Zorunlu Eğitim ve Çıktıları

Zorunlu eğitimin çıktıları, her geçen gün ülkenin omzunda taşıyamayacağı ağır bir yük haline gelmektedir. Bu yük altında ülke ezilme tehlikesi geçiriyor. Ya kimse farkında değil ya da kimse sorunları dillendirmek istemiyor.

Zorunlu Eğitim ve Çıktıları

Zorunlu eğitimin çıktıları, her geçen gün ülkenin omzunda taşıyamayacağı ağır bir yük haline gelmektedir. Bu yük altında ülke ezilme tehlikesi geçiriyor. Ya kimse farkında değil ya da kimse sorunları dillendirmek istemiyor.

Belirli bir dönem Doğu ve Güneydoğuda kız çocuklarının okula gönderilmemesinin önüne geçmek için birileri tarafından uygulanan sitemin ülke geneline yayılması büyük bir hata olmuştur. Bu hatanın bedelini çok ağır ödüyoruz ve ödeyeceğiz.

Belki anaokulu ve ilkokul zorunlu olabilir ama kesinlikle ortaokul ve lise isteğe bağlı olmalıdır. İlkokulda başarılı ve istekli öğrenciler için sınıf öğretmenlerinin de tavsiyesiyle zorunlu tutulabilir. Ya da beyin fırtınası yapıp gerçekçi seçenekler üretmemiz lazım. Sakın ha bu beyin fırtınasını sahadan uzan Kaf dağında gezinen psikologlar ve akademisyenler ile yapmayalım.

Şimdi zorunlu olarak akademik başarı beklenilen ve zorla okutulmaya çalışılan öğrencilerin mezun olduğunda nasıl olduğuna bir bakalım. Bu tarz öğrenciler zoraki okutulursa sınıfta ve okulda huzur ve sükunu bozmaktan başka bir iş yapmazlar. Mezun olduklarında ise:

  • Akademik başarıdan yoksun,
  • Mesleki yeterliliği olmayan,
  • Üretkenlikten bihaber,
  • Sanattan anlamayan,
  • Sporu angarya gören,
  • Potansiyel tüketici

gibi çıktılarla topluma karışırlar. Bu şekilde kimin kime faydası olur? Topluma tek bir yararı var mı soruyorum.

Bu çocuklar tamamen sistemin kurbanı oluyorlar. Çocuk futbolda yetenekli; sistem ona basket topu veriyor. Çocuk müzikten anlıyor; sistem ona tuval, boya ve fırça sunuyor. Çocuk yüzmek veya koşmak istiyor o konuda istekli ve başarılı; sistem ona matematik ve kimyayı okuyacaksın diye dayatıyor.

Sistem herkese akademik başarı olma şartı ile kapılarını açıyor. Onu da Xray cihazından geçirerek ve seçerek yapıyor. Akademik başarı gösterenlerin de bir çoğunun suratına kapı kapanıyor. Bu mezunlara üretkenlik ve ticaret öğretilmediği için herkes gözünü devlet kapısına dikiyor. Yerleşenler neyse de yerleşemeyenler büyük bir sorun teşkil ediyor.

Akademik başarısı olmayan ve meslek liselerine gidenler ise liselerin durumu vasıfsız eleman üretiyor. Bu liselerde plansız programsız ve atıl olduğu için çocuklar bu liselerden de devletin sırtında kambur oluyor.

Sıradan Anadolu Liseleri ise ne mesleği ne akademik başarısı ne de bir kazanımı olan okullardır. Bu okullarda okuyanlar da mezun olduklarında elinde ne bir iş ne bir meslek ne de üniversiteye girecek birikim göremeyince kısa yoldan para kazanmak için her şeyi mübah görüyor. Amacı ve hedefi olan öğrencilere de sınıfta huzur vermediklerini çok iyi biliyoruz. Şimdi birileri çıkıp itiraz edebilir. İşgüzarlık yapabilir. İstisnalar elbette vardır ama işin gerçeği de rengi de bahsettiğim gibidir. İsterseniz sümen altı yapabilirsiniz. Ta ki sosyal patlama yaşanana kadar...

Sonuç olarak zorunlu eğitimin çıktıları istendik davranış sergilemediği gibi, aksine topluma  potansiyel bir tüketici armağan ediyor. Potansiyel tüketicilerin de son günlerde neler yapabileceğini görüyoruz. Ülke ekonomisine katkı sunamayan, iş kalitesine uygun olmayan, yapabileceği mesleği olmayan, devlet kapısından içeri giremeyen, üretip pazarlama yeteneği olmayan bir nesil patlamaya hazır bir bomba gibidir. Sistem yarışmayı gerektirdiğinden bencil bir nesil de türemekte olup bu nesil için vatan millet Sakarya'nın da pek bir anlam ifade etmediği aşikardır.  Hal böyleyken fren etkisi yapabilecek bir kazanıma sahip olmayan çıktılar fayda sağlamayacağı gibi zarar vermeye daha meyilli olurlar.

Yapılması gerekenler de şunlardır:

  • Zorunlu eğitim tartışılmalı
  • Sistem sahadaki çalışanlar ile modernize edilmeli,
  • Çocukların yeteneklerine göre seçenekler sunulmalı, (spor-sanat-akademik-mesleki) fakat bu seçeneklerin sonunda belirsizlikler olmamalıdır,
  • Akademik başarı herkesten beklenilmemeli ve dayatılmamalı,
  • Anaokulu ve ilk okul zorunlu olup sonrası isteğe bağlı olmalı
  • Başarı gösteren dar gelirli ailelere destek verilip teşvik edilmeli,
  • Meslek liseleri çocukların kazanmaya ve ülke ekonomisine katkı sunmaya başlayacağı okullar olmalı
  • Meslek liseleri Milli Eğitim Bakanlığından alınıp ilgili bakanlıklara bağlanmalı ve organize sanayi bölgeleri ile işbirliği yapmalıdır.

Bu şekilde eğitimin çıktıları çok daha kaliteli olacaktır. Akademik başarı isteyen akademi okuyacak, meslek edinmek isteyen meslek, spor ve sanatta başarı  isteyen de istediği bölüme gidecek. İnsana istemediği bir şeyi dayatmanın ve zorla yaptırmanın hiçbir pedagojik açıklaması olamaz. Birini taciz etmekle ona zorunlu olarak tek seçenek sunmak arasında pek bir fark göremiyorum. Sonuç olarak taciz suç ise tek tip dayatmalar da suçtur. Böyle bir sistem de suçlu yetiştiren bir fabrikadan öteye de geçemez.

Selçuk TÜTAK

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği

Genel Başkan Yardımcısı

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.