Ayrıştırılabilirliği Yüksek Öğretmenler (Atama Bekleyen, Sözleşmeli, Ücretli vs.)

Eğitim sistemi içerisinde eğitim seviyesi aşağı yukarı aynı olan öğretmenler; Atama Bekleyen, Sözleşmeli, Ücretli ve Kadrolu gibi unvanlarla ayrışmış durumdalar. Bu ayrışma zaman içerisinde sadece öğretmenlerin değil, toplumun bir sorunu olarak karşımıza çıkacaktır.

Ayrıştırılabilirliği Yüksek Öğretmenler (Atama Bekleyen, Sözleşmeli, Ücretli vs.)

Ülkemizde teknolojik altyapı ve fiziki yeterlilikleri için okullara son yıllarda büyük yatırımlar yapılmıştır. Yapılan yatırımlar eğitim kalitemizi bir üst basamağa çıkarmıştır. Eğitim kalitesini en üst seviyeye çıkarmak istiyorsak bu yapılan yatırımlar kadar öğretmen atama, yetiştirme, geliştirme alanlarına da yatırım yapmamız gerekmektedir. Öğretmen, eğitim sisteminin sürdürülebilirliği ve işlevselliğinde ana mekanizmadır. Öğretmene yapılacak yatırımlar eksik kaldığında, eğitim sistemi hareketliliğini kaybedecektir. Hareketliliğini kaybeden eğitim sistemi de durağanlaşacak ve çağa uygunluğunu kaybedecektir.

Eğitim sistemi içerisinde eğitim seviyesi aşağı yukarı aynı olan öğretmenler; Atama Bekleyen,  Sözleşmeli, Ücretli ve Kadrolu gibi unvanlarla ayrışmış durumdalar. Bu ayrışma zaman içerisinde sadece öğretmenlerin değil, toplumun bir sorunu olarak karşımıza çıkacaktır.

En fazla yatırım yapılması gereken alanlardan biri olan öğretmen atama alanında aday sayısının büyük oranlara ulaşması sorun teşkil etmektedir. Aday sayısını azaltıcı çalışmalar yapılması gerekirken, sınav sayısını artırıcı çalışmalara yatırım yapılmaktadır. Öğretmen atama alanına yeterli derecede yatırım yapılması, eğitime olduğu kadar atama bekleyen öğretmenlerimize de ilaç olacaktır.  Öğretmenlerimizin birçoğu atama endişesinden ötürü öğretmenliğe başlamadan bırakır duruma gelmişlerdir. Maddi ve manevi sorunlarını bir kenara bırakırsak, bir öğretmenin yetişmesi on altı yıl alırken, öğretmenin başka bir alana yönelerek mesleğe başlamadan emekli olması sadece beş dakika almaktadır. Belki de dünyanın en iyi öğretmenlerini, öğrencileriyle buluşturmadan kaybediyoruz. Kaybetmediklerimizi ise çoğu hakkından mahrum bırakarak Sözleşmeli Öğretmen olarak atıyoruz.

Sözleşmeli öğretmenlik sosyo-ekonomisi düşük bölgelerde öğretmen tutmak amacıyla tekrardan çıkarılan ve öğretmenlik mesleğinin doğasına aykırı olan bir sistem. Bu bölgelerde öğretmen tutmanın başlıca yolu maddi kazanımların artırılmasıyla sağlanacağını bildiğimiz halde; yatırımımızı sözleşmeli öğretmenlik üzerinde kullandık. Peşine de çözülmesi gereken bir sürü öğretmen sorunu çıkarttık. Öğretmenlere sözleşme şartları gereği atandığın yerden ne olursa olsun altı yıl bir yere tayin olmazsın dedik. Eş durumu tayini vermeyerek sadece tatillerde ailelerinin yanlarında olmalarını sağladık. Onlara dünyanın en zor psikolojik sınavından biri olan aile hasretiyle sınav yapıyoruz. Sınav sorusunu da kitabın en zor yerinden “Ya işini ya eşini seç.” diyerek soruyoruz. Bırakın öğretmeni ailesinden ayrı bir insanın neler hissettiğini anlayamıyoruz.  Bütün sözleşmeli öğretmenleri kadroya almadığımız ve yeni öğretmen alımlarını kadrolu yapmadığımız sürece bu sorunun büyüyeceğinin farkında değiliz.

Bir sorunumuz da aslında öğretmen olan ama kimse tarafından öğretmen gibi davranılmayan, ücretli öğretmenlerimiz. Oturdukları mahallede “Yine atanamamış.” demesinler ya da “Aileme daha fazla yük olmayayım.”  diye öğretmenlerin zoraki çalıştıkları bir sistem. Ne kimseye bir şey söyleyebiliyorlar ne de dert anlatabiliyorlar. Herhangi bir itirazda da “Beğenmiyorsan yapma dışarıda adam çok.” tepkisiyle karşı karşıyalar. Adı ücretli de olsa bu arkadaşlarımızın hepsi birer öğretmendir. Ücretli öğretmenlerin maddi hakları ve itibarlarını acilen yükseltmezsek yakında derslere ev hanımlarını sokmamız gerekecek.

Bizim eğitime vereceğimiz değer kadar öğretmene de değer vermemiz gerekmektedir. Öncelikli olarak öğretmen atama sayısı yükseltilmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmeli ve ücretli öğretmenlerin maddi kazanımları artırılmalıdır. Öğretmen eğitim sisteminin içersinde öğrenci kadar vardır ve sürecin yöneticisidir. Öğretmenlerin bu kadar ayrışması eğitim kalitesini durağanlaştırarak işlevselliğini düşürecektir. Öğretmene değer verilmeyen bir eğitim anlayışı düşünülemez.

Tüm okuyucularıma selam eder saygılar sunarım.

Mail : [email protected]

Twitter: dilekciufuk

YENİ FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AHMET 3 yıl önce

ADAM 3 YIL OLMUŞ TAŞERON FİRMADA ÇALIŞIRKEN KODRA VERİLMİŞ BEN 15 YILDIR ÜCRETLİ ÖĞRETMENİM ÜSTELİK EĞİTİM FAKÜLTESİ MEZUNU EY ALLAH'IM BİZİ DE GÖRSÜN ŞU KOLTUKCULAR.