YENİ MÜFREDATA DAİR DEĞERLENDİRME

YENİ MÜFREDATIN BAŞARISI İÇİN YAPILMASI GEREKEN BAŞKA ÇALIŞMALAR DA VAR

Yeni Müfredat Hayırlı Olsun. Yaklaşık bir yıldır devam eden Yeni Müfredat çalışmalarını izledim, toplantılara katıldım ve basına yansıyan yazılar yazdım. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın 18 Temmuz 2017 tarihinde bir basın toplantısı ile Yeni Müfredatı duyurması üzerine müfredata bakarak düşüncelerimi özet olarak paylaşmak istedim. Bu yazıyı kaleme almamda biraz da Seta Vakfının 12 Temmuz 2017 tarihinde düzenlediği Uluslararası 15 Temmuz Darbe Sempozyumunda ayaküstü sohbet etme imkânı bulduğum MEB müsteşarı Yusuf Tekin’nin eğitim uzmanı yazarların, akademisyenlerin MEB’in yaptığı çalışmalar hakkında değerlendirme yazıları yazmadığından yakınmasını etkisi oldu.

Öncelikle belirtmeliyim ki vatandaşın genel algısı MEB’da her şey sıkça değişiyor. Bu algı yanlış olsa da haklılık payı da var. Başta bakanlar sık değişiyor. Ve bakanlar sınıftan gelen, sorunları birebir yaşayan öğretmen kökenli değil. Değişim olmalı. Ancak bu değişimler kalıcı olmalı.

Bilmeyenler için belirtelim ki Türk Dil Kurumuna göre müfredat eğitim bilimi, Öğretim programı demektir. Milli eğitim bakanlığının daha önceki isminin Maarif Bakanlığı olduğunu dikkate aldığımızda müfredatın ve maarifin de aslına uygun yapılandırılması gerekmektedir. Yani işe önce tarif, arif, maarif gibi temel kavramlardan başlamak gerekir. Önce anlama merkezli olmalı.

Maarifimiz başta Mehmet Akif Ersoy, Nurettin Topçu gibi milletimizin temel değerlerine bağlı kişilerin düşünceleri doğrultusunda yeniden şekillenmelidir. Bu girişlerden sonra şimdi ise Yeni Müfredat'a dair görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Yeni Müfredatın tanıtıldığı gün sosyal medya hesabımdan da paylaştığım üzere Yeni Müfredatın öğrenme ve eğitimin değerler-beceriler merkezli olması bu konular üzerine seminerlere katılan, seminerler veren biz eğitimcileri haklı çıkardı. Birçok eğitimci benim bu konuda yayınlanmış kitabımın da ismi olan ‘Değerleri Yaşamak Ve Değerleri Yaşatmak’ başlıklı söyleşiler için çeşitli eğitim kurumlarına gittiğimi bilirler. Birileri bizim bu emeklerimizi görmese de biz çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Yeni Müfredatın başarısı için önemden önce değerli olan tercih edilmeli, değerli olan, değerleri olanlar öne çıkarılmalı. Kadim değerlere bağlı, değerleri olan, bilen, birikim sahibi öğretmenler ve idareciler öne çıkmalı. Değerlere ve eğitimine acılardan, dramlardan önce önleyici, ıslah edici, vazgeçilmez temel ölçüler, temel değerlerimiz olarak bakmalı. Madde bağımlısı gençlerin birçok kişiye zarar vermeye başlaması üzerine açıklama yapan adalet bakanımız sayın Bekir Bozdağ ‘uyuşturucu satanları ihbar edin’ demesi çözüm değildir. Asıl çözüm bu genlerin bu bataklığa düşmesine önceden engel olmaktır. İşte bu konularda elimizin altında çözüm olarak bekleyen değerlerin yani kırmızı çizgilerin, helal-haram bilgisi, etik kurallar herkese okul öncesinden başlanarak verilmeli. Kem alet ile kemalat olmaz: Yani bir işten iyi sonuç almak o için iyi yol ve yöntemlerle yapılması gerekir. Öğretmenler değer merkezli programlarla yetiştirilmeli. İdarecilere değer kazandırmalı, idareciler değer kazandırmalı. Eğitimciler okulda eğitimin kalitesi, değerlerin öğrencilere aktarılması ile ilgilenmek yerine mecburen okulların fiziki, maddi sorunları için vakit harcamakta. Bu emekler bir noktadan sonra da şikayet konusu olmaya başlamaktadır.

