İbrahim KILIÇ

İbrahim KILIÇ

OKUMAK SEYEHATTİR

Okuma; yazıya geçirilmiş duygu, düşünce ve fikirlerin duyu organları yoluyla algılanması, anlamlandırılması ve çıkarımda bulunma işlemidir. Okudukça bilgi birikiminiz artar, kelime hazineniz zenginleşir, farklı bakış açıları edinirsiniz.  Her şeyi yaşayarak öğrenemeyeceğiniz ömrü hayatınızda, yaşanabilecekleri öğrenir, zaman ve mekân mefhumu olmadan onlara daha çabuk ulaşılır, daha çok görür ve daha çok yaşarsınız. Esasında okuma bir seyahate çıkma işidir.

Okumak sohbet etmektir. Kitabı elinize aldığınızda başlar hasbihaliniz. Anlatılanları can kulağıyla dinler, bazen hayret eder, bazen haklısınız der ve bazen de jest ve mimiklerinizle beden dilinizi devreye sokarsınız. Sohbet koyulaştıkça koyulaşır, cümleler adeta ruh dünyanızda demlenir. Sohbetin bu büyüsü sizi sizden alır, zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsınız.

Okumak, geleceğe yolculuktur. Okudukça hayal dünyanız gelişir, ufka odaklanırsınız. Geleceğe yönelik tasarımlarda bulunur, görüş alanınızın daha da genişlediğini gözlemlersiniz.  Geçmişte olmaz denilen birçok şeyin bugün olduğunu, bugün ki hayallerinizin de yarın neden olmasın düşüncesinin de size hâkim olduğunu fark edersiniz. Okudukça hayallerinizin gerçekleşme ihtimallerinin perçinleştiğini ve gerçekleşeceklere doğru emin adımlarla başarı merdivenini tırmanmaya başlarsınız.

Okumak, geçmişe yolculuktur. Okudukça zamanı geri sarmaya başlarsınız. Bir asır öncesine gider, devletimizin ne zor şartlar altında kurulduğunu ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı daha iyi tanır, daha iyi anlarsınız. Mehmet Akif Ersoy’un, Taceddin Dergâhına misafir olur, milli marşımızın yazılmasına tanıklık edersiniz. Az daha geriye gittiğiniz de; Çanakkale Savaşı’nda Seyit Onbaşı’yı görür, askerlerimizin menüsündeki üzüm hoşafı ve buğday çorbasından tadar,  Atatürk’ün liderliğine şahitlik edersiniz. Daha gerilere gidersiniz ve karşınıza Fatih Sultan Mehmet çıkar. Onun azim ve kararlılığının etkisinden kurtulamazsınız.  Daha geride; altı yüz yıl hâkimiyet kuracak olan Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey sizi karşılar.  Onun da gerisinde; Selçuklular, Uygurlar, Göktürkler derken, karşınıza Metehan çıkar. Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluşunu ve günümüze kadar süren, kurduğu bu sistemi yakından tanımış olursunuz. Daha adını sayamayacağımız birçok kahramanı tanır, yaptıkları birçok yeniliklere iştirak etmiş olursunuz. Geçmişe yaptığınız bu yolculuk, geleceğinize yön veren bir pusula olur.

Okumak, doğaya yolculuktur. Görmediğiniz çiçekleri görür, kardelenleri izlersiniz.  Everest Dağından dünyayı temaşa eder, kutuplarda soğuğu, çölde sıcağı yaşar, yağmur ormanlarında ıslanırsınız. Bazen bir çeşmeden su içer, şelalenin sesi ile ruhunuzu dinlendirirsiniz. Bazen bir rüzgârın ıslığı kulaklarınızda yankılanırken, denizlerden okyanusların maviliğine yelken açarsınız. Bu yolculukla, kendisi bir kitap olan doğanın yapraklarını aralamaya başlarsınız.

Okumak uzayı tanımaktır. İnsanoğlu var olduğu günden beri hep gizemli olan şeylere merak duymuştur. Bunlardan birisi de uzaydır. Bu gizem bir türlü çözülememiştir. Okuma yolculuğuna çıktığınızda, en küçük gezegen Merkür derken birden daha da küçüğü olan  L 98-59B gezegenini tanırsınız. Milyonlarca yıldızın arasında dolaşır,  kutup yıldızından yönünüzü bulursunuz. Kızıl gezegende mola verir, aydan dünyayı izlersiniz. Galaksilerde yol alırken,  Işık hızı kavramı size daha da anlamlı gelir.  Gökyüzüne baktıkça sonsuzluğu anlar, evrendeki düzen ve intizamı fark edersiniz.

Okumak teknolojiyi ve bilimi tanımaktır. En vazgeçilmezimiz olan teknoloji ile geçmişe seyahat eder. Telefonun mucidi Grahamm Bell’i, röntgen ve radyasyon ile ilgili çalışma yapan Marie Curie’yi, elektrik ışığını bulan Edison’u,  teleskopu icat eden Galileo’yu tanırsınız. Tarihimizden;  tıp insanı İbni Sina’yı, gök bilimle uğraşan Biruni’yi, matematikçi Ali Kuşçu’yu, mekanik bilimin kurucusu El Cezeri’yi, modern kimyanın kurucusu  Cabir Bin Hayyan’ı, Ünlü matematikçi Cahit Arf’ı , Nobel ödüllü Aziz Sancar’ı tanırsınız. Hatta bunlar gibi nice bilim adamını tanımış olursunuz.

Okumak hayvanlar âlemini tanımaktır. Karıncanın çalışkanlığı, tilkinin kurnazlığı, köpeğin dostluğu, kurdun özgürlüğü, yunusun sevimliliğini, uğur getiren böceği, kartalın keskin bakışını, aslanın gücünü, çitanın hızını görürsünüz. Ekolojik bir denge içerisinde var olan bu âleminin doğaya ve biz insanlara olan katkılarını anlarsınız. Her canlının yaşama hakkı olduğu bilincinden hareketle onlara yaşam hakkı tanımanın ne kadar gerekli olduğunu idrak edersiniz.

Sanatı, sanatçıyı, edebiyatı tanırsınız. Fuzuli ile kaside okur, Âşık Veysel ile türkü söyler, Yunusla tasavvufa başlar, Mevlana’nın rahlesinde ders alırsınız. Evliya Çelebi ile seyahate çıkar,  Süleyman Çelebi’nin mevlidine iştirak edersiniz. Picasso ve Vinci ile resim, Hatib Efendi ile ebru yaparsınız. Muhsin Ertuğrul’u tanır, Afife Jale’nin tiyatrosunu izlersiniz. Bethoven’un bestelerini dinler, Mehter marşları ile coşkuyu yakalarsınız. Sanatın insan için vazgeçilmez olduğunu daha iyi idrak edersiniz.

Okumak kendini tanımaktır. İnsan okudukça gelişir, geliştikçe daha da yararlı olmaya başlar.  Hayata ve olaylara bakış açınız değişir. Konuşmalarınızda kelimeleriniz daha da ahenkli, duygularınız daha da kapsayıcı, fikirleriniz daha da isabetli olur.

Evet biliyorum. Kimimiz az, kimimiz çok, kimimiz koşar adım yol alsa da, bizler bu uçsuz bucaksız yolun yolcularıyız. Bu uzun yolda, attığımız her adım hayatımıza güzellikler katacaktır.  Ne dersiniz, bu güzel ve uzun yolda seyahat etmeye devam edelim mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İbrahim KILIÇ Arşivi