İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ BAĞLAMINDA İNFAZ VE KORUMA MEMURLUĞU MESLEĞİ

Bu yazıda infaz ve koruma memurluğu mesleğini bu sefer de ‘’ insan kaynakları yönetimi‘’  kavramı açısından değerlendirmeye çalışacağız. İnsan kaynakları yönetimi kavramı kurum ve insanları, özellikle de infaz ve koruma memurluğu mesleğinin ihtiyaç duyduğu ya da diğer meslek gruplarından görece eksik kaldığı; sınıflandırma, kariyer yönetimi, motivasyon, yükselme, ücret yönetimi, ödüllendirme, emeklilik gibi durum ve kavramları ayrıntısıyla değerlendirir. Temel ilkeleri; tarafsızlık, eşitlik, yeterlilik, sınıflandırma, kariyer, adil ve yeterli ücret, hizmet içi eğitim, uzman kişilere başvurma, güvence, halef yetiştirme, yönetimi geliştirme olan insan kaynakları yönetimi kavramı bu sayılan ilkelerden de anlaşılacağı üzere infaz ve koruma memurluğu için elzem bir olgu durumunda olmaktadır. Bu incelemeyi yaparken üniversitelerimizin insan kaynakları yönetimi dersi içeriğine bağlı kalan; Nobel Yayınlarından çıkan ve müelliflerinin Nuri TORTOP, Burhan AYKAÇ, Hüseyin YAYMAN, M.Akif ÖZER olduğu ‘’ İnsan Kaynakları Yönetimi‘’ kitabından faydalanarak, bu kitaptan sık sık alıntılarla İKY’yi (insan kaynakları yönetimini) İKM (infaz ve koruma memurluğu) mesleği özelinde referans alacak şekilde bir değerlendirmede bulunacağız.

MODERN İKY KAVRAMINDA GÖREVDE YÜKSELMELERDE HERKES EŞİTTİR!

Sayfa 80: ‘’ Gerek kamu kuruluşlarında gerekse özel sektörde eşitliğin üç düzeyde sağlanması gerekmektedir: Bunlar; fırsat eşitliği (herkese aynı şansın tanınması), yükselme eşitliği (örgütlerde bazı gruplara alt seviyede işler verilirken üst düzey işlere yükselmesinin önlenmemesi) ve paylaşma eşitliği (örgütlerin eşitlik konusunda yasal hükümlerin uygulanmasını kolaylaştıracak politikalar izlemeleri)şeklinde belirtilmektedir.

Eşitlik ilkesi genel olarak bir görevi başarı ile yapabilme gücünü belirtmektedir. Liyakat ilkesi olarak da bilinmektedir. Literatürde geniş ve dar anlamda olmak üzere iki şekilde incelenmektedir. Geniş anlamda etkili ve verimli personel sisteminin kurulmasına imkan veren kural ve uygulamalar bütünüyken, dar anlamda belli bir göreve uygun kişinin getirilmesini belirtmektedir. Yalnızca örgüte girişi değil, İKY sürecinin diğer yönlerini, örneğin yükselme ve ücretlerde yetenek ve başarı ilişkisinin göz önüne alınmasını ve çalışanlar için uygun çalışma koşullarının oluşturulmasını gerektirmektedir. Tüm bu süreçte açık yarışma sınavlarının düzenlenmesi, bunların yeterli şekilde duyurulması, ilgilenen herkese başvurma fırsatının tanınması, aranan koşulların gerekçeli olması, kişiler arasında ayrım gözetilmemesi, yeteneğe göre sıralamaya imkan veren bir seçme ve değerlendirme yönteminin uygulanması ve sonuçlar hakkında bilgi verilmesi bir zorunluktur. ‘’ Yani modern bir İKY anlayışında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünde çalışan kadrolardan; İKM’lerin beş senelik hizmet şartı ile girebildikleri idare memurluğu ve şeflik sınavlarına, idari ve güvenlik personeli dahi olmayan; öğretmen, psikolog, sosyolog ve sosyal çalışmacı kadrolarının üç senelik hizmet sonrası şeflik ve idare memurluğu sınavına girmesi yukarıda bahsedildiği üzere ‘’ liyakat‘’ ilkesine uygun değildir. Unutulmamalıdır ki müdürü ve idare memuru olmayan kurumların amiri infaz ve koruma başmemurudur. İnfaz ve koruma memurları eğitim şartlarını taşıdıktan sonra diğer kadrolarla birlikte eşit sürede hizmetten sonra eşit şartlarda görevde yükselme sınavına girebilmelidir. Yukarıda da değinildiği üzere: ‘’ ilgilenen herkese başvurma fırsatının tanınması, aranan koşulların gerekçeli olması, kişiler arasında ayrım gözetilmemesi ‘’ gerekmektedir. Eğitim şartları tutan memurlar arasında ayrıcalıklı bir durum var ise bu somut bir gerekçeye dayanmalıdır. 1982 Anayasamızın 10. Maddesi ve 70. Maddesinde şu ibareler bulunmaktadır: ‘’ Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmaz.‘’ ve ‘’ Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilmez‘’ denilmektedir. Aynı zamanda daha Cumhuriyetimizin ilk yıllarında 788 Sayılı Kanun’da da (6. madde) çalışma yaşamında bir fark ve ayırıcı işlem olmayacağı belirtilmiştir.

