23.11.2022, 08:39

Engellilerin Eğitimi ve Halis Kuralay

Azınlıklar ve  farklılıklar insanoğlunun hep dikkatini çekmiştir. El üstünde tutulmak veya dışlanmak, farklı olanların kaderidir. Birçok güzellik, farklılıkların kıyaslanmasıyla gün yüzüne çıkar.

Renklerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Hepimiz zorlu bir imtihandayız ama hiçbirimiz toplumun engellilerle, engellilerin de toplumla imtihan halinde olduğunu pek fark etmeyiz. Engellileri yakından tanımak, ya yakınlarınızdan birisinin engelli olmasıyla ya da benim gibi resmi görevler nedeniyle bir engellinin sizin dünyanıza girmesiyle daha yakından tanıma fırsatınız oluyor. 

Yüzlerce yıl önce Peygamberimiz, Mekke’nin ileri gelenlerinden biriyle yaptığı ‘kritik’ görüşme sırada Abdullah ibni Mektum adında bir âmânın ısrarla araya girmek istemiş; Allah Resulü âmânın yaklaşıp araya girmesi nedeniyle yüzünü ekşitmiş ve dönmüş, akabinde “Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye çevirdi…” (Abese, 1-2) mealindeki ayetlerle başlayan Abese Suresi nazil olmuş, “Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an), bir öğüttür.” (Abese, 11)  ayetiyle de Cenabı Allah, Resulüne ilahi bir uyarıda bulunmuştur. Bir yönüyle “Yüzünü ekşitme ve dönme” diyerek onun vesilesiyle bizlere evrensel bir mesaj vermiştir. Daha sonraki zamanlarda Allah Resulü, şehir dışına çıktığında bu âmâ sahabeyi yerine vekil bırakmıştır.

“Bu dünyada ne ki sizden alınmıştır, ahirette fazlasıyla size verilecektir, Allah, bir insanın iki organını, gözlerini alırsa o kişi de  sabrederse Allah, ona ebedi kalacağı cenneti ihsan eder.” (Hadis). Engellilere bu farklı anlayışla ve yaşayan cennetlikler gözüyle de bakmamız gerekebilir.

ENGELLİ EĞİTİMLERİ

Dünyada ülkelerin neredeyse tamamına yakını “üstün zekâlı çocuklar heba edilmesin” anlayışıyla yatırım yapmaktadır. Hatta kendi vatandaşı olmayan, üstün yetenekli öğrencileri ülkelerine çekebilmek amacıyla ciddi anlamda cazip burs imkânları sağlamaktadırlar.

Peki, toplumda sayıları %10 civarında  çeşitli engellere sahip bireylerimiz ne olacak?  Son yıllarda ülkemizde devlet olarak engellilere yönelik ciddi adımlar atılmış, teşvik ve tedbirler alınmıştır. Ancak sivil toplum olarak sadece 3 Aralık Engelliler Günü’nde şöyle bir hatırlanır, sonra engelliler kendi dünyasıyla baş başa kalırlar.

“Sınavlarda öğrenciler nasıl başarılı olur?” konusunda toplantılar yapılır da “sınavlarda başarılı olamayacak öğrencileri hayata hazırlama” konusuna pek kafa yorulmaz. Bu çocuklar sınıflarda ötekileştiriliyor, evde ailesi nasılsa başarısız diye kendi çocuğunu önemsemiyor. Okula gitsin gelsin, yeter diyor. Oysa “engellilerin eğitimleri ve engellilere sağlanacak destek” son derece önemlidir. Engelliler, alacakları iyi bir eğitimle gerek sosyalleşme ve gerekse istihdam piyasalarına girmeleriyle mevcut kayıplarının, engele dönüşmesini önleyebilirler..

Engellilik; doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel,                zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yetilerin çeşitli derecelerde kaybedilmesidir. Malum olduğu üzere engelliler görme, işitme, bedensel, zihinsel ve süreğen hastalar olmak üzere beş temel gruba ayrılır.

Engellilik durumuna göre hayatta kendine göre zorluk dereceleri vardır. Mesela; işitme engelli insanlar, gözleri görmesine rağmen, bilgi bakımından görme engellilerden çok daha sınırlı durumdadırlar. Bütün bunlar gösterir ki, problemlerin çözülmesi, yalnız gözlerin görmesine bağlı değildir. Problemleri çözerken görme engelinden kaynaklanan sebeplerden dolayı alışılmışın dışındaki alternatif çözümler üretmek, muazzam bir hazinedir. 