Her ne kadar yeni müfredat medyaya daha çok ‘Okullara cihad dersi geliyor, Atatürkçülük kaldırıldı, evrim teorisi kaldırıldı…’ şeklinde bazı yorumlarla gözden düşürülmeye çalışılsa da yeni müfredat birçok yeniliği içermektedir. Ancak yenilik yetmez yeniliklerin uygulanması önemlidir. Yeni müfredatın başarılı olması için uygulayıcılar çok önemli. Kadrolu öğretmenlerle birlikte aynı dersi veren ancak 1/3 oranında düşük ücret alan ücreti öğretmenler yıl başında ve yıl sonunda yapılan seminerlere, hazırlık çalışmalarına katılmıyor. Sözleşmeli öğretmenler meselesi henüz oturmadı.

İş Hayatına daha erken atılmak için öğretmenlik tercih edilen bir meslek olmaya başladı. Üniversitede derse katılmak yerine fotokopi merkezlerinden temin edilen notlar ile mezun olan ve bir anda kendisini sınıfta bulan öğretmen adayları eğitime çözüm üretmek yerine kendileri bir süre sonra sorun olmaya başlıyor. Nurettin Topçunun yaptığı gibi öğretmen sınıfa bir ibadethaneye giren bir duyarlılıkla giriyor ise başarılı ve etkili olur.

Takip ettiğim kadarıyla Yeni Müfredat Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şikayetçi olduğu kültür ve eğitim alanındaki başarısızlığı gidermeyi ve Asımın Neslini yetiştirmeyi hedefleyen bir niyetle teşvik edilerek hızlandırıldı. Peki istenen gerçekleşecek mi sorusunu da düşünmeden edemiyoruz. Milli Eğitim için yapılan (bazı yerlerde ise ihtiyaca göre ve adilce yapılmayan) bu kadar yatırıma rağmen öğrenciler neden milli, dini değerlerden uzak durmakta sorusuna da cevap aramak gerekir. Gençlerimizin bazı yerlerde 15 Temmuz Darbe Girişimine karşı gösterdikleri direniş çok anlamlıydı. Ancak bu direniş ne yazık ki bu direnişin üzerinden daha bir yıl geçmeden direniş, destan kontrollü darbe iddiaları ile sulandırılmaya çalışılmakta. Referandumda %48 hayır oyunun çıkması ve bunda genç nesillerin de oyunun ve hatta Ak Partili seçmenin çocuklarının da hayırcı olması dindar bir nesil yetiştirilmesi için ciddi yatırımlardan istenen sonucun çıkmadığını göstermektedir. Bu aynı zamanda MEB politikalarının da yetersiz kaldığını göstermektedir. Bilginin sınırsızca dolaştığı günümüzde Asımın Nesli dediğimiz model bir nesil yetiştirmek için çok emek harcamak gerekir. Bu gerçeğinin de dikkate alınması gerekir diye düşünüyorum.

Yeni müfredatın başarısı için eğitimin de iyi yönetilmesi gerekmektedir. Türkiye’de eğitimin ve eğitim camiasının ciddi sorularında biri de eğitim yöneticilerinin yaşadığı sorunlardır. Haziran ayının sonunda açılan okul idareciliği kadrolarına müracaatlar beklenenin altında olunca şartlar hafifletildi. Esnek hale getirilen şartlar sayesinde iki üç yıllık öğretmenler idareciliğe geçerek eğitimi yönetemez hale getireceklerdir. Birçok öğretmen hatta daha önce idarecilik yapmış idareciler okullarda yaşanan mali, fiziki ve idari sorunları görünce okul idarecisi olmak istemiyor. Öğretmenler şöyle düşünüyor: ‘dersime girer ders bitince evime ya da işlerime bakar, sosyal ortamlara giderim.’ Birçok öğretmenimizi kültürel ortamlarda, çarşıda, kitapevlerinde, seminerlerde görmek yerine avm’lerde görmek mümkündür…