MODERN İKY ANLAYIŞINA GÖRE KARİYER BAĞLAMINDA EN ÜST MAKAMLAR BİLE BÜTÜN MEMURLARA AÇIKTIR!

Bir İKM göreve geldiği günden itibaren liyakat ilkesi gereği gerekli yeteneğe ve liyakate haiz ise çalıştığı teşkilatının en üst makamı olan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Makamına kadar yükselebilmelidir. İKM mesleği bir kariyer memurluğu mesleği haline getirilmelidir. Bir İKM dünya standartlarında da genel kabul olduğu üzere ceza infaz kurumu müdürlüğü makamından sonra Genel Müdürlükteki makam ve ‘ rütbelere‘ yükselebilme şansına sahip olmalıdır. Bu şekilde ifa edilen göreve sahip çıkma ve teşkilatta kariyer planlama adına memurlar yüksek performans gösterip teşkilata bağlı kalarak meslek değiştirmeyi düşünmeyecektir. Tecrübe, kıdem ve liyakat esasına göre yüksek makamlara kadar yükselebilen memurlar teşkilatın sorunlarına en iyi şekilde vakıf olacağından sorunlar ast mevkilerden üstlere organik bir şekilde iletilebilecek ve gerçekçi çözümlerle kalite artabilecektir. Ayrıca bu kariyer anlayışının yazının ilerleyen bölümlerinde değinilecek olan teşkilatlarda ‘’ norm kadro’’ planlaması ile de doğrudan ilgisi de vardır.  Sayfa 81: ‘’ İKY’de genel anlamada kariyer yaşam boyu bir uğraş ve bir iş olarak tanımlanmaktadır. Daha spesifik anlamıyla ise, bir kimsenin normal olarak genç yaşlarda ilerleme umuduyla girdiği ve emekli oluncaya kadar sürdürdüğü onur verici bir iş olarak görülebilir. Kariyer, yapısı itibarıyla hiyerarşi ilkesine göre örgütlenmiş, içinde türlü düzeylerde görev yerleri bulunan bir gruptur. Kariyer içinde bir düzeyden diğerine yükselme, düzenli ve yavaş gerçekleşir. Bu şekilde ömür boyu sürer.‘’

MODERN İKY ANLAYIŞINDA EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET VARDIR! EMNİYET VE JANDARMA TEŞKİLATLARI MEMURLARI MAAŞLARI İLE CTE TEŞKİLATI MEMURLARI MAAŞLARI BİRBİRİNE YAKIN OLMALIDIR!

