Öğretmenin köşe yazısında kullandığı ifadeler başını derde soktu

Birçok konu uzmanı memurun köşe yazarlığı yaparak fikirlerini köşelerinde ifade ettiğine şahit oluyoruz. Bu şekilde köşe yazarlığı yapanlardan bazılarının yazılarından dolayı disiplin cezasına muhatap olduğu görülmektedir. Danıştay tarafından verilen bir karar doğrultusunda konuyu açıklamaya çalışacağız.

EĞİTİM 11.05.2022, 15:27 Editör
Öğretmenin köşe yazısında kullandığı ifadeler başını derde soktu

Memurların köşe yazarlığının hukuki sınırları
Mülga Devlet Personel Başkanlığı'nın vermiş olduğu görüşler doğrultusunda devlet memurlarının köşe yazarlığı yapmasında hukuki mahzur bulunmamaktadır. Ancak köşe yazarlığında bazı kısıtlamalar bulunmaktadır.

Bu konuyla ilgili olarak, 657 sayılı Kanun'un basına bilgi veya demeç vermeyi düzenleyen 15’inci maddesinde; "Devlet memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir..…." hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre, köşe yazarlığı yapmada birinci kısıt, memurun kendi görev alanıyla ilgili yazılar yazmamasıdır. Şayet memur bu konuda kurumundan gerekli izni almışsa köşe yazısı yazmasında herhangi bir mahzur yoktur.

Gerekli izinler alınmadan memur kendi görev alanıyla ilgili konularda köşe yazısı yazarsa 657 sayılı Kanun'un 125'inci maddesinde yer alan; Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermenin karşılığı olan kınama cezasıyla tecziye edileceğini bilmelidir. Şayet yazılan yazılar gizlilik içeriyorsa o takdirde memuriyetten çıkarma cezasıyla dahi karşı karşıya kalınabilir.

Madde metninde görüleceği üzere, memurlar kamu görevleri hakkında bilgi veya demeç veremezler. Ne yazık ki, kamu kurumları bu ayrımı hep gözden kaçırmakta ve başta sendikacılar olmak üzere memurlara disiplin cezası uygulaması yoluna gitmektedir. Bu nedenle konunun anlaşılması için bir örnek vermenin yararlı olacağını düşünüyoruz. Başbakanlıktaki bir uzmanın, incelediği bir yönetmelik hakkında bilgi veya demeç vermesi "kınama" disiplin cezasını gerektirmekle birlikte, bu uzmanın "memur maaş artışlarının adaletsiz olduğunu" beyan etmesi, "kınama" disiplin cezasının verilmesini gerektirmez.’’ ifadesine yer verilmiştir.

Eleştiri sınırını aşan yazı sonucunda verilen cezayı Danıştay uygun buldu
İkinci kısıt ise eleştiri sınırlarının aşılmasıdır. Birçok yazar köşenin verdiği heyecanla eleştiri sınırlarını aşarak disiplin cezasına maruz kalmaktadır.

Nitekim Danıştay 12. Dairesi'nin Esas No : 2021/2577, Karar No: 2021/5212 No.'lu kararda; Bir lisede öğretmen olarak görev yapan davacının dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırılmasının dayanağını teşkil eden, yerel bir gazetenin 06/01/2014 tarihli baskısında yayımlanan "Zoraki Eğitim" başlıklı yazısının içeriği incelendiğinde, öğretmenlerle ilgili olarak; "başçavuşun beygiri, at bakıcısı (seyis), Marakeşli yılan terbiyecisi", öğrencilerle ilgili olarak; "Avrupa Birliği'ne gireceğiz diye diplomalı eşeklerin sayısını artırmak için dört dombalak dönüyor öğretmenler, öğretmen sınıfa arkasını döner dönmez öğrenci her maymunluğu, her hayvanlığı, her şerefsizliği yapmaya başlıyor, sekiz yılın sonunda lise bire başlamış delikanlı hala sümüğünü, donunu çekmekten aciz, oğlak çobanlığı yaptırılabilir, zıpır." şeklinde ifadeler kullandığı, öğrenciler ve öğretmenler için kullandığı bu ifadelerin düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığı, öğrencileri ve öğretmenleri aşağılayan, hakarete varan nitelikte olduğu, bu durumda, öğretmen olarak görev yapan davacının kullandığı ifadelerin, eleştiri ve tahammül sınırları ile ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı ve öğrenciler ve öğretmenlere yönelik hakaret içeren, aşağılayıcı bir üslupta olduğu dikkate alındığında, bu eyleminin karşılığı olarak verilen kademe ilerlemesinin durdurulması öngörülen disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmedilmiştir.

