ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU VE PROFESYONEL OKUL YÖNETİCİLİĞİ

Ak Parti’nin seçim beyannamesinde eğitimle ilgili iki önemli hedef göze çarpıyor, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Profesyonel Okul Yöneticiliği. Her ikisine de acil ihtiyaç olduğunu söyleyebilirim.

Öğretmenlik Meslek Kanununa neden ihtiyaç var? Hukukçular, doktorlar, askerler, polisler gibi birçok meslek grubunun kendine özgü kanunu varken; toplumu dönüştüren çok önemli bir ihtisas mesleğini icra eden öğretmenler, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile normal memur statüsüne tabi tutulmaktadırlar. Bu kanun, öğretmenlik mesleğinin ihtiyaç duyduğu birçok düzenlemeyi içermiyor. Bugün öğretmenler atanırken, yer değiştirirken, yükselirken, cezalandırılırken ve ödüllendirilirken, 657’nin yanında 1702, 1739, 4357, 4483 gibi değişik birçok kanuna muhatap oluyor. 

Öğretmenlik Meslek Kanununun olmaması, öğretmenlerin rollerini yerine getirirken zorlanmasına, hak kayıpları yaşamasına sebep olmaktadır. Mevcut kanunlarda cezalar ayrıntılı yazılırken, öğretmeni teşvik edecek, ödüllendirecek bir düzenlemeye ihtiyaç bile duyulmamıştır. Öğretmeni ödüllendirirken, öğretmenin başarı kriteri olamayacak şekilde kamu zararını önleme ve kamuya kar sağlama kriteri kanunlarda tanımlanmıştır.  Bu durum amirlere, öğretmenler konusunda keyfi davranma fırsatı vermektedir.

Kısaca öğretmenlik mesleğini, toplumsal dönüşümü sağlamada içine düştüğü rol zayıflığından kurtaracak, özgün çalışma ortamı oluşturacak, potansiyelini sonuna kadar eğitime katacağı ortamı hazırlayacak, hakları ve sorumlulukları açık seçik tanımlayacak bir meslek kanuna ihtiyaç vardır.

Seçim beyannamesindeki bir diğer hedef ise Profesyonel Okul Yöneticiliğidir. Son yıllarda yapılan değişiklikler ve yaşanılan sıkıntılı süreçlerden sonra; güçlü ama iş üretmeyen, buyurgan, ulaşılması zor, okulunu çiftlik gibi yöneten bürokratik idareciler gitmiş; yerlerini iletişimi daha güçlü, çalışkan, değer katan, ilişkilerini yönetişim kavramı etrafında şekillendiren ve harika işler yapan okul idarecileri almıştır. Ancak mevcut idareciler, eski idarecilere göre kanun ve düzenlemelerle çok daha zayıf bir duruma getirilmişlerdir.

Profesyonel Okul Yöneticiliği ile okul yöneticiliği, profesyonel bir meslek haline getirilmeli, idareciler dört yıllığına ikinci görev olarak görevlendirilmekten kurtarılmalıdır. Kariyer ve liyakat esas alınmalı, klasik yönetici değil, eğitim lideri kavramı ön planda tutulmalıdır. Politikacılar, “ikinci görev” yöneticiler de  “asıl işimiz öğretmenlik” masalını unutmalı; başarılı olan, memnuniyet ve değer üreten, ter akıtan okul yöneticileri, arkalarına bakmadan, bütün enerjilerini eğitime ivme katmaya çaba göstermelidirler. İletişimi zayıf, iki kişiyi yönetmekten aciz olanları da sistemden ayıklayan bir mekanizma olmalıdır.

İyi hazırlanmış Öğretmenlik Meslek Kanunu, Profesyonel Okul Yöneticiliğini de kapsar ve ihtiyacımız olan başarıyı yakalayabiliriz. Zira uluslararası sisteme kafa tutan, emperyalist düzene çomak sokan, adaletsiz dünya düzenini değiştirmeye talip olmuş ve çok kritik bir aşamaya gelmiş bir ülkenin eğitim sistemi, mevcut yapısıyla kendinden beklenen başarıyı yakalamayacaktır.

Ak Parti’nin seçim beyannamesinde, eğitime ayrılan on sayfanın, on altı yılda yapılanların sıralandığı giriş kısmında belirtilen büyük adımlara rağmen beklenen başarıya ulaşılamaması, öğretmen ve yöneticiliğin ihmal edilmesindendir. Binalara, alt yapıya ve teknolojiye yapılan yatırımlar elbette anlamlıdır ancak eğitimin ana yük taşıyanı öğretmendir, okul yöneticisidir. Zaman kaybetmeden bir yerden başlamalı ve atıl kalmış büyük bir potansiyel aktif hale getirilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Talat YAVUZ Arşivi