Sayfa 81: ‘’ İKY’nin getirdiği sistemde adil ve yeterli ücret belirlenirken üç temel ilkeye göre hareket edilmelidir. Bunlar; ücretin yapılan işe göre ödenmesi, eşit değerde iş yapanlara eşit ücret ödenmesi yani örgütsel amaçlara en çok katkıda bulunana en yüksek ücretin ödenmesi ve son olarak da ücretlerin piyasa ücretleriyle karşılaştırılabilir olmasıdır.‘’ Bu bağlamda eşit iş eşit ücret prensibine göre İKM’nin maaşı ülkemizdeki diğer güvenlik teşkilatları ve dünyadaki benzer işi yaptığı meslektaşları ile benzerlik göstermelidir. Türkiye Cumhuriyeti ‘’ örgütü‘’ bağlamında infaz, ıslah, asayiş, genel ve özel ve genel önlemeye yardımcı olmanın yanında ceza infaz kurumlarında ihtiyaç duyulduğunda ya da acil durumlarda katipliğin, mübaşirliğin, itfaiye memurluğunun, acil tıp teknisyenliğinin, eczacının görevlerini dahi üstlenen İKM’ler Devletimizin amaçlarına büyük katkılar sağlamaktadır. En azından benzer işi yaptığı ülkemizdeki güvenlik teşkilatı mensupları ile benzer maaşı hak ettikleri açıktır. Bunun içinse ilerde değinilecek olan ‘’ kadro sınıflandırması‘’ şarttır! Bu duruma özel olarak ücretlerdeki iç denge ilkesini de inceleyecek olursak, sayfa 259: ‘’ İç denge ilkesi kamu kuruluşlarında ödenen ücretlerin kendi aralarında kişilerce karşılaştırılmasıdır. Böyle bir karşılaştırma birçok güçlükleri yenmek zorundadır. Kamu kesiminin kendi içinde ücret karşılaştırması yapmak belli başlı üç nedene dayanmaktadır: Kamu kuruluşlarında görülmekte olan işlerin tümü, aynı güçlük ve sorumluluk derecesinde değildir. Ücretlerin, yapılan işin güçlüğüne ve üstlenilen sorumluluğun derecesine göre saptanması, türlü iş ve meslek dalları arasında bir karşılaştırma yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Kamu kesiminde sınıf, meslek veya çalışanların birbirine oranla ne ücret almaları gerektiği, iş değerlendirmesi, teknikleri ile ortaya konabilir(…)‘’ Aynı zamanda Jandarma ve Emniyet teşkilatı mensuplarının ‘’ terör tazminatı adı altında‘’ faydalandığı, iyi bir ücret sisteminin özelliklerinden olan bölgelere ve durumlara göre farklı aylık uygulaması (terör, iklim, mahrumiyet, pahalılık, kira gibi) cezaevi teşkilatında da var olmalıdır.

İKM MESLEĞİNİN ‘’ SÖZLEŞMELİ’’ ŞEKİLDE YAPILMASI MODERN İKY ANLAYIŞINA AYKIRIDIR! BÖYLE RİSK ARZ EDEN BİR MESLEĞİN SÖZLEŞMELİ YAPILMASI UYGUN DEĞİLDİR!

Sayfa 81: ‘’ İKY’de güvence ilkesi özellikle kamu görevlileri için geçerlidir. Kamu görevlilerinin istenen verimliliğe ulaşabilmesi için, ağır bir kusur işlemedikçe işlerini ve buna bağlı haklarını yitirmemeleri gerekmektedir. İlke kamu yönetiminde iki şekilde görülmektedir. Bunlardan mevki güvencesinde belirli mevkilerden uzaklaştırılmama söz konusudur. Bu genelde hakimlik ve öğretim üyeliği gibi bazı mesleklerle sınırlandırılmıştır. Hizmette kalma veya iş güvencesinde ise kamu görevlilerini kazanılmış hakları ile memurluk statülerinin korunması söz konusudur. Bu şekilde kamu görevlileri her türlü tehlikelere karşı korumalı bir statüye tabi kılınmaktadır.‘’ Görüldüğü üzere riskli şekilde ifa edilen İKM mesleği sözleşmeli bir şekilde icra edilebilecek bir meslek görünümünde değildir. Ülkemizde diğer sözleşmeli mesleklere bakıldığında, mesela ‘’ uzman çavuşluk’’, ‘’ uzman er ve erbaşlık’’ mesleği ele alındığında bu meslekte görev ifa edenlerin belediye memurluğu gibi birçok diğer kamu memurluklarına geçiş hakkı mevcuttur. Bu mesleği yapanların da sözleşmeli olması ‘’ vatan savunmasının sözleşmesi olmaz!‘’ yüksek anlayışıyla kabul edilemez lakin en azından sözleşmeli İKM’lere göre maaş durumu daha iyi olmakta ve kamu kurumlarına geçiş hakları bulunmaktadır. Örnekte görüldüğü üzere diğer risk arz eden sözleşmeli kamu mesleklerinin sözleşmeli İKM’ye göre avantajları ve hakları çoktur. O yüzden İKM mesleği sözleşmeli yapılamaz çünkü risk arz etmekte ve ‘ sözleşme’ memurun verimini düşürebilecek bir durum olmaktadır. Ayrıca şuradaki tanımlara göre İKM mesleği ‘’ sözleşmeli personel’’ tanımına değil, ‘’ diğer kamu görevlileri’’ tanımına uymaktadır. Sayfa 151: ‘’ Sözleşmeli Personel: Kalkınma planlarında, yıllık programlarda ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi, iş birliği için gerekli olan zorunlu ve istisnasi durumlarla sınırlı olmak üzere, özel bir meslek bilgisine ve uzmanlığına gereksinme gösteren geçici işlerde sözleşme ile çalışan ve işçi sayılmayan kamu görevlileridir. Diğer kamu görevlileri: Bu kavram kamu hukuku ilişkisi bulunan ve hizmetin asil elamanı sayılabilecek bir görevde çalışanları kapsamaktadır. Memurlar dışında kalan ve üniversite öğretim elemanları, yargıçlar ve askerler gibi ayrı personel kanunları ve rejimleri bulunan görevlilerdir.‘’    