Köşe yazarlığı için kamu kurumlarından izin alınması zorunlu mudur?
Köşe yazarlığı yapmak için memurun çalıştığı kurumdan izin alması gerektiğini emreden bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, memurun yazdığı konular görev alanına giriyorsa bu durumda izin alması gerekmektedir. Kamu kurumlarının farklı saiklerle hareket etme ihtimalinin her zaman olacağı ihtimalinden hareketle köşe yazarlığı yapmak isteyenlerin kurumlarından izin almalarını öneririz. Ayrıca, köşe yazısının mahiyeti nedeniyle adli bir kovuşturma yapılması, akabinde de idari soruşturma açılması her zaman mümkün olup, memurun bu durumu bilerek yazısını kaleme alması gerekmektedir.

Köşe yazarlığından alınan ücret sorun oluşturur mu?
Memurların çekindiği bir diğer konu ise köşe yazısından alınan ücretin ticari kazanç kapsamına girip girmediğidir. 657 sayılı Kanun'un ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağını düzenleyen 28’inci maddesinde; "Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç). Eşleri, reşit olmayan veya mahcur olan çocukları, yasaklanan faaliyetlerde bulunan memurlar bu durumu 15 gün içinde bağlı oldukları kuruma bildirmekle yükümlüdürler." hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükümler çerçevesinde, göreviniz dışındaki konularda (izin alınmak kaydıyla görevle ilgili konularda) köşe yazısı veya makale yazılmanızda herhangi sakınca bulunmamaktadır. Ayrıca, köşe yazarlığı yapmak ticari bir getiri sağlamakla birlikte tacir veya esnaf sıfatı kazandırmaz. Ancak, yetkili olmadığınız konularda açıklama yapmamalısınız. Nitekim köşe yazarlarından memur veya öğretim görevlisi olan birçok yazar bulunmaktadır.

Her statüdeki memur köşe yazarlığı yapabilir mi?
Bu soruya evet diyemiyoruz. Çünkü, köşe yazarlığında memurun statüsünden ziyade becerisi öne çıkmalıdır. Aksi takdirde konu içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Bu durumu örnekle açıklamak gerekirse; Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndaki bir genel müdürün veya Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki bir bakan yardımcısının herhangi bir gazetede köşe yazarlığı yaptığını düşünelim.

Öncelikle görevi başında bulunan bir üst düzey görevlinin herhangi bir gazetede açıklama mahiyetinde de olsa köşe yazarlığı yapması işgal edilen statü nedeniyle haksız bir rekabet edinilmesine sebep olacaktır. Yukarıdaki örneğimizden hareketle yüzbinlerce öğretmenin amiri durumunda olan bir kişinin yapacağı açıklamalar ister istemez ilgiyle takip edilecek, bu durum ise ister istemez gazete açısından tiraj artışı sağlayacaktır. Kaldı ki yazı yazılan gazete, kişiden ziyade unvanı esas alarak köşeyi tahsis edecektir. Ayrıca, bu durum gereksiz birçok çıkarımda da bulunulmasına sebep olacaktır. Dolayısıyla her statüdeki memurun köşe yazarlığı yapması hem etik açıdan hem de yazan kişiden ziyade "statü yazarlığının" ön plana çıkması nedeniyle doğru değildir ve görevin tartışma konusu yapılmasına sebep olacaktır. Bu açıdan bakıldığında kamu kesiminde üst düzey görevlilerin kendi adlarıyla yazılar yazdığına pek şahit olunmaz. Olunması halinde de ilginin statüsü tartışmaya açılır. Zaten bu statüdeki kişiler haber ajanslarına veya gazetelere görev alanlarıyla ilgili açıklamalar yapabilmektedir.

Köşe yazarlığı yapan memur, unvanını kullanabilir mi?
Devlet Personel Başkanlığı vermiş olduğu bir mütalaada; 657 sayılı Kanun'da devlet memurunun kitabın yazarı olarak ismi ile birlikte kariyer unvanının ve görev yaptığı kurumun adının kullanılması hususunda herhangi bir yasal engel bulunmadığını belirtmiştir. Bu nedenle bizde köşe yazarının yukarıda açıkladığımız kısıtlar çerçevesinde kalınmak kaydıyla unvanın kullanılmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz.

AhmetÜnlü

FACEBOOK SAYFAMIZI TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

TWİTTER'DAN TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorumlar (0)
20
açık