ENGELLİLERİN ÜSTÜN TARAFLARI

Hiç şüphesiz görmeyenlerin hayatı görenlerinkine kıyasla kat kat fazla güçlüklerle doludur. Biz şuna inanıyoruz ki Allah, hiçbir şeyi boş yere yaratmamıştır. Engelli insanların  bir misyonu ve insanlığa önemli katkıları olduğuna inanırız. Mesela; görmeyenler, bu güçlüklerin üstesinden görenlerin aklına gelemeyecek öyle enteresan çözümler üreterek gelirler ki, bu bir matematik problemine alışılmadık çözüm bulmaya benzetilebilir.

Bilgilerimizin yüzde yetmişinin görmeye dayandığı söylenir. “İnsan bilgisinin yüzde yetmişi gözle kazanılmış bilgilerdir.” sözü çok söylenir. Bu hesaba göre, bütün görme engellilerin görenlerden en az yüzde yetmiş cahil olması gerekmez miydi? O zaman şöyle ifade etsek belki daha doğru olur: Gören insanların bilgisinin %70’i gözle kazanılmış bilgilerdir. Görme engelliler, %70 daha cahil değillerse, bilgi gözden başka organlar kullanılarak da elde edilebilir demektir.

Ayrıca görmeyen insanlar, toplumda algılandığı kadar da farklı değillerdir. Onların bu dünyada bizim kıyısına yanaşamayacağımız özel imtiyazları var. Lambalar sönse de yolunu buluyor, karanlıkta bile kitap okuyabiliyor, dostlarının sesinden tanıyor, tanıdıkların isimlerini el sıkışından biliyor, seslerden örülü özel bir dünyada bizim göremediklerimizi görüyor, gösterebiliyorlar. Mesela; Manisa’da görme engelli bir çocuk, saatle bir ilişkisi olmadığı halde, günün hangi saatinde saati sorsanız zamanı dakikası dakikasına saati söylerdi. İşte bunun gibi hazineleri mecburiyetlerden keşfedenler, görme engellilerdir

NELER YAPILABİLİRİZ?

Eğitim camiası olarak dezavantajlı çocuklarla ilgili eylem planı yapmak ve tüm okullarda bunu uygulamaya koymak zorundayız. Okul ve sınıf gezilerinde bu çocuklara pozitif ayrımcılık yapabilir; hayatın gerçekleriyle yüzleştirme adına esnaf, hastane, pazar yeri, huzurevi ve sanayi ziyaretleri düzenleyebiliriz.

Ayrıca bir sonraki makalemde kendisinden özel olarak bahsedeceğim Halis Kuralay gibi “engelli, ancak engellilerin eğitimini kendilerine dert edinmiş ve gündem yapmış” şahsiyetlerin hem Engelliler Haftasında hem diğer zamanlarda seminerlere  davet edilmesi, veliler ve öğrencilerle buluşturulması, onlara rol model olması açısından oldukça faydalı olacaktır. 

Engellilerle ilgilenmemiz, gördüğümüz olaylardan ve insanlardan ders ve ibret almamıza daha çok şükretmemize sebep olabilir. Eşrefoğlu Rumi derki; “Her kim ibret almaya nazarında / Ol düşmanıdır sahibinin başı üzerinde.” Mesela ben, Halis Bey’i her gördüğümde bana ötelerden haber verecekmiş gibi gelir. Dünyanın öbür yüzüne, varlığın arka yüzüne bakan bu adamda önemli şeyler olduğunu düşünürüm.

Memleketimizin birçok yerinde kendini engellilerin eğitimlerine ve problemlerine adamış isimsiz kahramanlar var. Onlardan biri de Sivas’ta engelli dostu Prof. Dr. Recep Toparlı Hoca’dır. 

Görev süresince ve sonradan birçok engelli tanıdıklarımız da oldu. Bir sonraki makalemde bunlardan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde beraber mesai arkadaşlığı yapığımız Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu, doğuştan görme engelli, hayatla barışık, enerji dolu, hem yazar hem de engelli eğitimcisi Halis Kuralay ve çalışmalarından bahsetmek istiyorum.

19 Kasım 2022

Yorumlar (0)