MODERN İKY ANLAYIŞINA GÖRE İKM MESLEĞİ DMK’DA AYRI BİR SINIF TANIMI ŞARTTIR! (KADRO SINIFLANDIRMASI)

İKY’de ‘’ sınıflandırma’’ ilkesi gereğine bakıldığında ise İKM mesleği güvenlik, ıslah, infaz, asayiş, özel ve genel önleme konularında özel önem ve özel durumlar arz ettiği için mevzuatta ve fiiliyatta ayrı bir sınıflandırmada yer almayı hak etmektedir. Sınıflandırma özlük haklarının tanımlanmasından, ifa edilen görevde güvence ve netliğe kadar birçok fayda sağlayacak ve memurların yıpranmasını önleyecektir. Zira benzer işi yapan Jandarma teşkilatımız ve Emniyet teşkilatımız hem 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda ayrı bir sınıfta yer almakta hem de memurları ve ifa ettikleri görevleri özel personel kanunlarına tabi durumdadır. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan İKM’ler 657 sayılı kanundaki sınıflandırmadan ve de özel personel kanunlarından mahrumdur. Bu durum görev ve özlük hakları konusunda İKM’leri tartışmasız bir şekilde güvenceden yoksun bırakmakta ve onları yıpratmaya sebep olabilmektedir. Sayfa 80-81: ‘’ İKY’nin bir diğer temel ilkesi olan sınıflandırmanın temel özelliği ise, devletin yerine getirdiği kamu hizmetlerini ve bu hizmetlerde çalışan kamu görevlilerini hizmetin ve görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre gruplara ayırmasıdır. Uygulamada devletin üstlendiği görevleri gereği gibi yerine getirebilmesi, görevlerin açık bir şekilde tanımlanmasına ve görevlilerde bulunması gereken niteliklerini önceden belirlenmesine bağlıdır. Görev ile hizmet arasındaki ilişki ise sınıflandırma ile kurulacaktır.‘’ Sayfa 243: ‘’ Sınıflandırma, bir veya daha fazla özellikleri yönünden birbirine benzeyen unsurları, sınıflar halinde gruplandırma işlemi veya bir başka deyimle söz konusu unsurları özelliklerine göre ayırma ve düzenleme işlemidir.‘’ Bu anlayışa göre İKM mesleği DMK’daki Emniyet Hizmetleri Sınıfında bile tanımlanabilir lakin İKM mesleğini amirleri ile birlikte BİR ÇATI ALTINDA BİR MESLEK OLARAK ayrı bir sınıf tanımlamak daha sağlıklı olacaktır. Sayfa 243-244: ‘’ (…)Bundan dolayı İKY’de sınıflandırma ayrı bir önem taşır. Çünkü personelin işe alınması, ücret, yükselme, sicil ve eğitim gibi işlemler sürekli olarak sınıflandırma esasına göre düzenlenmektedir.‘’ Buradan anlaşılacağı üzere sınıflandırma ilkesine göre İKM’lerin ve infaz koruma başmemurlarının teşkilatlarındaki en üst amirleri ile birlikte bir meslekte, rütbe piramidi şeklinde tanımlanması gerekmektedir. Yani İKM’lerin üst düzey amirlerinin de; Emniyet, Jandarma ve de dünyadaki diğer infaz ve ıslah teşkilatlarında olduğu üzere, teşkilatlarının memurları gibi üniformalı-rütbeli bir şekilde, İKM’lerle aynı meslekte tanımlanmaları ve sınıflandırılmaları gerekmektedir.  Sayfa 243: ‘’ Bugün tüm dünyada birçok ülkede uygulanan personel sınıflandırma sistemleri kadro sınıflandırması ve personel sınıflandırması şeklinde iki temel ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu ayrımın esası, personelin veya işin sınıflandırmaya temel alınmasına dayanmaktadır. Eğer sınıflandırmada personele yani insan unsuruna ve onun niteliklerine ağırlık veriliyorsa, personel sınıflandırması söz konusudur. Eğer hizmete ve işe önem veriliyorsa , görev ve sorumlulukar sınıflandırmaya temel alınıyor, buna göre iş ve hizmet sınıflandırılıyorsa, kadro sınıflandırması söz konusudur.

