ÖĞRETMENLERE KÖLE OLMAK İSTEYEN VAR MI?

İkametgahım ve görev yaptığım ilçe Esenler’de inadına güzel işler yapan kişiler var. Muhtemelen her ilçede de böyle kişiler var. Esenler’de hem esnaf hem de uzun süredir her Cuma günü akşam vatandaşlara yönelik sohbetler düzenleyen Erol Değer bizi ilgilendiği Anadolu Gençlik Derneği Esenler Davutpaşa Temsilciliğindeki haftalık sohbet programına davet etti. Eğitimci olunca vatandaşların eğitimcilere bakışını ve karşılıklı beklentileri konuşmaya çalıştık. Yani sohbette eğitim dünyasında yaşanan sorunları konuştuk.

Konu başlığı: ‘Halkın Öğretmenlerden, Öğretmenlerin Halktan Beklentileri’ başlıklı sohbette şunları söyledim.

Bu hasbihalin konusu olan eğitimi ve öğretimi sadece veli ile sınırlı tutmadım. Ondan dolayı halk ifadesini tercih ettim. Çünkü eğitim ve öğretim bütün halkın bir meselesi olmalıdır. İlim öğrenmek, eğitim ve öğretim herkesin bir meselesi olmalıdır. Sosyal hayatta yaşadığımız birçok ihtiyacımızı eğitim ve öğretim sayesinde gideriyoruz. Eğitim ve öğretim sadece okullarda elde edilmez. Hasbihalin başında sizlere sorduğum; öğretmenlerden ne gibi beklentileriniz var sorusuna verdiğiniz cevaplar gösteriyor ki halkımız öğretmenlerin, eğitim kurumlarının gençlerimize öncelikle güzel ahlakı, güzel davranışları, dürüstlüğü, sadakati, güveni, hayatta lazım olacak temel bilgilerin tümü gibi çok önemli bilgilerin ve meziyetlerin öğretilmesini ve aktarılmasını istemektedir.

Vatandaşın beklentilerine cevap vermek için eğitimdeki hastalıklarımızı iyi tespit edip ona göre bir reçete yazmalıyız. Reçeteyi de iyi uygulamalıyız.  Son yıllarda bazı veliler çocuklarını normal okullardan alıp hem bir meslek sahibi hem de diploma sahibi olsunlar diye açık öğretime aldırmakta. Aslında bu dolaylı olarak devletin yükünü de hafifletiyor. Eğitimde yaşanan sorunlar hepimizi ilgilendiriyor. Cumhurbaşkanımızın eğitimde başarısız olunduğunu söylemesi aslında herkese ciddi görevler yüklemektedir. Herkesin eğitimde yaşanan sorunları kendisine dert edinmesi gerekir. Çünkü her yerde hep şikayetler dillendiriliyor.

Peki bu sorunları çözmek için neler yapılmalı şeklindeki bir soruya ise şu şekilde cevaplar vermeye çalıştım.

Eğitimde yaşanan sorunların ve gençlerimizin iyi yetiştirilememesinin sorumlusu olarak sadece öğretmenleri görmek, öğretmenleri günah keçisi olarak ilan etmek yanlıştır. Her şeyi öğretmenden beklemeyelim. Çalışan anne ve babaların çocukları ile ilgilenmeleri gerekir. Bir ağacın yetişmesi için bile belli bir süreye ve bakıma ihtiyaç varken bizler çocuklarımızı okula gönderince onların kısa sürede düzelmelerini bekliyoruz. Çocukların takibi gerekir. Canı sıkılan her vatandaşın Alo 147 hattını arayıp öğretmeni, okulu şikayet etmesi çözüm değildir. Elbette vatandaşın hakkını araması gerekir. Ancak en basit konuları şikayet konusu yapmak doğru değildir. Öğretmenlerden çok şey bekliyoruz. Halbuki herkes kendisini yaşadığı sokaktan, mahalleden sorumlu görmeli. Yanlış gördüklerini düzeltmek için gayret göstermeli. Konu öğretmenlerden açılınca ilme, öğretmene verdiğimiz önemi belirtmek için Hz. Alinin ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ sözünü hatırlıyoruz. Ne yazık ki bugün bize birçok şeyi öğreten öğretmene köle olmak yerine öğretmenin bize köle olmasını istiyoruz.

Tabi ki devletten aldığı maaşa karşılık öğretmenden beklentilerimiz olacaktır. Ancak bu beklentileri o kadar çok abartıyoruz ki istiyoruz ki adeta öğretmen her türlü sitemin, haksız eleştirilerin de gereğini yerine getirsin. Buna hakkımız yok. Öğretmen de bir insandır. Öğretmenin de temel hakları vardır. Öğretmeni bir şamar oğlanı gibi görmek yanlıştır. Elbette öğretmenlerimizin de birçok eksiği vardır. Onların da kendilerini yenilemeleri, düzeltmeleri gerekir. Ancak kimse başkalarının yapmaları gereken görevlerini, ihmallerini konuşmuyor ve sadece öğretmen hedef seçiliyor ise bu haksızlığa ve adaletsizliğe izin vermemek gerekir. Büyükşehirlerdeki ailelerin yaşadıkları sorunlar çocukların eğitimlerine de yansıyor. Çocukları ile ilgilenmeyen veli öğretmenden çok şey istiyor. Eğitimde yaşanan sorunlara çözüm bulmak için aile, sokak, mahalle, okul, medya ve devlet gibi taraflar birlikte hareket etmelidir.

Herkesin yaşanan sorunları kendisi için dert edinmesi gerekir. Bir yanlış gördüğü zaman seyirci olmaması gereken duyarlı bir Müslümanın her zaman için bir derdinin ve değerlerinin olması gerekir. Her vatandaşın bir başkası tarafından saygı gösterilmesi gereken kırmızı çizgileri olmalı. Ülke olarak kendi sorunlarımızı çözemez isek dünyanın umudu olan Türkiye bir süre sonra umut ülkesi olmaktan çıkar. Şair ve fikir adamı Sezai Karakoç’un ifadesiyle ‘kötülüklerin kökünü tamamen kazımak zordur. Ancak güzelliklerin sayılarını çoğaltabiliriz.’ Yaşananlardan şikayetçi olan veliler, okul idarecileri, devleti idare edenler, eğitimciler kısacası herkes eğitimin çözüm bekleyen sorunlarını çözmeyi kendileri için dert edinmeli. Bu işler ehliyet ve liyakat esasına göre ve kadim değerlerimiz ışığında çözüme kavuşturmalı. Öğretmenler günü vesilesiyle bu sorunlara da dikkat çekmek gerekir.

Kendisi de çeşitli sohbetler yapan ve hatip olan Mürsel Başer beyefendiden vatandaşlara söz hakkı verdiğimden dolayı takdir almak ise benim için ayrıca güzel bir teşvik oldu. İlçemizdeki ve mahallemizdeki, sohbetlere devam etmek gerek. Sohbet hem bilgilendirir hem de muhabbeti arttırır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mahmut BALCI Arşivi