Yeni Müfredatın başarısı için eğitim yöneticilerinin yaşadıkları sorunlar meselesini bir örnekle biraz açmak istiyorum. Hükümete mal edilmesin diye bir ay öncesine kadar kamuoyu ile paylaşmadığım bir meselemi burada özet olarak paylaşmak istiyorum: İstanbul Esenlerde birçok eksiği ve sorunu olan, normal ortaokuldan imam hatip ortaokuluna dönüşen, parasız pulsuz, sorunlu Aksoy İmam Hatip Ortaokulunda yaklaşık iki yıl gece gündüz demeden canla başla müdür olarak görev yaptım. Okulumuz son Teog Sınavlarında Esenlerde derece de yaptı. Ancak ikinci yılın sonunda adeta çok koşturmanın mükafatı olarak yaşadığımız zorluklar görülmeden şikayetler abartılarak, yönlendirilerek cezaya dönüştürüldü ve idarecilikten alındım. Mağdur edildim. Derdimi anlatmakta zorluk çektim ve çekiyorum. Suçum ise 2016-2017 eğitim ve öğretim döneminin başında velilerden okula bağış yapmalarını talep etmek, ön kayıt yapmak, öğrencileri mülakata almak. Bu fiillerden dolayı önce maaş kesme cezası akabinde ise nezaket ve hukuk dışı bir süreç işletilerek normal bir ortaokula öğretmen olarak gönderildim. Ben o süreçte birkaç gün yıllık izin kullanırken (şuan bile yaklaşık 40 günlük kullanmadığım yıllık iznim duruyor) evraklarımı resen yeni bir okula gönderdiler. İstanbul İl Disiplin kuruluna itiraz ettim. İtirazım kabul edildi. Ancak suç olmaktan çıkarılan cezam kaldırıldığı halde bu karar sonrasında durumumda herhangi bir değişiklik olmadı. Ben görevime iade edilmediğim gibi, yıpratıldım, itibarım zedeleniyor ve soruşturma gereği diye gönderildiğim bu yeni okulda (İntikam duygusu ile gönderildiğim) üç yıl süre ile görev yapmak zorunda kalacağım.

Yeni Müfredatın başarısı için bu ve benzeri olayları yaşayan, duyan eğitimciler eğitim yöneticisi olmaktan uzak duracaklardır. Elbette bazı hevesliler, çıkarcılar, birilerince sevilenler olacaktır. Ancak onların uygulayacakları veya uygulamaktan imtina edecekleri en iyi müfredatlar baştan başarısızlığa mahkum olacaktır.

Ne yazık ki Milli Eğitim Bakanlığı benim de branşım olan seçmeli derslerde başarısız oldu. İmam hatip ortaokulu mezunu olmuş öğrenciler tercihlerinde imam hatip okullarını istemiyor. Fırsat bulursam strateji belgesi, imam hatip okulları vizyon belgesi, ve bu iki konu hakkında ilerleyen günlerde görüşlerimi eğitim camiası ile paylaşmak istiyorum.

Özet olarak söylemem gerekirse Yeni Müfredatı birçok yeniliği içermektedir. Ancak yeni müfredatın başarılı olması için yapılması gereken acil çalışmalar var. Bunlar uygulayıcılara yönelik iyileştirmeler, mesleki çalışmalar, eğitim kurumlarında yaşanan yapısal sorunlar, ders kitapları, materyaller, fiziki mekânlar düzelmedikçe başarı şansı azalacaktır. Olaya önyargılı olmadan bakmak, kes kopyala yapıştır ve gönder değil emek mahsulü önerilerde bulunmak gerekir.

Yarın İçin Bugünden sloganı ile işe başlanan ve ilan edilen Yeni Müfredatın başarı ile uygulanması için eğitimin tüm paydaşlarının taşın altına elini koyması gerekir.

Saygılarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mahmut BALCI Arşivi