KADRO SINIFLANDIRMASININ AMACI, EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET SAĞLAMAK İKEN, personel sınıflandırmasının amacı ise personel alma işini örgütlendirmek ve daha düzenli gerçekleştirmektir. Kadro sınıflandırmasında esas, memurlar değil, kadroların haiz olduğu yetki ve sorumluluktur. Ücretler bu kadrolar esas alınarak, eşit işe eşit ücret ilkesine göre belirlenir. Kadrolara açık yarışma usulüne göre atama yapılır. Kadroların birbirine benzer olanları birer sınıf olarak kurulur. Başka kadroya geçmek isteyenler, kendilerine uygun yer bulur ve ilgili sınavlara girerler. İstisnai ve yüksek kadrolarda yeterlilik ilkesi uygulanmaz.‘’ Şimdi gelişmiş ülkelerdeki sınıflandırma anlayışına bakalım, sayfa 244: ‘’ Rütbe sınıflandırması ise İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde etkileri görülen bir sistemdir. Tipik örneği İngiltere’dedir. Hizmetler niteliklerine göre gruplara ayrılmakta ve bu gruplara gerekli niteliklere sahip olan kimseler alınmaktadır. Personel sınıflandırma sisteminde memur hangi işte çalışırsa çalışsın sahip olduğu rütbe ve derece esastır. Ödev yetki ve sorumluluğunun azalması ve çoğalması ücretini etkilemez. Oysaki kadro sınıflandırma sisteminde memur çalıştığı göreve göre, daha az yetki ve sorumluluk taşıyan bir göreve atandığı zaman alacağı ücrette bir azalma olur.‘’ Anlaşılacağı üzere modern İKY anlayışında artan sorumluluk ve yetki ile birlikte maaşta da bir artış söz konusu olmalıdır lakin infaz ve koruma baş memuru ile onun da amiri olan idare memuru maaşındaki durum biraz farklıdır. Dördüncü derecenin birinci kademesine kadar infaz ve koruma başmemuru maaşı İKM ile aynı, idare memuru maaşı ise İKM’den düşüktür. İdare memurunun maaşının düşük olması İKM ile idare memurunun aynı mesleği yapmaması ve dolayısıyla özel hizmet tazminatı puanının aynı olmaması durumundan da kaynaklıdır. Personel rejimindeki bu aksaklıklar ülkemizdeki diğer güvenlik teşkilatları da örnek alınarak düzeltilmelidir. Emniyet Genel Müdürlüğü’nü örnek verecek olur isek polis memurluğundan Emniyet Genel Müdürlüğü makamına doğru bütün teşkilat personeli polislik mesleğini ifa etmekte, üniforma giymekte ve rütbe taşımakta, yetki ve sorumluklarıyla birlikte maaşları da kademeli olarak artmaktadır. Nitekim bu durum İKY de iyi bir aylık sistemi içerisinde bulunması gereken özellikler içinde yer alan güdüleyicilik ilkesine uygundur. Ücret rejimi, kıdem yanında niteliği, başarıyı, ve yükselmeyi isteklendirici ögelere yer veren bir yapıda olmalıdır. Nitelikli bir çalışmayı ödüllendirmek İKY’nin temel ilkelerindendir. Bundan dolayı genel ücret düzeyinin nitelikli performans yararına gerçekleşmesinin koşulları oluşturulmalıdır. Teşkilattaki kurumsallık ve ‘ kadro sınıflandırması’ özlük haklarının teminidir. İKM mesleği 1960 yılında Devlet Personel Başkanlığı’nın kurulmasından sonra hizmet sınıflarının tanımlanması sırasında kendisine yer bulamayarak fırsatı kaçırmıştır. Bu gün ise İKM mesleğindeki memurlarımız organizasyon çabaları ile DMK’da amirleri ile organik bir bütünlük içerisinde yani bir meslek, bir üniforma ve rütbeler çatısı altında toplanmalıdır. Böyle bir görev ifası DMK’da yeni bir hizmet sınıfı tanımını elzem hale getirmektedir.

