış açısı geliştirmektedir. Topluluklar, kültür kodları üreterek, bu kodları sembolleştirdiği ve bu semboller aracılığı ile kültürünü bir sonraki kuşağa aktarıldığı süreçte MİLLETLEŞİRLER…

Her toplumun kendi kültürel değerlerini yaşatma arzuları ve hatta çabaları vardır. Yarınlarda var olmanın ana eksenidir aslında…

Bizi biz kılan değerlerden biridir “Yeni Bir Yaş Almak”, “Ad Gününü” anmak, bu yönde hayır dilekler dilemek, onun adına dualarda bulunmak…

Bu farkındalık içerisinde; daha önce yaşamadığım duygular yaşadım kızımın yaşattığı farkındalık ile…

Bu gece yeni bir yaş alıyor, gerek sanal ortamda, gerek telefon ile gerek bizzat gelerek hayır dualarda bulunan dostlarım oldu gün boyu…

Bu süreçte İstanbul’da öğrenimine devam eden, yaşamıma anlam kazandıran Kızım Aybike Elif AKGÜN, fark yarattı gönderdiği hediyesi ile…

Kargodan gelen, isme özel hazırlanmış, Kur’an surelerinden oluşan hediyesinde özel anlarda kullanıma özel hazırlanmış tesbihi ile… İsmime kestirdiği kurbanı, gerçek ihtiyaç sahiplerine bizzat eli ile dağıttığı hayırları ile…

Hediyesinin mana derinliği, daha bir farklı derinlikte… Kültürel kodlarımızda var olan, ancak bugün için kahır ekseriyetin unuttuğu veya hiç bilmediği, eğitim sürecimizde yer almayan, ders kitaplarımızda konular içerinde bulunmayan, eğitimcilerimizin de pek bilmediği bir kültürel değerimizdi…

Gönderdiği hediyesinde; “Bu seneki doğum günü hediyen diğer hediyelerden biraz farklı olsun istedim.  Hayrının tümünü videoya almadık ki sağ elin verdiğini sol el görmesin.  “Peygamber Yaş Toyun” mübarek olsun canım babam! Daha nice toylarımız olsun.” Diyordu…

“Peygamber Yaş Toyu”  deyince, aklımıza ne geliyor? Hiç düşündük mü?

Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten sonra, İslam dinine ve onun peygamberi Hz. Muhammed’e bağlılıklarını göstermek için pek çok naat ve mevlit kaleme almışlardır. Edebiyatımızda Hz. Muhammed ile ilgili naat ve mevlidin dışında, onun hayatıyla ilgili pek çok unsura da yer verilmiştir.

Altmış üç (63) yaşa, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ölüm yaşı olması dolayısıyla yüklenen özel anlamı, ilk olarak Müslüman Türk mutasavvıfı Hoca Ahmet Yesevi’de görmekteyiz.

Hoca Ahmet Yesevi, Hz. Muhammed’e bağlılığının bir sonucu olarak altmış üç yaşına girdikten sonra tekkesinin bir tarafına bir çilehane yaptırarak oraya çekilmiş ve vefatına kadar orada yaşamıştır.

Hoca Ahmet Yesevi’nin Hz. Muhammed’e olan bağlılığını ifade eden bu davranış Türkmenler üzerinde etkili olmuş ve onların kültürlerinde altmış üç yaş toyu denilen bir merasime dönüşmüştür.

Türkmen toylarından biri olan altmış üç yaş toyu adını Hz. Muhammed'in altmış üç yaşında vefat etmesinden almıştır. Altmış üç yaşına erişen her Türkmen erkeği, Peygamberin yaşına erişmesi sebebiyle, bir nevi şükür göstergesi olarak bu toyu düzenler…

Kalan ömrünü daha bir özenli, daha bir hassas yaşama samimiyetine dönük, ciddiyet ve samimiyet ekseninde yaşama gayretine dikkat çeker…

Bu kültürel derinliğin farkındalığıyla, “Peygamber Yaş Toyu”  geleneğimize dönük yaşantı gönül dünyamı, duygularımı paylaşırken, bu değerimizin tabanda karşılık bulmasını, bizi biz kılan değerlerimizin, kültürel kodlarımızın farkındalığına vesile olması yönüyle, bana farklı bir yaş günü yaşatan bir tanem, “İyi ki varsın” diyorum.

Bu satırları okuyan güzel insanlar, bizi biz kılan değerlerinize dönük, yarın ekseninde yeni yaşanmalara vesile olması dileğim ile dualarım sizlerle…

(Geniş Bilgi İçin)

Kaynak:

İDEM, Boray Dr. (2015), Türkmenlerde Altmış Üç Yaş Töreni: Ak Koyun Toyu, Millî Folklor, 2015, Yıl 27, Sayı 106