3600 EK GÖSTERGE BÜTÜN MEMURLARA OLDUĞU GİBİ İKM’YE DE ELZEMDİR!

Modern İKY anlayışına göre, sayfa 386: ‘’ Emeklilik deyimi, belli bir yaşa gelmiş veya belli bir görev süresini doldurmuş bulunan bir memurun, memur statüsünden çıkıp, emeklilik statüsüne girmesi halini ifade eder. Bu statüye girdiğinde kendisine ödenen emeklilik aylığı ise aslında görevde alınan aylık ile aynı hukuksal yapıya sahiptir. Bu yönüyle emeklilik aylığı görev aylığı gibi ödenen bir miktar paradır. Görevin sona ermesinden sonra ödenen ve görev aylığından genellikle biraz daha az oranda ve fakat onun devamı niteliğindedir. Emeklilik aylığının miktarının saptanmasında en önemli ölçüt, memurun görevde bulunduğu zamanki yaşama düzeyi ile orantılı parasal olanaklara sahip olmasıdır.‘’

MODERN İKY ANLAYIŞINDA NORM KADRO ÖNEMLİ BİR YER TUTMAKTADIR, BUNUN CEZA VE TEVKİFEVLERİ TEŞKİLATINDA UYGULANMASI ŞARTTIR; BİR İKM KARİYER VE LİYAKAT İLKELERİ BAĞLAMINDA GENEL MÜDÜRLÜK MAKAMINA KADAR YÜKSELEBİLMELİDİR!

Sayfa 503: ‘’ Norm kadro terimi sözlük anlamıyla; iş analizlerine ve görev tanımlarına dayanılarak yapılan değerlendirmeler sonucunda örgütlerin birimleri ve konumları itibariyle ihtiyaç duydukları insan kaynağının niteliksel ve niceliksel açıdan standart ölçülere bağlanması olarak tanımlanmaktadır. Norm kadro kamu kuruluşlarının görevlerini, amaçlarına uygun bir biçimde etkin ve verimli olarak yerine getirebilmeleri için ihtiyaç duydukları optimal kadroların unvan, sayı, atanacaklarda aranacak nitelikler yönünden belirlenmesi ve bunların kural haline getirilmesidir.‘’ Norm kadro uygulaması devlet kurumlarımızda 2000 yılından yaygınlaşmaya başlamıştır ve niceliksel ve niteliksel açısından standartlaşmanın memurların yıpranmasının önüne geçeceğine dair umut vermektedir. 2000/168 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ‘’ Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Yapılacak Norm Kadro Çalışmalarında Uyulacak Usul ve Esasları‘’na dair düzenlemenin amaçlarından biri olan Norm Kadro Pozisyon Kılavuzunun Hazırlanması maddesine göre, sayfa 507: ‘’ Bu aşamada yapılan iş ölçümlerine ve iş analizlerine bağlı olarak her bir birim için ayrı-ayrı gerekli kadro/pozisyonları hazırlanarak ilgili birimde  çalışması gereken personel sayısı belirlenmiş olacaktır.‘’ Görüldüğü üzere kurumlardaki kadroların mevcut sayısı ve kadrolardaki personellerin niteliklerinin standartlaşması sayesinde teşkilatlardaki kurumsallık artırılmaya çalışılmaktadır. Böylece iş yükünden, verime, işe dair ve işin yapılmasına dair bir takım belirsizlikleri ortadan kaldırmasına ve terfide liyakat, kariyer ilkelerine ve kıdeme kadar birçok uygulamada objektif bir standartlar sağlanmaktadır. Bunun Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nde yüzde yüz bir durumda uygulanması ise şuna benzer örneklerle sağlanabilir: Bir infaz ve koruma memurunun başmemur olabilmesi için hangi eğitimlerden geçmesi gerektiği, bir infaz ve koruma başmemurunun normal şartlarda kaç tane memurun amiri olacağı ve kaç tane hükümlü ve tutukludan sorumlu olacağı ve hangi derecede müdürün yokluğunda onun vekili olacağı ve müdürlük yolunda hangi eğitimleri mutlaka alması gerektiği, ilgili tüzükte bahsi geçen ‘’ sorumlu başmemur’’ kadrosunun niteliklerinin ne olacağı, (ilgili tüzüğe göre mümkün olmamakla birlikte rütbe piramidi esası düşünüldüğünde) birden fazla olup olamayacağı ya da kaç tane baş memurun amiri olacağı ve hangi dereceden müdürün vekili olacağı gibi konulara netlik getirilmelidir. CTE’de müdürlerimizin tasavvur edilebilecek dereceleri, kaç hükümlü ve tutuklu ile personelden sorumlu olacağı ve hangi dereceden müdürün kampüs müdürü olacağı, belli bir yüzde sayısında hangi dereceden müdürün kurum müdürü, daire başkanı, genel müdür yardımcısı olacağı ve Genel Müdürlük makamına yükselecek müdürlerin hangi nitelikleri taşıyacağı sorularına net cevaplar bulunabilir. Böylelikle ülke ve dünya standartlarında kurumsal bir teşkilat yapısı kurulabilir ve bir infaz ve koruma memuru ya da başmemuru kariyer, liyakat ilkeleri ve kıdem esası çerçevesinde hak etmekte ise Genel Müdürlük makamına kadar yükselebilir. Yazımızı konuyu tamamlayıcı bir şekilde; kariyer ve liyakat ilkesi ve kıdem esası çerçevesinde bir polis komiser yardımcısının Emniyet Genel Müdürlüğü makamına kadar yükselebildiği Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatındaki amir görev tanımlamasının standartlarını; yani hangi kadro veya rütbenin hangi görevlerin ifasından sorumlu olduğunu, hangi unvanlara vekalet edeceğinin norm kadro bağlamındaki netliğini bir iki örnekte müşahede ederek bitirelim. Örneğin bir komiser yardımcısının normal şartlarda üstlenebileceği görev unvanları şunlardır: ‘’ Grup amiri, ekip amiri, tim amiri, büro amiri, karakol amir yardımcı, sınıflar amiri yardımcısı, sınıf komiseri, öğretim görevlisi, pilot‘’tur. Dördüncü sınıf emniyet müdürünün üstlenebileceği görev unvanları ise: ‘’ Şube müdür, ilçe emniyet müdür yardımcısı, hukuk müşaviri, şube müdür yardımcısı, öğretim görevlisi, pilot, ilçe emniyet müdürü’’dür. Daire başkanı olabilmek için en az 2. dereceden birinci sınıf emniyet müdürü rütbesine sahip olmak gerekmektedir. Mesela üçüncü sınıf emniyet müdürü ise hiçbir şekil ve surette ilçe emniyet müdür yardımcısı olamaz çünkü görev unvanı ilçe emniyet müdürüdür. Görüldüğü üzere norm kadronun işlediği, uygulandığı kurumsal bir teşkilatta belirli görevlere gelecek yöneticilerin haiz olduğu rütbe nettir, ya da ilgili görevde bulunacak amirlerin taşıyacağı standartlar nettir ve hiçbir amir ve memur liyakat ve kariyer ilkeleri ve kıdem esası çerçevesinde yeteneğinden ve rütbesinden düşük görevlerde çalıştırılarak mağdur edilemez...

Anlaşılacağı üzere norm kadro da bütün teşkilatlara elzemdir!... 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamubiz.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mehmet DAĞLI Arşivi